İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin işlemleri ve hesapları ile ilgili olarak bilgi alma ve inceleme hakkının şirketin diğer ortakları tarafından ihlal edildiğini, diğer ortak davalı ...'un keyfi kararlar ile şirketi kötü yönettiği ve şirketin parasını müvekkiline …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1482 KARAR NO : 2025/1985 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/04/2022 NUMARASI : 2019/1156 Esas - 2022/382 Karar DAVA: Limited Şirket Müdürünün Azli, Bilgi Alma ve Kar Payı Tespiti DAVA TARİHİ: 30/12/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin işlemleri ve hesapları ile ilgili olarak bilgi alma ve inceleme hakkının şirketin diğer ortakları tarafından ihlal edildiğini, diğer ortak davalı ...'un keyfi kararlar ile şirketi kötü yönettiği ve şirketin parasını müvekkiline bilgi vermeden kendi lehine kullandığını, kar dağıtımından keyfi bir şekilde sarfınazar edildiği ve şirketin kurulmasından beri kar payı dağıtılmadığını, şirkete ait olup satılan taşınmazın parasının nereye gittiği konusunda bilgi verilmediği ileri sürerek, davalı şirketin işlemleri ve hesaplarıyla ilgili olarak TTK 614 uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkının şirket tarafından ihlal edilmesi nedeniyle şirkete ait defter ve kayıtların celp edilip incelenmesine; müvekkilinin şirkete ortak olduğu tarih itibariyle kar payının tespitine; TTK 630 uyarınca şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunan diğer davalı ortağın şirketi temsil ve ilzam yetkileri kaldırılarak müdürlükten azline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili, davacıya bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırıldığını, şirket merkezinde inceleme yapılması sağlanarak 25/10/2019 tarihli tutanak düzenlendiğini, bu konuda TTK nın 614/2'maddeye göre önce genel kurula başvurulması gerektiğini, doğrudan mahkemeye başvurulamayacağını; şirketin kötü yönetildiği iddiasında bulunan davacının sermaye ödeme borcunu dahi yerine getirmediğini ve davacının sermaye borcunun müvekkilli ... tarafından karşılandığını, bu bedelin de halen ödenmediğini, keza davacının değişik zamanlarda şirketten çektiği paraları ödemediğini ve şirket kayıtlarında borçlu göründüğünü belirterek, davanın reddine karar verilmesi istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, bilirkişi kök ve ek raporuna göre, şirketin borca batık durumda olması nedeniyle hesaplanacak karın olmadığı, 25/10/2019 tarihli tutanağa ve dosya kapsamına göre bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmediği; davalı şirket temsilcisinin temsil yetkisinin kaldırılması ve müdürlükten azli için şirketin zarar etmiş olmasının tek başına yeterli olmadığı, davacının hem kasada para olduğuna hem de şirketin kötü yönetildiğine ilişkin beyanlarının çelişkili olduğu, ortaklık yapısı ve pay durumu dikkate alındığında bu iddianın davalı temsilcinin sorumluluğunu doğurmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, müvekkilin belgeleri inceleme hakkı ihlal edildiği gibi yapılan işlemler için bilgilendirme yapılmadığını; şirketin yöneticisi davalının şirket sözleşmesi ile TTK'yı hiçe sayarak dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandığını, müvekkilin haklarını kullanmasına engel olduğunu, şirket işlerini yönetirken kendi menfaatine göre hareket ettiğini ve zarar edilmesine neden olduğunu, bilirkişiler tarafından şirketin 2009-2020 yılları arasında sadece 3 yıl dışında zarar ettiğinin belirlendiğini, bu kadar yıl üst üste zarar etmişken yönetimin şirketin feshini istemesi bir yana herhangi bir iyileştirme yoluna bile başvurmamasının basiretsiz davranıldığını gösterdiğini yeterli ve gerekli inceleme yapılmadığını; davalının şirket parasını müvekkiline bilgi vermeden kendi lehine kullandığını, şirketin hiç kar payı dağıtmadığını, şirket zarar ettiğinden kar payı olmadığı belirtilmiş ise de, şirketin zarara uğraması durumunda TTKnın 376/3 maddesindeki tedbirlerin yönetici tarafından alınması gerektiğini; TTKnın 555/1 maddesi kapsamında yöneticilerin Kanundan doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine verdikleri zarardan sorumlu tutulacağını; şirkette her yıl alacak borç dengesinin sadece diğer ortaklar için değiştiğini, müvekkilinin kaynağı belli olmayan 125.000-TL borcunun ise hiç değişmediğini, bu durumun değerlendirilmediğini; yöneticinin yükümlülükleri yerine getirmediğinin açık olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına,davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirket müdürlüğünden azli, bilgi alma ve davacının şirkete ortak olduğu tarih itibariyle kar payının tespiti; azil talebi kabul edilmezse şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.TTK'nın 630.