6. Hukuk Dairesi 2022/5011 E. , 2022/5511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasa'nın geçici 4/1. maddesi uyarınca Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşülüp düşünüldü; Dairemizce v
**6. Hukuk Dairesi 2022/5011 E. , 2022/5511 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasa'nın geçici 4/1. maddesi uyarınca Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşülüp düşünüldü; Dairemizce verilen 2021/3050 Esas, 2022/2373 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş olup, mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanunun 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 28.11.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Davacı sıra cetveline itiraz davası ile sıra cetvelinde ilk sırada yer verilen davalının alacağının muvazaalı olduğunu belirterek, davalıya tahsis edilen payın öncelikle kendisine verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi yaptığı yargılama neticesinde, davalının haciz ve takibinin davacıdan önce olduğunu ve alacağının muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi; ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının alacağını ispat edemediğini belirterek, davacının davasını kabul etmiştir. Bu kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce; “davacının satış öncesinde haczinin bulunmadığını dolayısı ile dava açmada hukuki yararının bulunmadığını” belirtilerek istinaf mahkemesi kararını bozmuştur. İstinaf mahkemesi bozmaya karşı direnme kararı verilmiş, Dairemizce yeniden yapılan inceleme de Sayın çoğunluk, bozma kararının doğru olduğu kanaatine vararak, dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Dairemizin bu kararına iştirak etmiyorum. Şöyle ki; Sıra cetveline itiraz davasını, bedeli paylaşıma konu mal veya satış bedeli icra veznesine girmeden önce para üzerinde haczi olan her alacaklı açabilir. Davacı bu davayı kazandığında, davalıya sıra cetvelinde tahsis edilen pay öncelikle davacıya ödenir, arta kalan miktar olursa davalıya verilir. Somut olayda bedeli paylaşıma konu mal, 12.07.2016 tarihinde satılmıştır. Davacı, 13.07.2016 tarihinde satış bedeli üzerine haciz koymuştur. Satış bedeli icra veznesine 18.07.2016 tarihinde girmiştir. Dolayısıyla İİK nın 100/1 fıkrası gereğince davacının paylaşıma konu para üzerinde geçerli bir haczi mevcuttur. Davacının geçerli haczi bulunduğundan, sıra cetveline yönelik itiraz davası açmada hem taraf ehliyeti hem de hukuki menfaati mevcuttur. İİK nın 100/1. fıkrasında açıkça belirtildiği gibi, satış bedelinin icra veznesine girinceye kadar satış bedeli üzerine haciz konulabileceği, belirtilmiş olmasına rağmen Sayın çoğunluğun, “satıştan önce haczin bulunmadığı” gerekçesiyle, geçerli ve yasal olan bir haczi yok saymak suretiyle, davacının sıra cetveline itiraz davası açamayacağı ve bozma kararının doğru olduğu belirtilerek dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi açıkça anılan Kanun hükmüne aykırı olmuştur. Bu nedenle direnme kararı yerinde görülerek HMK nın 373/5. fıkrası gereğince bozma kararının düzeltilmesine karar vermek gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun kararına muhalifim.