Başvurucu, hakkında yürütülen kovuşturma kapsamında 28/12/2008 tarihinden bu yana tutuklu olduğunu belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hakkında yürütülen kovuşturma kapsamında 28/12/2008 tarihinden bu yana tutuklu olduğunu belirterek Anayasa’nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 31/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 13/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 12/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 27/12/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve Ergani Sulh Ceza Mahkemesinin 28/12/2008 tarih ve 2008/45 numaralı kararı ile nitelikli cinsel saldırı suçundan tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 9/3/2009 tarih ve 2009/246 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında nitelikli cinsel istismar, çocukların kullanıldığı müstehcen yayınları bulundurmak ve hayasızca hareketlerde bulunma suçlarından kamu davası açılmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 21/6/2012 tarih ve E.2009/113, K.2012/325 sayılı kararı ile başvurucunun çocukların cinsel istismarı suçlarından toplam 108 yıl, cinsel taciz suçlarından toplam 3 yıl, müstehcenlik suçundan ise 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına hükmedilmiştir. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 11/9/2013 tarih ve E.2013/7131, K.2013/8982 sayılı kararı ile müstehcenlik suçuna ilişkin hükmün onanmasına, çocukların cinsel istismarı ve cinsel taciz suçlarından kurulan hükümlerin ise bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtayın bozma kararı üzerine dosya Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/514 esasına kaydedilmiş olup halen derdesttir. Anılan mahkeme tarafından 15/11/2013 tarihinde başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmiş ve başvurucu bu karara itiraz etmiştir. İtiraz mercii olan Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 5/12/2013 tarih ve 2013/210 Değişik İş numaralı kararı ile itirazın reddine hükmedilmiştir. Bu karar 17/12/2013 tarihinde başvurucunun vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5 yıldan fazla tutuklu olduğunu belirterek Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 23/1/2014 tarihli duruşmasında tahliye talebinde bulunmuştur. Mahkeme başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 31/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Çocukların cinsel istismarı” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Cinsel taciz” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Müstehcenlik” kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: “Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Çocukların cinsel istismarı (Madde 103),...” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: “(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.”