(2) maddesinde; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Davalı şirketin sermayesinin 500.000-TL, 2 ortağın 50.000-TL hisseyle davacı ve 450.000-TL hisseyle davalı şirket müdürü olduğu, davalının 31/12/2020 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olduğu,davacının 08/03/1999 tarihinden itibaren şirket ortağı olduğu anlaşılmaktadır.Davacı, dava dilekçesinde davalı şirket müdürü olan diğer davalı ...'un şirketi kötü yönettiğini, yetkilerini kötüye kullandığını ve kişisel çıkarlarını şirket menfaatinin önüne koyduğunu belirterek müdürlükten azline karar verilmesini istemiştir. Bu kapsamda müvekkilinin, şirkete gönderdiği iki ihtara rağmen bilgi ve inceleme hakkı verilmediğini, davalının kanuna aykırı bir çok işlem yaptığından şirketin zarar ettiğini veya davalı şirket müdürü tarafından zarar ettiğinin gösterildiğini, şirket ana sözleşmesinde diğer ortağın onayı olmadan hisselerin başkasına devir yasağına rağmen davalının bir kısım hisselerini eski ortak Hülya'ya devrettiğini, sermaye artırımı ve dışarıdan ortak alınmasına dair genel kurul kararının iptali kararının Kadıköy 3. ATM'nin 11/09/2012 tarihli kararıyla kesinleştiğini; 2010 yılında şirketin kasasında 193.000-TL ve ortaklardan 190.000-TL alacak olduğunun belirlendiği, şirket kasasında bu kadar yüklü para olmaması gerektiğini, şirket adına kayıtlı Ataşehir'de bir bina bulunduğunu; 2011 yılında şirketin davalı ...'dan 402.000-TL alacak bulunduğu, diğer ortaktan 34.000-TL alacaklı olduğu, müvekkilinin ise şirkete 125.119-TL borcu olduğunun tespit edildiğini ancak bu borcun nereden geldiğinin bilinmediğini, aynı sene Hülya'nın şirkete olan borcunun kapatıldığını ancak nasıl kapandığının gösterilmediğini, 2012 yılında kasada 520.000-TL olduğu, bu miktarı hiçbir kasanın alamayacağını, davalının şirkete 688.000-TL,...'in 144.000-TL, müvekkilinin ise yine 125.119-TL borçlu olduğunun görüldüğünü, bir önceki yıl dikkate alındığında Hülya'nın neden bu miktar kadar şirkete borçlandığının anlaşılamadığını, şirketin 1.571.107-TL'lik harici borçlarının kaynağı olarak gösterilen Bakü şubesi hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini, bunun da davalı şirket müdürünün şirket parasını kendi lehine kullandığı anlamına geldiğini; 2013 yılında kasadaki nakdin 688.000-TL'ye çıktığını, şirkette ortak olmayan İsmet adına 44.552-TL kaynağı bilinmeyen borç çıktığını, şirketin nakdi artarken neden kar payı dağıtmadığının bilinmediğini veya şirket zarar ederken neden tasfiyeye girmediğini,2014 yılında şirketin demir kasalara sığmayan parasının bir anda yok olduğunu ve 13.000-TL kaldığını, davalının borcunun 412.000-TL'ye düştüğünü, ortakların haber vermeden yüklü miktarda şirketten para aldığını ancak müvekkiline haber verilmediğini; 2015 yılında taşınmazın satıldığını paranın nereye gittiğinin bilnmediği, kasada 1.000-TL göründüğünü, şirket müdürünün borcunun 688.000-TL'den 94.000-TL'ye düştüğünü, müvekkilinin borcunun sabit kaldığını, taşınmaz satışından gelen paranın müvekkiline verilmediğini ve borcundan düşülmediğini; 2016 yılında kasada 109.000-TL, bankada 8.000-TL olduğu,şirket müdürü ve ...'un borçlarının 0-TL, müvekkilinin borcunun ise sabit kaldığını; 2016 yılı bilançosuna göre şirket öz sermayesi tamamen bitmesine rağmen şirketin tasfiyeye girmediğini; 2017 yılında kasada 50.000-TL bankada 2.000-TL,şirket müdürü davalının şirketten 388.000-TL alacaklı ve müvekkilinin borcunun 125.000-TL borçlu göründüğü,2018 yılında kasada 63.000-TL, bankada 660-TL ve ...'nın şirketten 591.000-TL alacağının bulunduğunu, müvekkilinin hesabında ise bir değişiklik olmadığını, şirket sermayesi 6.000.000-TL iken şirkette hiç kar dağıtılmasının manidar olduğunu ve davalının şahsi hesaplarını şirket üzerinden ödediğini iddia etmiştir. Bilirkişi kök raporunda, davalı şirketin 