Başvuru, ByLock isimli programın verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, bu veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, eksik araştırma ile mahkûmiyet kararı verilmesi, tanık dinletme talebinin reddedilmesi, savcılık ifadesine başvurucu tarafından belirlenen müdafinin katılımının sağlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; ByLock isimli programın verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, bu veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, eksik araştırma ile mahkûmiyet kararı verilmesi, tanık dinletme talebinin reddedilmesi, savcılık ifadesine başvurucu tarafından belirlenen müdafinin katılımının sağlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve aşağıdaki başlıklarda belirtilenler dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan haklara ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. 2019/13583 numaralı başvuru incelenen başvuruyla birleştirilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye'de Fetullah Gülen tarafından kurulan, 1960'lı yıllardan itibaren faaliyette bulunan ve uzun yıllar boyunca dinî bir grup olarak nitelendirilen bir yapılanma mevcuttur. Bu yapılanma süreç içinde "cemaat", "Gülen cemaati", "Fetullah Gülen cemaati", "hizmet hareketi", "gönüllüler hareketi" ve "camia" gibi isimlerle anılmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 22). Anılan yapılanma süreç içinde özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında örgütlenmiş, bunun yanı sıra başta eğitim ve din olmak üzere farklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunmuş; bu faaliyetler dolayısıyla sahip olduğu dershaneler, okullar, üniversiteler, dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek odaları, iktisadi kuruluşlar, finans kuruluşları, gazeteler, dergiler, televizyon ve radyo kanalları, internet siteleri, hastaneler aracılığıyla sivil alanda önemli bir etkinliğe ulaşmıştır. Bu faaliyetlerin yanında bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen de yasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma söz konusudur (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 75). Buna karşılık hareket tarzı ve icraatları öteden beri toplumda tartışma konusu olan bu yapılanmanın örgütlenmesi ve faaliyetlerine ilişkin olarak özellikle 2013 yılı sonrasında pek çok soruşturma ve kovuşturma yürütülmüştür. Bu kapsamda bu yapılanmaya mensup kişilerin -yapılanmanın amaçları doğrultusunda- suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üst düzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat faaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme gibi eylemlerde bulundukları belirlenmiştir. Soruşturma ve kovuşturma belgelerinde, yapılanma Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 22, 27). Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde -yeniden uzatılmayarak- son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğunu değerlendirmiştir (darbe teşebbüsü ve arkasındaki yapılanmaya ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). B. ByLock Programına İlişkin Açıklamalar FETÖ/PDY'nin örgütsel haberleşme için oluşturduğu ve örgüt mensuplarınca kullanılan iletişim yöntemlerinden birinin ByLock uygulaması olduğu özellikle darbe teşebbüsünden sonra örgütle bağlantılı soruşturma ve kovuşturmalarda tespit edilmiştir(Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 23). ByLock haberleşme programıyla ilgili kavramsal açıklamalara, programın tespiti ve adli makamlara ulaştırılması ve adli sürece, programın yüklenmesine, iletişimde kullanılmasına, genel ve örgütsel özelliklerine, yaygın uygulamalardan ayrılan yönlerine, ByLock verilerinin niteliği, anlamlandırılması ve kişilerle eşleştirilmesine ilişkin arka plan bilgisinin detaylarına Ferhat Kara kararında yer verilmiştir (Ferhat Kara, §§ 23-67). Başvurucuya İlişkin Süreç Başvurucunun babası olan N.B. