Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun katıldığı toplantıda atmış olduğu bir slogan nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun katıldığı toplantıda atmış olduğu bir slogan nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 12/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Rize İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezinde geçici görevlendirme ile hemşire olarak görev yapmaktadır. Başvurucu aynı zamanda Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (Sendika) üyesi ve Rize il temsilciliği başkanıdır. A. Disiplin Soruşturması Süreci Başvuru konusu olay 10/10/2015 tarihinde Ankara'da meydana gelen tren garı patlamasında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreninde atılan "Katil devlet hesap verecek" sloganı etrafında şekillenmiştir. Başvurucu hakkında bahse konu slogana eşlik ettiği iddiasıyla idari yönden disiplin soruşturması başlatılmıştır. Olayla ilgili olarak başvurucunun ilk ifadesi Pazar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınmıştır. Savcılık Tutanağı'na göre başvurucunun ifadesi şu şekildedir: "...Cenaze töreni sonrası içinde bulunduğu grupla birlikte,..., "Katil Devlet hesap verecek" şeklinde slogan atıldığını ve kendisinin de bu slogana eşlik ettiğini, kendisine gösterilen CD'deki şahsın kendisi olduğunu, cumhurbaşkanına hakaret etmediğini, sadece yaşanan bir acı dolayısıyla sloganlara eşlik ettiğini belirtmiştir". Disiplin soruşturması sürecinde başvurucunun ifadesine bir kez daha başvurulmuştur. Başvurucu ifadesinde; gösterilen fotoğraftaki kişinin kendisi olduğunu, sendika başkanı olduğunu ve sendikanın çağrısıyla cenaze törenine katıldığını, hayatını kaybeden kişiyi tanıdığını ve patlamada yanı başında olduğunu, CD İzleme Tutanağı'nda söylendiği iddia edilen sözleri ise hatırlamadığını ve söylemediğini belirtmiştir. Soruşturma sonucunda; cenaze törenine ilişkin olarak emniyet yetkililerinin tanzim ettiği CD İzleme Tutanağı'na göre başvurucunun anılan slogana eşlik ettiğinin sabit olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Nihayetinde başvurucu hakkında söz konusu eylemin "Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" kapsamında kaldığı gerekçesiyle 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (d) alt bendi uyarınca kınama cezasının uygulanması teklif edilmiş ve başvurucunun konuya ilişkin savunması istenmiştir. Başvurucu savunmasında; daha önce vermiş olduğu ifadesine ek olarak ifadesi alınırken kendisine sadece bir fotoğraf karesi gösterildiğini, anılan fotoğrafın slogan attığı iddiasına kesinlik kazandırmayacağını, tren garı patlamasında yanı başındaki birçok arkadaşını kaybettiğini ve törende psikolojisinin sağlıklı olmadığını belirterek suçlamayı reddetmiştir. Nihayetinde disiplin amiri kararı ile başvurucu hakkında teklif edilen cezanın kabulüne karar verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan itiraz ise il disiplin kurulu kararı ile reddedilerek disiplin cezası kesinleşmiştir.B. Başvurucunun Disiplin Cezasına İlişkin İşleme Karşı Açtığı İptal Davası Süreci Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle Rize İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme, dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare bünyesindeki Rize Devlet Hastanesi kadrosunda olup, Rize İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezi'nde geçici görevli olan davacının, birinci disiplin amiri olan kadrosunun bulunduğu yerdeki başhekim tarafından disiplin cezası verilmesi gerekirken; geçici görev yaptığı Rize İl Ambulans Servisi başhekimince tesis edilen disiplin cezası işleminde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır". Davalı idare, iptal kararına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Samsun Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi), Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının disiplin cezasına konu fiilin işlendiği Rize İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezi Başhekimliği emrinde görevli olduğu anlaşıldığından, Yönetmeliğin 5/ maddesinde yer alan düzenleme gereğince, görevli olduğu birimin disiplin