11. Hukuk Dairesi 2020/352 E. , 2021/475 K. "" MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.02.2019 tarih ve 2017/1441 E- 2019/169 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.12.2019 tarih ve 2019/3014 E- 2019/1821 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve…
**11. Hukuk Dairesi 2020/352 E. , 2021/475 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.02.2019 tarih ve 2017/1441 E- 2019/169 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.12.2019 tarih ve 2019/3014 E- 2019/1821 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin sermaye artırım kararları sonrasında ödemeleri yaptığı, borcu ödemeyen ortakların paylarının dağıtılması sonucu oluşan borcunun ilk iki taksidini ödediği ancak kalan iki taksidinin ödenmediğini, davalı şirket yönetim kurulunun aldığı karar doğrultusunda müvekkilinin sermaye artırımından kaynaklanan apel borcunu ödemesi aksi halde ödenmemiş hisse bedelini şirket ortaklarına dağıtacağını bildirdiğini, müvekkilinin ödeme yapmadığı için ıskat edilmesi ve bu nedenle sermaye artırım borcundan kurtulması gerektiğini, müvekkilinin davalı şirket alacaklıları tarafından İİK'nın 89/1. maddesi uyarınca haciz ihbarnameleriyle sermaye artırım borcu olduğu kabulüyle taciz edildiğini, müvekkilinin itirazının ise icra ceza davalarıyla sonuçlandığını, itibar kaybına uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete ödenmeyen son iki taksitin toplamı 325.000,00 TL tutarında sermaye artırımından kaynaklanan borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın daha ziyade İİK'nın 89. maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnameleri üzerine açıldığı, davalı şirketin apel konusunda 2012 yılından itibaren hareketsiz kaldığı, davalı şirket tarafından açılmış bir dava ya da başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı, bu konuda davacı yönünden yakın bir tehlikenin varlığına da rastlanmadığı, ceza mahkemesinde görülen sermaye artırımının usulsüz olup olmadığı ya da yasaya uygun olup olmadığı yönündeki tartışmanın ve sermaye artırımına ilişkin kararın batıl bir karar olup olmadığının ayrı bir davanın konusunu oluşturabileceği, diğer yandan haciz ihbarnamesinde alacaklı olarak gözüken kişinin/şirketin bu davada taraf olarak da gösterilmediği, bu kişiye karşı İİK'nın 89. maddesi çerçevesinde açılmış bir dava bulunmadığı, dolayısıyla alacaklı aleyhine hüküm oluşturacak nitelikte bir karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.