Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı araç ... sayılı Genişletilmiş Kasko Sigortası Poliçesi ile müvekkili şirkete, sigortalı olduğunu, hadisenin, 14/06/2017 tarihinde ... plakalı aracın ... ... ... yolu üzerinde seyir halinde iken önünde seyir halinde bulunan sigortalı ... plakalı aracın trafik nedeniyle duraksaması nedeniyle duramayarak çarpması akabinde sigortalı ... plakalı aracın önünde seyir halinde bulunan ... plakalı araca, onun da önünde seyir halinde bulunan ... plakalı a
davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ultralüks performans motor yatları üreticisi olduğunu, üretilen ürünlerin niteliği gereği yüksek gelirli müşteri portföyü bulunduğunu, müvekkilinin markasının üretilen kısıtlı sayıdaki tüketici arasında bilinirliğinin yüksek olduğunu, davalı şirketin ise marka temsilcilikleri, distribütörlük, tekne üreticilerine doğrudan marka danışmanlığı, distribütörlüğü ve ikinci el tekne satışı organizasyonu gibi denizcilik ile ilgili bireylere ve şirketlere yönelik hizmet sunduğunu, taraflar arasında 10.01.2010 tarihinde üç yıl süreli tek satıcılık sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile davalının, müvekkilinden kendi nam ve hesabına alacağı ürünleri, kendi bölgesi içindeki müşterilere satışını üstlendiğini, davalının sözleşmeyle kararlaştırılan asgari satış hedeflerine ulaşamaması ve diğer bir_kısım yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak müvekkili tarafından 07.04.2011 tarihinde feshedildiğini, fesih sonrası davalı şirketin, müvekkilinin müşterileri nezdinde imajını zedelemeye, kurmuş olduğu ticari ilişkileri bozmaya çalıştığını, bu dava konusu tekne satışı da dahil olmak üzere henüz tespiti mümkün olmayan birçok satışın gerçekleşmesine engel olduğunu, davalının eylemlerinin müvekkilinin iş potansiyelini ciddi şekilde azalttığını, davalının davaya konu edilen teknenin satışına engel olarak müvekkilinin sözleşmeden ve diğer iş ilişkilerinden belirlenemeyen miktarda zarara neden olduğunu, müvekkilinin ürettiği teknelerle alım gücü yüksek olan sınırlı bir müşteri grubuna hitap etmesi nedeniyle yapılamayan bir satışın bile ticari hayatını olumsuz yönde etkileyeceğini, satıcı ile alıcı arasındaki ticari ilişkinin başka bir tacirin kötü niyetli davranışları ile bozulması halinin TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde haksız rekabet olarak düzenlendiğini, müvekkilinin tekne üretimi ve satışı için müşterisi ile yaptığı sözleşmenin davalının yanlış, yanıltıcı ve kötü niyetli açıklama ve davranışları sonucu alıcının vazgeçmesi nedeniyle yerine getirilemediğini, müvekkilinin 23.12.2013 tarihinde dava dışı ... ile yaptığı tekne satım sözleşmesinin davalı şirket ortaklarının müvekkili hakkındaki asılsız beyanları nedeniyle alıcı tarafından feshedildiğinin alıcı tarafından gönderilen fesih yazısında belirtildiğini, davalı şirket ortaklarının beyanlarıyla bu sözleşmenin iptali yanı sıra kaç müşterinin sözleşme yapmaktan vazgeçtiğinin bu aşamada belirlenemediğini, müvekkilinin iptal edilen sözleşme nedeniyle uğradığı zararların tazmini gerektiğini, müvekkilinin tek satıcılık sözleşmesini feshinden sonra davalı tarafın müvekkiline gönderilen ihtarda da, müvekkili şirketi müşterileri nezdinde zor durumda bırakacağına yönelik tehditler bulunduğunu, davalı tarafından keşide edilen 20.05.2011tarihli ihtarda "... bu ihtarnamedeki taleplerin yerine getirilmemesi halinde, iş bu belgeler iş bu satış işleminin tarafı olan şirketinize ve nihai alıcısına karşı açılacak alacak davasında kullanılacaktır." ifadelerinin yer aldığını, bu beyanlarla davalının, taraflar arasındaki husumetle hiçbir ilgisi bulunmayan müşterileri korkutma ve kaçırma politikasına başvurduğunu, davalı şirketin ortakları ..., ...l ve ... müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, bu kişilerin müvekkili şirketin her türlü iş ve sırlarını bilebilecek üst düzey pozisyonlarda çalıştıklarını, bu nedenle müvekkilinin emtiası ve kalitesi ile ilgili beyanlarının alıcılar üzerinde çok etkili olacağını ileri sürerek, davalının kötü niyetli fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin menine, haksız rekabetin sebep olduğu maddi ve manevi zararın tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın müvekkilin elde etmesi mümkün olan menfaatlerle birlikte haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde haksız rekabet iddiasının temelde müvekkili şirketin dava dışı ... isimli şahsa davacı şirketin ürettiği tekneleri kötülemesi ve ...'ın da davacının teknesini almaktan vazgeçtiği şeklinde açıklandığını, ancak bu vakıanın danışıklı ve senaryodan ibaret olduğunu, ...'ın ... Sicil Numaralı - "..." unvanlı şahıs şirketinin sahibi olduğunu, bu şirketin davacının taşeronu olduğunu ve davacının ürettiği teknelerin üretiminde birebir rol alarak faaliyet gösterdiğini, anılan kişinin 27.09.2010 tarihinde şirketini kurmadan önce davacı şirkete çalıştığını, şirketini kurduktan sonrada bir süre çalışmaya devam ettiğini, muhtemelen de halen çalışmaya devam ettiğini, ... tarafından internet ortamında yapılan yayında davacı şirketin fabrikasında composite departmanının başında bulunduğunu yazdığını, yazıya göre anılan kişinin davacının üretim departmanının başında bulunduğunu, davacı şirketin üretim departmanının başında bulunan bir kişinin üçüncü kişilerden aldığı duyum üzerine tekne alımından vazgeçtiği iddiasının kurgu ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, teknelerin ne şekilde üretildiğini satın alan kişi tarafından bilindiğini, yalan beyanlar ile ilgili adli makamları yanıltmak suçundan şikayette bulunulacağını, gerçekte böyle bir hadise yaşanmamasına rağmen davacının kendi üretim müdüründen yazı alarak adli mercileri yanıltmaya çalıştığını, davacı tarafından oluşturulan gerçeğe aykırı olayın temelinde feshedilen distribütörlük sözleşmesinin bulunduğunu, 10.01.2010 tarihli 3 yıl süreli sözleşmenin davacı tarafından haksız şekilde feshedildiğini, sözleşme süresince davacının müvekkilinin bölgesinde doğrudan satış yaparak müvekkilini zarar uğrattığını, müvekkilinin İstanbul 50.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/281 Esas sayılı dosyasında açtığı davada zararını talep ettiğini, mahkemece zararın belirlenmesi için rapor alındığını, davayı kaybedeceğini anlayan davacının kötü niyetli eylem ve işlemlere başvurarak şirketinde üretim müdürü olarak sigortalı çalışan kişiyi alıcı olarak göstermeye çalıştığını, ardından da sözleşmenin müvekkili şirket ortaklarının beyanlarıyla feshedildiğini beyan ettiğini, müvekkilinin davacıya ait ikinci el tekneleri sattığını, üretim ve kalite ile ilgili sorun bulunması halinde müvekkilinin bu emtiayı satmayacağını, müvekkilinin keşide ettiği ihtarda davacının emtiasının üçüncü kişilere kötüleneceğine ilişkin bir ibare bulunmadığını, ihtarda sözleşmenin haksız feshi nedeniyle dava açılacağının bildirildiğini ve davanın açıldığını, davacının TTK'nın 54.maddesine dayanmasına rağmen maddedeki hangi haksız rekabet hükmünün ihlal edildiğini dahi yazmadığını, iddianın somutlaştırılmadığını, davacının üretici müvekkilinin ise satıcı olması nedeniyle faaliyet alanlarının aynı olmadığını, davacının oluşturduğu delillerle açıkça kötü niyetle dava açması nedeniyle HMK'nın 329.maddesi gereğince müvekkili şirket ile yapılan avukatlık ücret sözleşmesi gereği 15.000,00 TL avukatlık ücretinin verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile yargılama giderleri ile sözleşmeyle belirlenen vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.