Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/748 E. , 2024/4095 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/748 Karar No : 2024/4095 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 07/07/2020 tarih ve E:2019/3013, K:2020/2641 s…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/748 E. , 2024/4095 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/748 Karar No : 2024/4095 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 07/07/2020 tarih ve E:2019/3013, K:2020/2641 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 27/07/2008 tarihinde, İstanbul ili, Güngören ilçesi, ... Caddesinde bulunan çöp kutularına terör örgütü elemanlarınca konulan bombaların patlatılması sonucu yaralanmasına bağlı olarak oluştuğu ileri sürülen zararların 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca karşılanması yolunda yapılan başvurunun maddi zararlarının sulhname ile karşılandığı gerekçesiyle reddine ilişkin ... tarih ve .../...-...-... sayılı İstanbul Valiliği Zarar Tespit Komisyonu işleminin iptali ile 300.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde tazmin edileceğinin açık olduğu, söz konusu Kanun'un idarenin kusursuz sorumluluğuna gidilen sosyal risk ilkesinin somutlaşmış bir hali olduğu, somut olayda ise 27/07/2008 tarihinde, akşam saatlerinde, İstanbul ili, Güngören ilçesi, Menderes Caddesinde bulunan çöp kutusuna terör örgütü elemanlarınca konulan bombanın patladığı ve vatandaşların zarar gördüğü, söz konusu olayın terör olayı niteliğinde olduğu ve oluşan zararların 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca karşılanması gerektiği düşünülse de, olay mahallinde belli bir zaman aralığı ile iki ayrı patlamanın olduğu, patlatılan 1. bombanın amacının patlatılacak 2. tuzaklı bombaya zemin hazırlamak olduğu, olayın meydana geldiği yerin işlek ve ulaşımın kolay olduğu bir cadde olduğu hususu ile her iki bombalı saldırı arasında geçen süre dikkate alındığında 1. patlama sonrasında kolluk kuvvetleri ile diğer uzman görevlilerin hemen olay mahalline intikal ederek ve her ihtimali değerlendirerek gerekli önlemleri almaları ve vatandaşları yönlendirmeleri gerekirken bu tedbirlerin yerinde ve zamanında alınmaması nedeniyle olay mahalline toplanan kalabalık ile birlikte 2. bomba düzeneğinin de patlatıldığı ve onlarca vatandaşın ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verildiği, dolayısıyla bu yönüyle idarenin güvenliğe ilişkin kamu görevinin yürütülmesinde hizmet kusuru bulunduğunun anlaşıldığı davacının zararlarının bu çerçevede karşılanması gerektiği, bilirkişi raporuna göre, davacının toplam maddi zararının 67.635,47 TL olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelere göre olayın vuku buluş şekli, yaralanma olayının davacının bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, tedavi süreci, kısmi uzuv kaybı ve bu nedenle duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, maddi tazminat talebinin 67.635,47 TL'lik kısmının, manevi tazminat talebinin ise tamamının kabulü ile toplam 167.635,47 TL'nin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin fazlaya ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesince, davacının söz konusu olaydan sonra İstanbul Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna başvurduğu, başvurusu neticesinde yaralanma nedeniyle komisyon ve davacı arasında sulhname imzalandığı, davacının dava konusu talepleri arasında Zarar Tespit Komisyonuna yapılan 22/07/2009 tarihli başvuru sonucu idarenin ret kararının iptalinin de istendiği dikkate alınarak davacı tarafın dahi olayı terör olayı olarak ve 5233 sayılı Kanun kapsamında dava ettiğinin görüldüğü ve aynı olaya ilişkin diğer dosyalarda olayın terör olayı olduğu ve 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiği açık olmasına rağmen, mahkemenin olayı idarenin hizmet kusuruna dayanarak çözmesinde ve 5233 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen olan işlemin iptalinde hukuka uyarlık görülmediği, ayrıca davacı ve davalılardan İstanbul Valiliği arasında aynı olaya ilişkin imzalanan sulhname ile davacı tarafın uğradığı zararların tazmin edilmek suretiyle uyuşmazlığın ortadan kalktığı, tarafları bağlayıcı nitelik taşıyan ve imzalama aşamasında davacının iradesini fesada uğratan herhangi bir hususun bulunmadığı görülen sulhname sonucu uyuşmazlığın tekrar yargıya taşınmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından Mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmediği, manevi tazminat yönünden ise, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan manevi zarara ilişkin tazminat taleplerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanunun öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat isteminin olayın terör olayı olduğu hususu da gözetilerek yeniden değerlendirilmek suretiyle yapılacak yargısal incelemenin mahkeme tarafından yapılması gerektiği gerekçesiyle davalı idarelerin temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, İdare Mahkemesince hükmedilen tazminatın ödendiği, geri istenemeyeceği, olayın acısı içerisindeyken sulhname imzalanmaya davet edildiği, sulhnamenin geçersiz olduğu, 6.856,00 TL ödemenin zararını karşılamayacağı, olayda yaralanması sebebiyle evlenemediği ve çalışamadığı, olayda idarenin kusuru olduğu, zararının çok daha fazla olduğu ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından davacının karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire kararı kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata yönelik kısmının sosyal risk ilkesi uyarınca gerekçeli onanması; maddi tazminata yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 07/07/2020 tarih ve E:2019/3013, K:2020/2641 sayılı kararı kaldırılarak davalı idarelerin temyiz istemi yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 27/07/2008 tarihinde, İstanbul ili, Güngören ilçesi, Menderes Caddesinde bulunan çöp kutularına terör örgütü elemanlarınca konulan bombaların patlatılması sonucu yaralanan davacı tarafından, yaralanmasına bağlı olarak oluştuğu ileri sürülen zararların 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca karşılanması talebiyle 27/08/2008 tarihinde Güngören Kaymakamlığı Zarar Tespit Komisyonuna başvurulduğu, 27/08/2008 tarihli Güngören Kaymakamlığı Zarar Tespit Komisyonu kararı ile 5233 sayılı Kanun kapsamında yaralanmasına bağlı olan fiş ve fatura bedeli olan 282,30 TL ödenmesi önerisinde bulunulduğu, 27/08/2008 tarihli Kaymakam oluru ve davacının imzası ile sulhname imzalandığı, 09/09/2008 tarihli Güngören Kaymakamlığı Zarar Tespit Komisyonu kararı ile 5233 sayılı Kanun kapsamında 39 gün hastanede yatma süresi karşılığı 1404,00 TL ve ilaç bedeli olan 903,69 TL'nin ödenmesi önerisinde bulunulduğu, 10/09/2008 Kaymakam oluru ve davacı vekilinin imzası ile sulhname imzalandığı, 06/10/2008 tarihli Güngören Kaymakamlığı Zarar Tespit Komisyonu kararı ile 5233 sayılı Kanun kapsamında 2 ay istirahat raporu karşılığı 2160,00 TL'nin ödenmesi önerisinde bulunulduğu, 06/10/2008 tarihli Kaymakam oluru ve davacı vekilinin imzası ile sulhname imzalandığı, 13/10/2008 tarihli Güngören Kaymakamlığı Zarar Tespit Komisyonu kararı ile 5233 sayılı Kanun kapsamında ilaç bedeli olan 127,50 TL'nin ödenmesi önerisinde bulunulduğu, 13/10/2008 tarihli Kaymakam oluru ve davacı vekilinin imzası ile sulhname imzalandığı, yaşanılan bu sürecin ardından 27/07/2009 tarihinde davacı tarafından İçişleri Bakanlığına başvuru yapılarak bir bacağının tamamen bir bacağının %80 oranında işlevini kaybettiği, geliri olmadığı ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat başvurusunda bulunulduğu, başvurunun işlem yapılmak üzere Valiliğe yönlendirildiği, dava konusu İstanbul Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 29/09/2009 tarihli kararı ile Kaymakamlıkça toplam 6.856,00 TL ödendiği ve sulhname imzalandığı, zararının karşılandığı, manevi tazminat için ise Kanunda hüküm bulunmadığı belirtilerek başvurunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davacı hakkında düzenlenen 30/09/2009 tarihli Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu Raporunda "refraktür ve sağ kruris kırığı" teşhisinde bulunularak davacının %17 oranında engeli olduğu, raporun geçerlilik süresinin 2 yıl olduğu tespitine yer verilmiş, 29/08/2012 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda patlama sonrası meydana gelen her iki kruris kırığı arızası sebebiyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nden yararlanılmak suretiyle davacının %21 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, maluliyetinin sürekli olduğu, sürekli engeli olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği tespitlerine yer verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 27/07/2008 tarihinde, İstanbul ili, Güngören ilçesi, ... Caddesinde terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırıların kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğu, olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, maddi zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerektiği sonucuna varıldığından olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle genel hükümlere göre maddi tazminata hükmedilmesinde ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bununla birlikte, olay nedeniyle oluşan maddi zararın miktarının nasıl hesaplanması gerektiğine yönelik değerlendirmeye geçilmesi gerekmektedir. Terör eylemi sonucu yaralanan kişilerce açılan maddi tazminat davalarında, davacıda çalışma gücü kaybı da meydana gelmiş ise 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının, tedavi giderlerinin yanı sıra, olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının yanında çalışma gücü kaybının dikkate alındığı 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının toplanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacı ile imzalanan sulhnameler sonucu tedavi gideri ve olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca oluşan maddi zararın karşılandığı, bu hususlarda uyuşmazlığın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna karşın davacı tarafından işbu dava açılmadan önce davalı idareye yapılan başvuruda ortaya çıkan çalışma gücü engelinden dolayı tazminat isteminde bulunulduğu ve imzalanan sulhnameler sırasında davacının engel haline yönelik kalıcı raporun düzenlenmediği görülmekte olup imzalanan sulhnamelerin davacının oluşan çalışma gücü kaybının dikkate alındığı Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak zararı kapsamadığı anlaşıldığından çalışma gücü kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararın karşılandığından bahsedilemeyecektir. Bu itibarla, işbu bozma kararı üzerine son işlem tarihi olan 29/09/2009 tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre davacının % 21 iş gücü kaybı oranının Ek-D cetvelde karşılık gelen on (10) katı ile çarpımı sonucu belirlenecek maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan manevi zarara ilişkin tazminat taleplerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanunun öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat isteminin olayın terör olayı olduğu hususu gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğinden İdare Mahkemesince idarenin hizmet kusuru çerçevesinde yapılan değerlendirme ile manevi tazminata hükmedilmesinde de hukuki isabet görülmemiş olup olayın terör eylemi olduğu hususu gözetilerek manevi tazminat isteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 16/10/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.