amiri olan Rize İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezi Başhekimi tarafından tesis edilen işlemde yetki unsuru açısından hukuka aykırılık bulunmamaktadır.... Cenaze töreninin ilgili kolluk personeli tarafından kayda alınması sonrasında düzenlenen ve bir örneği dava dosyasında mevcut olan CD izleme tutanağında davacının bu sloganı attığı tespitine yer verildiği, ayrıca davacının olayla ilgili olarak Pazar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/2614 soruşturma numarasıyla başlatılan adli soruşturmada 2015 tarihinde Rize Cumhuriyet Başsavcılığı'nda talimat yoluyla alınan ifadesinde anılan sloganın atılmasına eşlik ettiğini kabul ettiği, dolayısıyla disiplin soruşturmasına konu fiilin sübut bulduğu anlaşıldığından eylemine uyan şekilde disiplin cezası ile tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır ". Bölge İdare Mahkemesi kararı başvurucuya 12/06/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. A. Ulusal Hukuk 657 sayılı Kanun'un "Davranış ve işbirliği" başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar ". 657 sayılı Kanun’un “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) devletin kamu hizmetinde çalışan memurları yönünden sadakat yükümlülüğü öngörmesinin, ayrıca onlara ödev ve sorumluluklar yüklemesinin memurların statüleri gereği meşru bir durum olduğunu belirtmiştir. Fakat kamu görevlilerinin de birey olduğunu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlerinin bulunduğunu ve bu doğrultuda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ve maddelerinden yararlandıklarının şüpheden uzak olduğunu da ifade etmiştir. Bununla birlikte memurun bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesinin belirlenmesinde ulusal makamların bir takdir marjı olduğunu da eklemiştir (İsmail Sezer/Türkiye, B. No: 36807/07, 24/3/2015, §§ 52-54; Vogt/Almanya [BD], B. No: 17851/91, 26/9/1995, §§ 51-53; Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998, §§ 53, 54; Otto/Almanya (k.k.), B. No: 27574/02, 24/11/2005). Bununla birlikte AİHM, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğü hususunda söz konusu devlete özgü durumların dikkate alınabileceğini kabul ettiği gibi memurun görevinin niteliğinin de gözönünde bulundurulması gerektiğini ifade etmiştir. Komünist Partinin eylemlerine aktif olarak katılan bir öğretmenin aldığı disiplin cezasına ilişkin olarak yapılan başvuruda verdiği Vogt/Almanya kararında, memurların devlete sadakat yükümlülüğü konusunda Almanya'nın nasyonel sosyalizm geçmişinin ve bu doğrultuda Alman Anayasası'nın üzerine kurulduğu ilkelerin dikkate alınması gerektiğini belirtmiş; ayrıca öğretmenlerin öğrencileri yönünden bir otoriteyi temsil ettikleri gerçeği karşısında iş yaşamları dışında da belli bir dereceye kadar ödev ve sorumluluklarının devam edeceğini kabul etmiştir (Vogt/Almanya, §§ 59, 60). Aynı şekilde Mahi/Belçika (B. No: 57462/19, 3/9/2020, § 32) kararında, öğretmenin öğrencileri üzerinde bir otorite figürü olmasından hareketle meslek hayatında tabi olduğu ödev ve yükümlülükleri belirli bir dereceye kadar okul dışında devam ettirmesinin gerekli olduğunu da değerlendirmiştir (Mahi/Belçika § 28). Anılan kararda AİHM, Charlie Hebdo saldırısından sonra öğretmen olarak görev yaptığı okulda çıkan olaylardan sorumlu olduğuna dair bazı medya kuruluşlarının yaptıkları haberlere yayımladığı bir mektupla cevap veren başvurucunun söz konusu mektupta ayrımcı ve şiddeti meşrulaştıran nitelikte ifadeler kullanılması nedeniyle görev yerinin değiştirilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğini incelemiştir. Anılan kararda; ifade açıklamasının sözel iletişime dayanmadığı ve spontane bir tepkinin sonucu olmadığı, aksine geniş çapta kamuya açıklanmış ve bu nedenle herkesin erişebileceği yazılı iddialar olduğu, ifade açıklamasının başvurucuya yüklenen sağduyu/ihtiyat yükümlülüğüne zamanlama itibarıyla aykırı görülmesinin meşru olduğu ve başvurucunun yorumlarının öğrencileri üzerindeki potansiyel etkisi de gözönüne alınarak başvurucunun başka bir kuruma atanmasının orantısız olmadığına karar verilmiştir (Mahi/Belçika, §§ 34, 36, 37).