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) 18/9/2015 tarihli ihbar dilekçesi göndermiştir. N.B. anılan dilekçesinde özetle iki çocuğunun FETÖ ile alakası olduğunu, başvurucunun üniversite sınavına girerken soruların dershaneden verildiğini söylediğini, kendisinin buna inanmadığını, oğlunun üniversitede okurken arkadaşlarının yerine sınavlara girdiğini söylediğini, televizyonda Fetullah Gülen'in yanlışlarını gördüğünde durumun farkına vardığını ve milletini sevdiği için ihbarda bulunduğunu ileri sürmüştür. İhbar dilekçesinin Başsavcılığa ulaşması sonrasında başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyesi olduğu şüphesiyle soruşturma başlatılmıştır. Hakkında düzenlenen yakalama emrine istinaden yakalanan başvurucu, Başsavcılık ifadesinde isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Anılan ifadenin ilgili kısmı şöyledir:"Ben baro tarafından tayin edilen müdafim huzurunda ifademi vereceğim. Bana isnat edilen suçlamaları anladım. Bana bahsetmiş olduğunuz ve telefon trafiğim ve mesajlaşmalarım olduğu iddia edilen [N.T.], [S.K.] ve [Ş.A.T.yi] tanımıyorum. Daha doğrusu [Ş.A.T.yi] medyadan tanırım. 0 530 [...] 86, 0 530 [...] 46 ve 0 546 [...] 11 numaralı telefonları [eskiden] kullandığımı hatırlıyorum. OHAL KHK ile kapatılan Özel Bahar Hastanesinde çalıştığım dönemde sık sık rahatsız edenler olduğu için bu numaraları değiştirdim. Bahsettiğim şekilde isimleri tanımadığımdan telefon trafiğini ve mesajlaşmaları kabul etmiyorum. Bu telefonları ByLock programını ben yüklemedim. Kimin yüklediğini de bilmiyorum. 10[...]17 müşteri numarası ile 2015 yılı Eylül ayında 19/04/2007 açılış tarihli hesabıma 767 TL yatırılmış olduğu yönündeki raporu kabul etmiyorum. Ben Bankasya'ya 3 yada 4 yıl kadar önce 000 TL bedelli askerlik ücreti yatırdım. Daha önce babam [N.B.] de benim hakkımda FETÖ adına para topladığı ve üye olduğum yönünde ihbarda bulunmuştu, ben bu konularla ilgili ifade vermiştim." Başsavcılık 12/5/2017 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu, sorgusunda silahlı terör örgütü üyesi olmadığını, 0530 [...] 86 numaralı telefon hattını kendisinin kullandığını, 0546 [...] 11 ve 0530 [...] 46 numaralı telefon hatlarını ise kullanıp kullanmadığını hatırlamadığını, bu telefonlara ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını, çalıştığı Özel Bahar Hastanesinin kanun hükmünde kararname (KHK) ile FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle kapatıldığını, Ş.A.T.yi şahsen tanımadığını, HTS kayıtlarında neden çıktığını bilmediğini ve isnat edilen suçu kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu müdafii ise beyanında başvurucunun gözaltına alınması sonrasında emniyete telefon numarasının verilmesine rağmen Başsavcılık ifadesi sırasında kendisine haber verilmediğini, başvurucunun hastanede çalışan basit bir memur olduğunu, hastanenin bağlı olduğu üniversitenin rektörünü aramasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bunun da başvurucu adına hat çıkarıldığını gösterdiğini ileri sürmüştür. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Soruşturma sonucunda Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 31/5/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede, başvurucunun 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile kapatılan kurumların bağlı olduğu iki farklı işyerinde Sosyal Güvenlik Kurumu kaydının olduğu, örgütün tepe yöneticilerinden olan N.T., S.K. ve Ş.A.T. ile yoğun telefon irtibatının bulunduğu, Bank Asya hesabında 2013 Aralık ayı itibarıyla 617 TL varken 2014 Temmuz ayında bakiyesinin sıfırlandığı, 2015 Eylül ayında ise 761 TL'ye yükseldiği belirtilmiştir. Ayrıca örgüt mensuplarının kendi aralarında gizli haberleşme aracı olarak kullandıkları bilinen ByLock uygulamasını kendi adına ve kullanımında olan 0530 ... 86, 0 ..46 ve 0 ..11 numaralı üç ayrı hat ile yükleyip kullandığı iddiasına yer verilmiştir. İddianamenin kabulü ile açılan dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2017/68 sırasına kaydedilerek görülmeye başlanmıştır. Yargılamada 15/6/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda müşteki N.B.nin bulunduğu adreste beyanının alınabilmesi için istinabe talebi yazılmasına ve duruşmanın 4/8/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Soruşturma evresinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) temin edilen HTS kayıtlarının İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından incelenmesi sonrasında başvurucunun örgütün tepe yöneticileri ile telefon irtibatının olduğu tespitini içeren 4/7/2017 tarihli tutanak düzenlenmiştir. Anılan tutanak ile birlikte başvurucunun ..86 numaralı telefon hattı ile ..87 ve ..53 IMEI numaralı telefon cihazlar aracılığıyla ilk tespit tarihi 15/10/2014 olacak şekilde; 0546 ... 11 numaralı telefon hattı ile ..28 IMEI numaralı telefon cihazı aracılığıyla ilk tespit tarihi 29/3/2015 olacak şekilde, ..46 numaralı telefon hattı ile ..08 IMEI numaralı telefon cihazı aracılığıyla ilk tespit tarihi 12/9/2014 olacak şekilde ByLock kullandığına ilişkin tespitlere yer verilen 3/3/2017 tarihli tutanak duruşma öncesinde dosyaya gönderilmiştir. Başvurucu yargılamanın 4/8/2017 tarihli ilk celsesinde alınan savunmasında özetle;i. Annesi ve babasının boşanması sonrasında annesi ile görüşmeye başladığı için babasının kendisine husumet beslemeye başladığını, babasının bu nedenle kendisine iftira attığını,ii. Evlendikten sonra acilen işe girmesi gerektiği için Yeşilırmak Dershanesinde işe başladığını ve sonrasında Özel Bahar Hastanesine geçiş yaptığını, 2015 yılından sonra tazminatsız olarak işten çıkarıldığını, iii. Görüştüğü ileri sürülen kişileri tanımadığını, bu kişilerle hastane işleri nedeniyle görüşmüş olabileceğini, iv. İddianamede belirtilen telefon hatları kendi adına kayıtlı olmasına rağmen bu hatların hastane tarafından kendisine aldırılan ve faturaları kurum tarafından ödenen hatlar olduğunu, yine hastanenin başkalarının kullandığı ikinci el telefonları kendilerine verdiğini, telefonlarda kurulu programları bilmediğini, ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını, buna ilişkin detayları talep ettiğini, v. Hastanede kullandıkları telefonları diğer arkadaşlarının da kullandığını, şifresi olmayan telefonları mesai saati içinde nadiren birbirlerine verdikleri,vi. Bank Asyaya talimat ile para yatırmadığını, yatırdığı meblağın araba almak için arkadaşından aldığı borç para olduğunu, sonrasında da borcunu ödediğini beyan etmiştir. Başvurucu müdafii de anılan celsede bu yapının başvurucunun çalıştığı dönemde henüz terör örgütü olarak tanımlanmadığını, hastanenin halkla ilişkiler personeli olduğundan birçok kişi ile telefon görüşmesi yaptığını, örgütün tepe yöneticileri ile düzenli bir irtibatının bulunmadığını, Bank Asyaya para yatırdığı dönemde bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiş olduğunu, bu nedenle terör örgütüne desteğin mümkün olmadığını beyan etmiştir. Başvurucu müdafii ayrıca ByLock'un üç ayrı hatla kullanılmasının mantığa aykırı olduğunu, henüz kullanılmaya başlanmayan hattan