4. Ceza Dairesi 2023/14263 E. , 2023/26323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/397 E., 2021/499 K. SUÇ : Hakaret KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan mağdur sanıklar ... ve ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 2.180,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmal
**4. Ceza Dairesi 2023/14263 E. , 2023/26323 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/397 E., 2021/499 K. SUÇ : Hakaret KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan mağdur sanıklar ... ve ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 2.180,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair Nevşehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2020/397 Esas, 2021/499 Karar sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2023 gün ve 2023/90899 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Kanun'un 73/4 ncü maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz" ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 nci maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir" şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Müştekiler ... ve ...'un 15.04.2021 tarihli oturumda, müşteki ...'ın ise 01.06.2021 tarihli oturumda sanıklar haklarındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini beyan ettikleri, hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete bağlı olduğu, sanıkların da şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmediklerine dair bir beyanlarının bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında takibi şikayete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Kabule göre de, Sanıklar hakkında mağdur ...'a yönelik 5237 sayılı Kanun'un 125/1 nci maddesinde düzenlenen hakaret suçundan dava açıldığı, mağdurlar ... ve ...'a yönelik hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun'un 170 nci maddesine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı, atılı suçun tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlendiği kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 ncü maddesinin uygulanmak suretiyle dava konusu edilmeyen eylemden mahkumiyet hükmü kurulmasında; İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE İki numaralı istem yönünden yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde iddianame içeriğine göre sanıklar hakkında mağdur ...'a yönelik hakaret suçundan dava açıldığı, mağdurlar ... ve ...'a yönelik hakaret suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. Bir numaralı istem yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır. İki numaralı isteme yönelik yapılan değerlendirmedeki açıklamalar ışığında ... ve ...'a karşı hakaret suçundan açılmış bir davanın bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede; somut olayda mağdur ...'un 15.04.2021 tarihli celsede şikâyetten vazgeçtiği, sanık ...'in 13.07.2021 tarihli savunmasında şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği, sanık ...'in ise şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine dair beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde beraatına, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanık ... yönünden; sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkûmiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Yukarıda ayrıntıları ile açıklanan nedenler doğrultusunda sanıklar hakkında takibi şikayete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmedenyazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ve kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Hakaret suçundan sanıklar hakkında Nevşehir 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2021/499 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Bir ve iki numaralı istemler yönünden birlikte yapılan değerlendirme neticesinde; 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; a. Sanıklar hakkında mağdur ...'a yönelik hakaret suçundan açılan kamu davalarının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları gereğince DÜŞMESİNE, b. ... ve ...'a yönelik verilen hükümlerde; sanıklara verilen cezanın kaldırılması gerekmekle, anılan Kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, sanıklar hakkında hakaret suçundan verilen 2.180,00 TL adli para cezasının KALDIRILMASINA, Bu suçtan hükmolunan cezaların çektirilmemesine, 4. Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.