11. Hukuk Dairesi 2011/1309 E. , 2012/7169 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gülşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/09/2010 tarih ve 2006/45-2010/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları …
**11. Hukuk Dairesi 2011/1309 E. , 2012/7169 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gülşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/09/2010 tarih ve 2006/45-2010/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin avukat olduğunu, dava dışı ...hakkında açtığı nafaka artırım davasını vekil olarak yürüttüğünü, davanın lehlerine sonuçlanması sonrası icra takibinde bulunduklarını, bu sırada dava dışı ...’nın davacının hesabına 1.853,70 TL havale gönderdiğini, müvekkilinin havaleden 04.03.2005 tarihinde haberdar olduğunu, parayı 07.03.2005 tarihinde çekerek icra dosyasına yatırdığını, olay nedeniyle ...’nın icra takibine konu borcu vekilin hesabına yatırdığını, buna rağmen hakkında icra takibinde bulunulduğunu, bu şekilde vekilin görevini kötüye kullandığı iddiasıyla Nevşehir Barosu’na davacıyı şikayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin itibar ve onurunun zedelendiğini, bankanın sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiğini, gelen havaleyi müvekkiline bildirmeden hesabına aktaramayacağını ileri sürerek, 100.000 TL manevi tazminatın 04.03.2005 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, bankacılık hizmet sözleşmesinin 29/c maddesi uyarınca gelen havaleyi müşteriye bildirmekte serbest olduklarını, hesap numarasının verilmesinin sır kapsamında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca bankanın sır saklama yükümlülüğü bulunduğu, dava dışı ...’ya davacının hesap numarası verilmek suretiyle anılan kanun maddesinin ihlal edildiği, davacının olay nedeniyle manevi zarara uğradığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olup; davacı, dava dışı ...’nın müvekkili hesabına havale gönderdiğini, davalı bankanın kendilerinden izin almadan parayı hesaplarına aktardığını, bankanın sır saklama yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Mahkemece, davalının Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesinde düzenlenen sır saklama yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı banka havale göndericisinin talimatını aynen yerine getirmiş olup, ortada bir kusur varsa bunun havale göndericisine ait olması gerekir. Ayrıca, dava konusu olayda manevi tazminat şartları oluşmadığı gibi, Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesinin de olayda tatbiki mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece, davanın reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 07/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.