8. Hukuk Dairesi 2013/19952 E. , 2014/18602 K. MAHKEMESİ : Varto Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 10/05/2013 NUMARASI : 2012/79-2013/116 A.. S.. tarafından mirasçılık belgesi istemi davasının reddine dair Varto Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.05.2013 gün ve 79/116 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, babasının dedesi olan mirasbırakan Süleyman oğlu D..S..'in bilmediği bir t…
**8. Hukuk Dairesi 2013/19952 E. , 2014/18602 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Varto Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 10/05/2013 NUMARASI : 2012/79-2013/116 A.. S.. tarafından mirasçılık belgesi istemi davasının reddine dair Varto Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.05.2013 gün ve 79/116 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, babasının dedesi olan mirasbırakan Süleyman oğlu D..S..'in bilmediği bir tarihte öldüğünü açıklayarak mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, mirasbırakanın ne zaman öldüğünün belirlenemediği, mirasçılarının tespit edilemediği ve davacı ile mirasbırakan arasındaki mirasçılık bağının ispatlanmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm yasal süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 29. maddesi hükmünde; bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimsenin iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, 30. madde hükmünde de; doğum ve ölümün öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir. Bir davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taraflardan delillerinin sorulup saptanması, gösterilecek ve davanın sonucunu etkileyecek tüm delillerin eksiksiz toplanması, ilgili yerlerden gerekli belgelerin getirtilmesi, daha sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir. Bunun yanında mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle açılan davaların çekişmesiz yargıya tabi olması nedeniyle bu tür davalarda resen araştırma prensibinin uygulanacağı, mirasçılar tarafından açılmış bu tür davalarda davacının sadece kendisinin mirasçı olduğunu, bir başka deyişle kendisi ile miras bırakan arasındaki soybağını kanıtlamak zorunda olduğu, başka mirasçı bulunup bulunmadığının ve miras paylarının ise Mahkemece resen belirleneceği de kuşkusuzdur. Somut olaya gelince, davacı dava dilekçesinde miras bırakan Süleyman oğlu D.. S..'in mirasçılarından olduğunu, mirasbırakanın bilmediği bir tarihte vefat ettiğini, geriye oğlu A.. S..'i mirasçı olarak bıraktığını, A.. S..'in de bilmediği bir tarihte ölümü ile geriye mirasçı olarak babası H.. S..'i bıraktığını, babası Halil'in 1946 yılında ölümü ile geriye kendisini ve diğer kardeşlerini mirasçı olarak bıraktığını belirterek mirasçılık belgesi verilmesini istemiş, delil olarak nüfus kayıtlarına ve tanık beyanlarına dayanmıştır. Dosya içeriğinden mahkemece davacı tanıklarının dinlendiği, bir kısım nüfus kayıtlarının ibraz edildiği, dinlenilen davacı tanıklarından A.. K..'nun davacının baba tarafından dedesi Abdullah'ın babasının isminin Derviş olduğunu doğruladığı, yine mevcut nüfus kayıtlarından davacının babasının H.. S.. olduğunun anlaşıldığı, miras bırakan Derviş ile alt mirasbırakanlar Abdullah ve Halil'in nüfus kayıtlarının ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Davacının miras bırakan Süleyman oğlu Derviş'in mirasçısı olup olmadığının belirlenebilmesi ve bunun sonucuna göre de soybağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilebilmesi için öncelikle dava dilekçesinde ismi açıklanan ve tanık A.. K.. tarafından da varlığı bildirilen miras bırakanın nüfus kaydının bulunup bulunmadığının, kimle evli olduğunun, çocuğu olup olmadığının, bunların sağ olup olmadıklarının davacıdan sorulması, Derviş'in nüfusta kayıtlı olduğunun belirlenmesi halinde nüfus aile kayıtlarının getirtilmesi, nüfusta kayıtlı olmadığının belirlenmesi halinde miras bırakan ile kendisi arasındaki soybağını, bir başka deyişle miras bırakanın mirasçısı olduğunu kanıtlama yükünün kendi üzerinde olduğu da hatırlatılarak davacıdan az yukarıda açıklanan olguları ispat için varsa mirasbırakan adına olan eski tapu kayıtları, tapulama tutanakları, tahrir kayıtları vb. kayıtlar ile tanık dahil tüm delillerinin sorularak göstereceği delillerin toplanması, bu yolla miras bırakan ile davacı arasında soybağı bulunup bulunmadığının duraksamasız saptanması gerektiği, ayrıca miras bırakanın diğer mirasçılarının belirlenmesinin mahkemenin görevine girdiği gözetilerek davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için miras bırakan Süleyman oğlu Derviş ile diğer alt mirasbırakanların nüfusta kayıtlı olup olmadıklarının, kimle evli olduklarının, ölmüşlerse çocuklarının kimler olduğunun saptanması, bu saptamanın yapılabilmesi için öncelikle davacı ve kimliği belirlenen diğer mirasçılardan bu hususların sorulması, gerekirse resen tanık dinlenmesi ve zabıta araştırması yapılması, nüfusta kayıtlı iseler nüfus aile kayıtlarının getirtilmesi, gerekirse yeni nüfus kayıtlarından geriye doğru gidilerek eski nüfus kütüklerinin (Osmanlı kayıtlarına dayanması halinde bu kayıtların) üzerinde uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak Süleyman oğlu Derviş'in mirasçılarına ulaşılmaya çalışılması gerektiği de kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece bu olgular gözden kaçırılarak belirtilen doğrultuda araştırma ve soruşturma yapılmamış, soybağı kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile karar verilemez. Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan doğrultuda araştırma ve soruşturma yapılarak davacı ile miras bırakan arasında soybağı bulunup bulunmadığının, miras bırakanın mirasçılarının gerçekte kimler olduğunun ve mirasbırakanın ölüm tarihi duraksamasız belirlenerek ölüm tarihindeki hükümlere göre mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/III-2. bendi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.