(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9401 E. , 2009/12111 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.07.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelen…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9401 E. , 2009/12111 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.07.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, maliki olduğu 122 parsel sayılı taşınmazının batı tarafında bulunan kadim yolun kadastro tespitinde kumsal olarak bırakıldığını,kadim yolun tespiti ile paftasına işlenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir. Gerçekten Türk Medeni Kanununun 715. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi gereğince yollar paralı veya parasız kullanımı kamuya tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı orta malı taşınmazlardır. Bu gibi yerlerin yüzölçümü hesaplanarak haritasında gösterilmesiyle yetinilir. Somut olayda; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.Dava konusu yer kadastro tespiti sırasında kumsal olarak bırakılmış olduğundan, yol olarak tespiti yapılan yerin kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı da incelenmelidir.Bu nedenle dava konusu yerde idarece 3621 sayılı yasanın 5. ve 9. maddeleri hükmü gereğince kıyı kenar çizgisinin tespit edilip edilmediği araştırılmalı, edilmiş ise idarenin kıyı kenar çizgisi ile ilgili paftası getirtilerek dava konusu yere uygulanmalıdır.İdarece kıyı kenar çizgisi tespiti yapılmamış ise; mahkemece kıyı-kenar çizgisinin 13.3.1972 tarihli 7/4 sayılı ve ./.. 2009/9401-12111 -2- 28.11.1997 tarihli 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda 3621 sayılı Kanun uyarınca saptanması gerekir. Bu nedenle mahkemece, aralarında bu konuda uzman ziraat, harita mühendisi ve jeolog veya jeomorfologların bulunduğu bir bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle, bölgeye ait memleket ve askeri harita, ... fotoğrafları, getirtilerek mahalline uygulatılmalı, gerekir ise çeşitli katmanlardan alınacak toprak numunelerinde nitelik araştırması yaptırılmalı ve tüm bu çalışmalar sonucu tespit edilen kıyı kenar çizgisi esas alınarak dava konusu yerin kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı tespit edilmeli, kalmıyor ise yolun boyutları ve miktarı belirtilmek suretiyle haritaya bağlanmalıdır. Kabule göre de; mahkemece yol olarak terkinine karar verilen yer üzerinde “varsa tapusunun iptaline” şeklinde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırıdır. Dava konusu yolun özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde kalıp kalmadığı kesin olarak saptanmalı, kalıyor ise bu taşınmaz maliklerine karşı da usulüne uygun dava açılarak ve eldeki dosya ile birleştirilerek yapılacak araştırma sonucu bir karar verilmelidir