2009-2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin incelendiği, şirketin özet bilançosunda 2009 yılında 40.305,48-TL, 2010 yılında 1.360.625,86-TL, 2011 yılında 5.506.181,38-TL kar ettiği, 2012 yılında 944.491,51-TL, 2013 yılında 1.971.270,38-TL, 2014 yılında 2.270.428,26-TL, 2015 yılında 2.933.963,73-TL, 2016 yılında 268.447,46-TL, 2017 yılında 111.933,07-TL, 2018 yılında 33.446,88-TL, 2019 yılında 54.121,91-TL, 2020 yılında ise 51.157,42-TL zarar ettiği, toplam zararın 1.732.147,90-TL olduğu; şirketin 2015- 2020 yıllarında borca batık durumda olduğu yani aktifleriyle borçlarını karşılayamayacak durumda bulunduğu; ortaklardan alacak bakiyesinin ise 2011 yılında 561.930,78-TL, 2012 yılında 958.422,94-TL, 2013 yılında 889.485,94-TL, 2014 yılında 537.643,26-TL, 2015 yılında 219.639,64-TL, 2016-2020 yıllarında 125.119,90-TL olduğu; tüm yıllarda davacının şirkete olan borcunun 125.119,90-TL olarak görüldüğü, diğer ortakların borç tutarlarının süreç içinde değiştiği, davalının 2016, ...'un 2014 yılından beri şirkete bir borcu bulunmadığı belirtilmiş,alınan ek raporda, dava tarihi itibariyle hesaplanacak bir kar payının bulunmadığı, kar payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, şirketin 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ekindeki bilançolarda geçmiş yıl net karlarının 6.688.140,97-TL, geçmiş yıllar net zararlarının hisse 8.587.416,20-TL ve 2020 yılı zararının da 51.157,42-TL olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, davacı, davalının şirketi kötü yönettiğini, yetkilerini kötüye kullandığını ve kişisel çıkarlarını şirket menfaatinin önüne koyduğunu belirterek, davalının şirket müdürlüğünden azlini ve şirkete kayyım atanmasını talep etmektedir. Ne var ki davacı bu iddiasını somutlaştırarak, davalının hangi eylem-işlemleri sebebiyle şirketi kötü yönettiğini, yetkilerini ne surette kötüye kullandığını ve kişisel çıkarlarını nasıl şirketin menfaatinin önüne koyduğunu yargılama aşamasında belirtmemiştir. Ticari defter ve kayıtlarda hangi hususların inceleneceği de buna göre saptanacaktır. Salt şirketin borca batık olması da her zaman yöneticinin sorumlu tutulmasına ve azline gerekçe edilemez. Davacı önce iddia yükünü yerine getirdikten sonra mahkemece iddianın doğruluğu hakkında araştırma yapılabilir. Şirket bilançosunda davacının şirkete olan borç miktarının sabit kalması ve davalı ortağın nihai olarak 2016 yılından beri şirkete borcunun bulunmadığı dikkate alındığında, şirkete olan borcunun zaman içerisinde artıp azalması da TTK'nın 630. maddesi anlamında, somut olay bakımından azil sebebi ve şirkete kayyum atanması sebebi teşkil etmeyecektir. Yine davacı, şirket zarar ettiğinden davalı tarafından şirketin feshinin istenilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, haklı sebebin gerçekleşmesi halinde davacı şirket ortağının da dava açma hakkı bulunduğundan bu husus da azil sebebi teşkil etmeyecektir.Kar dağıtımı yapılabilmesi için kar dağıtımına ilişkin karar alınması gerekmektedir. TTK'nın 616/1,(e) bendine göre genel kurulun devredilmez yetkileri içinde bulunan kar dağıtımı kararının, davalı müdür tarafından alınamayacağı ve salt kar payı dağıtılmaması haklı azil sebebi olamayacağı ve bilirkişi raporlarına göre şirketin tespit edilebilecek bir karı bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davacı ayrıca, bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde şirket borca batık olduğundan TTK'nın 376. maddesine davalı müdürün gerekli işlemleri yapmadığını ileri sürmüştür. Ancak söz konusu iddia dava dilekçesinde ileri sürülmediğinden ve davalının da iddianın genişletilmesine muvafakat etmediğinden bu konuya ilişkin istinaf sebebi değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin karar TTK'nın 614/3. maddesi gereği kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf dilekçesinin bu yöne ilişkin olarak HMK 346/1 maddesi uyarınca usulden reddine; mahkemece diğer taleplerin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin o yönlere ilişkin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin karar TTK'nın 614/3. maddesi gereği kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf dilekçesinin bu yöne ilişkin olarak USULDEN REDDİNE,Davacı vekilinin diğer taleplerine yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025