ByLock tespiti yapılmış göründüğünü, teknik imkânsızlığın söz konusu olduğunu, daha sonra güncellenmesinin verilerin güvenilir olmadığını ortaya çıkardığını savunmuştur. Söz konusu celsede başvurucu müdafii, başvurucunun öz amcası B.nin hazır bulunduğunu belirterek özellikle babasıyla arasındaki husumete ilişkin olarak B.nin dinlenmesini talep etmiştir. Mahkeme "dinletilmek istenen tanık ve beyanda bulunacağı konu itibariyle babanın çocuklarını ihbar etmiş olması dikkate alınarak dosyaya bir yenilik getirmeyeceği anlaşıldığından" şeklindeki gerekçe ile tanık dinletme talebini reddetmiştir. Mahkeme ayrıca başvurucu ile ilgili ByLock tespiti kapsamında detay bilgilerinin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden istenmesine, ByLock tespitine ilişkin olarak BTK'ya müzekkere yazılarak HTS veri trafiğinin teminine ve duruşmanın 1/12/2017 tarihine ertelenmesine karar vermiştir. Mahkemenin 8/8/2017 tarihli müzekkeresine istinaden BTK tarafından hazırlanan internet bağlantı (CGNAT) iletişim sorgu sonuçları ile HTS kayıtları ikinci celse öncesinde dosyaya gönderilmiştir. Ayrıca N.B.nin müşteki olarak dinlenilmesine ilişkin istinabe talebi muhatabın davetiye çıkarılan adreste tanınmaması nedeniyle bila ikmal iade edilmiştir. Yargılamanın 1/12/2017 tarihli ikinci celsesine mazeret bildiren başvurucu müdafii katılmamıştır. Bu celsede BTK'dan gelen kayıtlar okunarak başvurucuya diyecekleri sorulmuştur. Başvurucu ByLock'a ilişkin önceki savunmalarını tekrar ettiğini ve detaylı savunmasını müdafi huzurunda yapacağını beyan etmiştir. Anılan celsede iddia makamının celse arasında UYAP'tan yazılı olarak sunduğu esas hakkında mütalaa okunmuş ve bir sureti hazır bulunan başvurucuya elden tebliğ edilmiştir. Başvurucu mütalaayı inceleyip beyanda bulunmak için süre talebinde bulunmuştur. Mahkeme, başvurucunun süre talebinin kabulü ile duruşmanın 27/2/2018 tarihine ertelenmesine karar vermiştir. Başvurucu yargılamanın 27/2/2018 tarihli son celsesinde esas hakkında mütalaaya karşı savunmasında üzerine kayıtlı telefon hattının 0546 ...10 numaralı olduğunu, bu hatta ilişkin ByLock tespiti yapılmadığını, ByLock iddiasına konu telefon hatlarını hastanede iş sebebiyle kullandığını ve faturalarını kurumun ödediği hatlar olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu müdafii de ByLock HTS kayıtları ile normal hatta ilişkin HTS kayıtlarının internet giriş tarihleri itibarıyla çelişkini olduğunu, bu konuyu aydınlatan bilirkişi raporu alınmasını talep ettiğini, mütalaanın aksine örgütün tepe yöneticileri olarak belirtilen kişilerle yoğun bir görüşme trafiğinin olmadığını, birkaç dakikalık görüşmelerin hastane işleriyle ilgili olduğunu, Bank Asyaya yatırılan paranın araç alımıyla ilgili olduğunu, talimat üzerine yatırılmadığını ve örgüt üyeliğine ilişkin delil bulunmadığını ileri sürmüştür. Anılan celsede hüküm açıklanmıştır. Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Dosyada içeriğinde; sanık Muhammed Fatih Berber hakkında 0530 [...] 86, 0530 [...] 46 ve 0546 [...] 11 nolu telefon numaraları ile, 013[...]87, 357[...]53, 013[...]08, 355[...]28 IMEI nolu telefonlarla 2014, 2015, 2014 ilk tespit tarihli [ByLock] tespit tutanakları mevcuttur. [...]Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'na yazılan müzekkerelerin cevapları dosya içinde mevcuttur. Gelen cevabi yazılar üzerinden inceleme yapılacak olursa; Sanık Muhammed Fatih Berber'in [ByLock] için Baltics Servers-Litvanya adlı firmadan kiralandığı anlaşılan sunuculara 0530 [...] 86 nolu hat için; 2014 tarihinden 2016 tarihine kadar toplamda 104254, 0546 [...] 11 nolu hat için; 2015 tarihinden 2016 tarihine kadar toplamda 47549,0530 [...] 