Hukuk Genel Kurulu 2009/11-173 E., 2009/247 K. Hukuk Genel Kurulu 2009/11-173 E., 2009/247 K. - TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 319 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 321 ] "" Davalı vekili, iddiaların davacı şirketin iç işi olduğunu, müvekkilinin haberinin olmadığını, davalı şirketin 2004 yılı genel kurulunda önceki işlemleri ibra ettiğini, satışın yapıldığı ve davanın açıldığı dönemde aynı yöneticilerin görevde olduğunu, buna göre kend…
Hukuk Genel Kurulu 2009/11-173 E., 2009/247 K. **Hukuk Genel Kurulu 2009/11-173 E., 2009/247 K.** **- TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI**- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 319 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 321 ] **"İçtihat Metni"** Davalı vekili, iddiaların davacı şirketin iç işi olduğunu, müvekkilinin haberinin olmadığını, davalı şirketin 2004 yılı genel kurulunda önceki işlemleri ibra ettiğini, satışın yapıldığı ve davanın açıldığı dönemde aynı yöneticilerin görevde olduğunu, buna göre kendi muvazaalarına dayandıklarını, bunun mümkün olmadığını ve satışın şekil şartlarına uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın 293.100.000.000.TL. bedelle ve birçok yükümlülükleri ile birlikte satıldığı, satış dönemine ilişkin yönetim kurulunun ibra edildiği, bu nedenlerle satışın iptalinin istenemeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı şirkete ait taşınmazın, şirket ana sözleşmesine aykırı olarak gerçekleştirilen satışının iptali istemine ilişkindir. TTK'nun 317 vd. maddelerine göre, anonim şirketler, kural olarak yönetim kurulunca yönetilirler. TTK'nun 319. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri arasında, şirket ana sözleşmesi ile genel kurul kararları ve buna bağlı olarak alınan yönetim kurulu kararları uyarınca, yönetim kurulu üyeleri, murahhas üye veya müdürler arasında yönetim paylaştırılabilir. Bu durumda, bu şekilde yetkili kılınan kimselerce şirket adına işlem yapılabilir. Şirketi borç altına sokulabilir. Diğer yandan, TTK. nun 321/2. maddesi hükmüne göre, ana sözleşme ile şirket yöneticilerinin yetkilerine kısıtlamalar getirilebileceği öngörülmüş olup, anılan maddenin 3. fıkrasına göre bu tür düzenlemelerden haberi olmayan iyiniyetli üçüncü kişilerin, yapılan işlemler nedeniyle şirkete başvurabilmeleri mümkündür. Ancak, bu hükme göre, kötüniyetli kişiler bakımından, ana sözleşmede öngörüldüğü şekilde yapılmayan işlemler için şirkete başvurulamaz. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı şirketin ana sözleşmesinin 17. maddesinde, taşınmaz satışının genel kurulun 2/3 oranında oy çokluğu ile onaylanmadıkça geçerli olamayacağı öngörülmüştür. Öte yandan, davacı şirketin iflasın eşiğinde olduğu, bu nedenle, davalı şirket ile işbirliğine girdiği, borçlarının davalı şirketçe ödendiği, buna karşılık davacı şirketin malları üzerinde davalı şirketin bir kısım tasarruflarda bulunduğu anlaşılmış olup, TTK. nun 321/3. maddesi kapsamında, bu kadar ilişkilerden sonra, davalı şirketin, davacı şirketin ana sözleşmesinden haberi olmayan iyiniyetli üçüncü kişi olarak kabulü mümkün değildir.