9. Hukuk Dairesi 2017/13017 E. , 2019/21484 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ) Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin, Ocak 2007-30.06.2014 tarihleri a…
**9. Hukuk Dairesi 2017/13017 E. , 2019/21484 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ) Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin, Ocak 2007-30.06.2014 tarihleri arasında davalı şirkette servis teknisyeni olarak çalıştığını, işe giriş tarihinden itibaren 1.000 TL ücret aldığını, fazla çalışma yapmasına, hafta tatillerinde ve genel tatillerde çalışmasına karşın ücretlerinin ödenmediğini, iş sözleşmesinin diğer birkaç eski çalışanla birlikte haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti: Davalı vekili; davacının, işverenin talimatına aykırı hareket ettiğini, işverenin güvenini kötüye kullandığını, sağlığını bahane ederek rapor aldığını ancak rapor aldığı dönemlerde başka bir işyerinde çalışarak güveni kötüye kullandığını, cd ve video (ıpone 4s telefon) kayıtlarından da bu durumun anlaşılabileceğini, iş akdinin bu nedenle feshedildiğini, aylık asgari ücretle ve İş Kanunu kapsamındaki sürelere uygun olarak çalıştığını, tüm yıllık izinlerini kullandığını, fazla mesai yapmadığını, hafta sonu çalışması olmadığını, dini, resmi, bayram çalışması yapmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36'ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6'ncı maddesinde düzenlenen Adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma (hukukî dinlenilme) hakkının ihlâlidir. HMK.nın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta; mahkemece, "Toplanıp değerlendirilen deliller ve düzenlenen tüm dosya kapsamına göre; dinlenen tanık anlatımları, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya birlikte göz önünde bulundurulduğunda davacının davalının zamanaşımı defi dikkate alınarak dava tarihinden geriye 5 yıl gidip 23.07.2009 ve sonrası için davacının net 10.290,16-TL.-Kıdem tazminatı, 2.199,58-TL. İhbar tazminatı, 13.291,35-TL. Fazla çalışma ücreti, 800,01-TL-Genel tatil ücreti ve 3.666,67-TL. Yıllık izin ücreti alacağı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir ve oluşa uygun, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılar nitelikte olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia ve savunmalar dosyadaki delillerle ilişkilendirilerek tartışılıp değerlendirilmemiştir. Dolaysıyla davaya konu alacakların hangi delil durumuna göre kabul veya reddedildikleri de anlaşılamamaktadır. Özellikle taraflar arasında çekişmeli olan fesih ve hizmet süresine ilişkin kabullerin dayanakları ortaya konulmamıştır. Bir başka anlatımla karar gerekçesiz yazılmıştır. Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.