46 nolu hat için; 2014 tarihinden 2015 tarihine kadar toplamda 432 İnternet bağlantı iletişim sorgu kaydı oluşturacak şekilde bağlantı kurduğu anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan BTK yazı cevapları incelendiğinde; [ByLock] sunucularına irtibata kaynak olan telefonun [IMEI] numaraları BTK’nın 2017 tarihli cevabi yazısında belirtilen sanığın kullandığı bilinen telefon numarasının takılı olduğu telefon IMEI bilgilerinin uyumlu olduğu ve BTK cevabi yazısındaki [ByLock] sunucularına bağlantıya ilişkin baz istasyon bilgilerinin sanığın bulunduğu yer bilgileriyle örtüştüğü anlaşılmaktadır. (Sanığın [ByLock] sunucularına bağlantıya ilişkin baz bilgileri çoğunlukla Bursa ilinden sinyal vermektedir. Sanığın SGK kaydı sorgusu ile tespit edilen Bursa ilinde bulunan kurumlarda çalışmış olması ve sanığın babası olan [N.B.nin] ihbar yazısında sanığın Bursa ilinde ikamet ettiğini belirtmesi bu bilgileri teyit etmektedir.) [...]Dosyada örneği bulunan hesap kayıtlarına ilişkin 2017 tarihli RAPOR içeriğine göre yapılan incelemesinde; sanığın 10[...]17 müşteri numarası ile Bank Asya hesabının ve aktif kredi kartı kullanımının olduğu, hesap açılış tarihinin 2007 tarihi olduğu, sanığın bu hesabında 2013 Aralık ayı itibariyle 4617 TL var iken 2014 Temmuz ayında bakiyesinin sıfırlandığı, 2015 Eylül ayında ise 27761 TL'ye yükseldiği görülmüştür. Sanık aşamalara yansıyan savunmalarında özetle, hesap hareketlerinin olağan olduğunu savunmuştur. Yukarıda ifade edildiği gibi; kişilerin Banka ve Finans Kuruluşları nezdinde hesap sahibi olmak başta olmak üzere diğer Bankacılık Muamelelerine ilişkin olarak taraf olabilme bağlamında hukuki işlem özgürlüğü de gözetilerek hesaptaki tasarruflarının saiklerine, kişinin bulunduğu sosyal konum, iştigal alanı, hayatın olağan akışı ve ticari hayatın özelliklerine bakılması gerekmektedir. Sanığın 2014 Temmuz ayında hesap bakiyesinin sıfırlanması sonrası yukarıda anılan örgüt elebaşısının talimatı tarihinden sonraki döneme tekabül eden 2015 Eylül ayında hesabının 27761 TL'ye yükselmesi hususu ve aktif kredi kartı kullanımının bulunması dikkat çekicidir.Bu yöndeki hesap hareketleri sanığın aleyhine nitelendirilerek diğer delillerle birlikte ele alınmasında fayda görülmüştür.Dosya Kapsamında Elde Edilen Bilgi ve Belgelere Ek Olarak; Dosyamız arasında bulunan 2017 tarihli tutanağa göre sanığın 667 sayılı KHK ile kapatılan kurumların bağlı olduğu şirketlerden olan Yeşilırmak Kehkeşan Özel Eğt. Tes. İşl. A.Ş. ve Karçiçeği Özel Eğitim ve Sağlık Hizm. Îşlt. Tic. A.Ş. isimli iş yerlerinde SGK kaydının olduğu ve tepe yönetimi ile irtibat sorgusunda sanığın tepe yöneticilerinden olan [N.T.], [S.K.], [Ş.A.T.] isimli şahıslar ile irtibatlı olduğu görülmüştür.Tüm bu anlatılanların yanında sanığın babası ve aynı zamanda dosyamız müştekisi [N.B.nin] sanık hakkındaki ihbar yazısı dosyamızda mevcuttur. [N.B.] bu ihbar yazısında; sanığın oğlu olduğunu, sanığın üniversiteye girerken soruları dershanesinin verdiğini ve Üniversitede okurken başka arkadaşlarının yerine imtihana girdiğini kendisine söylediğini belirtmiştir.Yukarıda anlatılan tüm bu hususlar, sanığın [ByLock] adlı programı 3 ayrı hat ile yoğun olarak kullanmış olması da dikkate alınarak mahkememizde FETÖ/PDY örgüt üyesi olduğu kabulünün daha da güçlenmesinde belirleyici olmuştur. [...]Soruşturma aşamasında dosyaya eklenen sanığa ilişkin [ByLock] Raporunun dışında Mahkememizce gerekli araştırmalar yapılmış olup; sanığın kullandığı IMEI numarası belirtilen 3 ayrı hat ile [ByLock] programının IP sunucularına bağlantı kurduğu, bu yöndeki tespitleri havi BTK cevabi