T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/05/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/05/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ... vatandaşı olup bir süredir Türkiye' de yaşadığını, Kepez' de bulanan taşınmazın alım ve satımı için davalı şirket müdürü ... ile anlaşmaya vardığını, bu anlaşmaya göre müvekkili tarafından ... plakalı araç 75.000,00.-TL değerinde sayılarak satıcıya devredileceğini, sözleşme gereği satışı için 265.000,00.-TL bedel ile anlaşılan taşınmazın değerinden bu bedelin mahsup edileceğini, 5.000,00.-TL' nin kapora olarak emlak komisyoncusuna teslim edileceğini, sözleşme imzalandıktan sonra satıcının müvekkilinden senet de talep ettiğini, müvekkilinin de yabancı ülke vatandaşı olduğundan tam olarak bilmemekle birlikte 15.000,00.-TL senedi imzaladığını, devamında müvekkilinin söz konusu daireyi almaktan vazgeçtiğini, davalı şirket yetkilisinin müvekkilinden para istediğini, sayıcının bir zararı olmadığı için müvekkilinin ödeme yapmak istemediğini, bunun üzerine şirket yetkilisinin senedi Antalya Genel İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, senedin davalı şirket adına doldurularak müvekkilinin iradenin fesada uğratıldığını, müvekkilinin hataya ve hileye uğradığını, şirketle bir ticari ilişkisi olmadığını iddia ederek icra takibine konulan senedin iptaline, takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, işbu dava açılmadan önce arabulucuya başvuru şartlarının yerine getirilmediğini, ayrıca zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacının, davalı tarafça icra takibine konu edilen senetten dolayı borçlu olmadığı iddiasıyla eldeki davanın ikame edildiği, takibe konu senedin bono niteliğinde olup yasal unsurları taşıdığı, bunun yanında yukarıda açıklandığı üzere ihtiyari unsurlardan da "malen" kaydını ihtiva ettiği, yani bu durumda senedin mal karşılığı verilmiş olduğunun anlaşıldığı, davalının da cevap dilekçesinde ve sonraki beyanlarında ispat külfetini üzerine alıcı bir açıklamada bulunmadığı, bu durumda halen ispat külfeti üzerinde olan davacının bononun mal karşılığı düzenlenmediğini yazılı belge ile ispat etmesi gerekmekte olduğu anacak miktar itibariyle bu hususun yazılı belge ile ispat edilmedi gerekmesine rağmen yazılı bir delil ibraz etmediği, ibraz edilen sözleşmeye ilişkin davalı şirket yetkilisine isticvap davetiyesi gönderilmesine rağmen beyanda bulunmaya gelmediğinden içeriği ve altındaki imza kabul edilmiş olup yazılı delil başlangıcı niteliğinde kabul edilip davacı tanıkları dinlenilmiş, özellikle aradaki sözleşmeye aracılık eden davacı tanığı ...'de senedin davacının isteği üzerine satın alacağı eve ilişkin yapılan masraflar için verildiğini ancak davacının evi almaktan vazgeçmesine rağmen masrafları ödemediğinden anlaşmazlık olduğunu beyan etmesi karşısında davacının bedelsizlik iddiasını ispat edemediği gibi hata/hile/aldatma yoluyla iradesinin sakatlandığına ilişkin iddialar yönünden 6098 sayılı TBK 39. maddesinde; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin altından kalktığı andan başlayarak 1 yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır." şeklinde düzenleme yapıldığı, hata ve hile ile iradenin fesada uğratıldığı iddiasının her türlü delille ispatı mümkün olduğu ancak davacının senedin düzenlenme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde iddialarını ileri sürmediği gibi hakkındaki icra takibi ile bu durumu öğrendiği kabul edilse ve dava süresinde sayılsa dahi iddialarını ispat edemediği, tanık beyanlarının davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı bu şekilde davacının senetten dolayı borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davasını ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar davalı taraf icra tazminatı talep etmişse de takiple ilgili verilmiş ve uygulanmış bir tedbir kararı olmadığından bu talep de yerinde görülmemiştir..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kepez İlçesinde bulunan taşınmazın satın alımı için davalı şirket müdürü ... ile anlaşmaya vardığını, bu anlaşma gereğince ... Emlak isimli emlak firmasıyla 21/07/2018 tarihinde sözleşme tanzim edildiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin otomobilini 75.000,00 TL bedelle satıcıya devredeceğini, taşınmazın satımı için anlaşılan 265.000,00 TL'den bu bedelin mahsup edileceğini, 5.000,00 TL tutarındaki kaporanın da komisyoncuya teslim edileceğini, satıcının satış bedelinden mahsup edilmek üzere müvekkilinden takibe dayanak davaya konu bonoyu talep ettiğini, müvekkilinin de yabancı ülke vatandaşı olması sebebiyle tam olarak anlamasa da 15.000,00 TL bedelli senedi imzaladığını, ilerleyen aşamada müvekkilinin söz konusu daireyi almaktan vazgeçtiğini, şirket müdürü ve sözleşmenin tarafı olan ...'nın müvekkilinden para istediğini, ancak müvekkilinin satıcının herhangi bir zararı olmaması sebebiyle kendisine ödeme yapmayacağını söylediğini, davalı şirket müdürünün sözleşmeye binaen müvekkilinden elde etmiş olduğu senedi icraya koyduğunu, müvekkilinin senet lehtarı şirket ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, takibe konu senedin hile ile müvekkilinin iradesi dışında doldurulmak suretiyle icraya konulduğunu, diğer bir deyişle müvekkilinden aldatma yoluyla alındığını, senet üzerine malen kaydının düşüldüğünü, bu kaydın taşınmaz satım sözleşmesinden kaynaklandığının kanıtlar nitelikte olduğunu, müvekkili ile davalı arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığını, tanık anlatımları ve bilirkişi raporuyla kanıtlandığını, senet nedeniyle müvekkili davacının davalı tarafa hiçbir borcunun olmadığının açıkça anlatıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Hukuki uyuşmazlıklarda ispat yükünün doğru tayin edilmesi sağlıklı karar sürecinde anahtar rol işlevini üstlenmektedir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı taraftadır. Davaya konu alacak kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa HMK 201. madde gereğince senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıran veya azaltan hukuki işlemlerin kesin delillerle ispatı gerekir. Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Somut olayda, davacı taraf takibe dayanak bononun hile ve aldatma yoluyla alındığını iddia etmiş ise de, dava konusu bononun keşide ve vade tarihinin 2018 yılı olduğu, eldeki davanın ise TBK'nın 39.madde de düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra 2020 yılında açıldığı, hile ve aldatmanın da davacı tarafça usulüne uygun ispat edilemediği, davalının davacı tarafın iddialarını ve fotokopisini sunmuş olduğu gayrimenkul alım satım ön anlaşması başlıklı belgeyi ve bu belge gereğince gayrimenkul satışı için teminat olarak bononun verildiğini kabul etmediği, davacının iddialarını yazılı ve kesin delillerle ispat edemediği hususları birlikte gözetildiğinde İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin dava tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...