yazısı içeriği ile doğrulanmış olmakla birlikte telefon numarasının kullanıldığı [IMEI] numarasına ilişkin bilgiler de aksi yönde bir değerlendirmeyi gerekli kılmamaktadır. Sanığın [ByLock] kullandığı yönündeki tespite dayanak olarak bağlantıyı yapan IP, port bilgilerine de ulaşılmıştır. Sanığın [ByLock] programına ilişkin IP sunucuları ile tespit edilen bağlantı verilerinin tarih aralıkları, tespit edilen programı yoğun olarak kullandığına dair hususlar düşünüldüğünde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mevcudiyetinin siyasi liderlerce kamuoyuna dile getirildiği tarihler, anılan örgütün terör örgütü olarak siyasi karar alma mekanizmalarınca kabul edildiği tarihlere bakıldığında sanığın anılan örgüte sempati duymasının da ötesinde Paralel Devlet oluşturmaya yönelik örgütün stratejisine ve yukarıda etraflıca açıklanan hedeflerinin gerçekleştirilmesi konusundaki kriminalize yapısal işleyişi, bir örgüt üyesi olarak paylaştığı, benimsediği kanaatine ulaşılmıştır. Dolayısıyla sanığın anılan iletişim ağının bir parçası olduğu kabul görmüştür. İletişim ağına dahil olan sanığın haberleşmeleri kimlerle yaptıkları, içeriklerinin tespiti sanığın örgüt içerisindeki konumlarını belirlemeye yönelik bulgulardır. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilintili kuruluşlarda çalışmış olması, Bank Asya hesap hareketleri, Bank Asya aktif kullanım kredi kartı olması ve sanığın örgütün tepe yöneticileri ile telefon irtibatının bulunması hususları bir bütün halinde değerlendirilmiş ve anılan durumların sanığın 3 ayrı hat ile [ByLock] programını yoğun olarak kullanım özellikleri ile örtüşmesi karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanığın kriptografik haberleşme programı olan [ByLock] programını 3 ayrı hat ile yoğun bir şekilde kullanarak bu ağa dahil olması bu yöndeki iradesini örgüt iradesine terk etmesi bakımından önemlidir.Sanığın [ByLock] programını kullandığı yönündeki şüpheden uzak ve kesin tespit, tespite konu cevabi yazıdaki programın sunucularına bağlantı tarih aralıkları, internet bağlantı iletişim sorgu kaydı(sinyal sayısı) adedi ve örgütle olan bağını teyit eden diğer yan delillere bakıldığında; sanığın örgütün benimsediği hedefleri doğrultusunda oluşturulan hiyerarşiye/kurguya dahil olmakla kendi iradesine istenildiği takdirde emre amade olacak şekilde hazır tuttuğu ve örgütün kadrolarına hissettirdiği, bu yöndeki maddi ve manevi katkısının mevcudiyetini göstermektedir. Sanığın bu şekliyle, yukarıda değerlendirmesi yapıldığı gibi anılan programı kullandığı sabit görüldüğünden ayrıca bu program vasıtasıyla yapmış olduğu görüşmelerin içeriklerinin dosyaya ilave bir katkı sağlayamayacağı kanaatiyle bu yönden ayrıca bir araştırma cihetine gidilmemiştir.(Yargıtay Ceza Dairesi'nin 2017/1921 E, 2017/5180 K. Sayılı kararı) [...]Somut vaka kabulü, sübut gerekçesi ve tarifi yukarıda açıklanan sanığın sabit eylemi, izah edilen örgüt üyeliği bağlamındaki somut maddi ve manevi katkıları babında 3 ayrı hat üzerinden yoğun bir şekilde [ByLock] kullanımının bulunması ve eylem çeşitliliği gözetilerek ceza tayininde aşağı hadden takdiren ve tercihen teşdit uygulaması yapılmıştır. Yazılı şekilde takdiri indirim de tatbik edilerek aşağıdaki hükmün tesis edilmesi gerekmiştir." Anılan hükme yönelik istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince 17/4/2018 tarihinde esastan reddedilmiştir. Başvurucu, istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 5/2/2019 tarihinde temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar vermiştir. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden ilgili hukuk için bkz. Ferhat Kara, §§ 83-