11. Hukuk Dairesi 2022/1597 E. , 2023/5570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/251 Esas, 2021/1375 Karar DAVA TARİHİ : 26.09.2018 HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/374 E., 2019/437 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının (YİDK) iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar
**11. Hukuk Dairesi 2022/1597 E. , 2023/5570 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/251 Esas, 2021/1375 Karar DAVA TARİHİ : 26.09.2018 HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/374 E., 2019/437 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının (YİDK) iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Türkiye’de 1993 yılından bu yana faaliyet gösteren müvekkiline ait "..." ibareli markaların, Türk kadınlarının en çok bildiği ve kullandığı güzellik markaları arasında yer aldığını, bu ibareyi taşıyan müvekkili adına tescilli çok sayıda marka bulunduğu gibi "..." markasının, davalı kurum nezdinde tanınmış marka olarak da korunduğunu, davalı şirketin 2017/64558 sayılı "... professional" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, dava konusu başvurunun asıl unsuru olan "..." ibaresi ile müvekkiline ait tanınmış markaları oluşturan "..." ibaresi arasında görsel, işitsel ve bütünsel olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun kapsamında müvekkili markalarının kapsamlarında yer alan ürünlerle birebir aynı/aynı türden ürünlerin yer aldığını, davalı konusu markanın davalı tarafça kullanılması halinde müvekkiline ait "..." markalarının itibarına ciddi zararlar gelebileceğini, ayırt ediciliğine zarar verebileceğini, müvekkilinin "..." markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini tek esaslı unsur olarak taşıyan markasını, müvekkilinin markası ile birebir aynı/aynı türden ürünler üzerinde tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin "..." ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, öte yandan müvekkilinin ticaret unvanı nedeniyle de dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2018-M-5768 sayılı kararının iptaline, 2017/64558 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markası ile itiraza mesnet markaların benzer olmadığını, halk arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, taraf markalarının müşteri portföyünün birbirinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/64558 sayılı ve "... professional" ibareli başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında benerlik bulunmaması nedeniyle, dava konusu başvurunun, davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, davacının gerçek hak sahipliğine ve ticaret unvanına dayalı iddiaların yerinde olmadığı, kötü niyetin de ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, zira davaya konu markanın asıl unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, müvekkil markasının başındaki "a" harfinin, "n" ve "o" harfleri ile değiştirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, taraf markalarındaki vurgunun "von" ibaresi üzerinde toplandığını, markalar arasındaki tek farklılığın, dava konusu markanın başına eklenen "no" ibaresinden kaynaklandığını ve bunun da başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, emsal mahkeme ve davalı Kurum kararlarının da bu yönde olduğunu, başvurunun müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, marka kapsamlarındaki ürünlerin de aynı olduğunu, ayrıca müvekkili markasının kozmetik sektöründe sahip olduğu ciddi düzeydeki tanınmışlığın da dava konusu markanın müvekkil markalarıyla karıştırılma ihtimalini arttıracağını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davaya konu başvuru sahibinin de müvekkili gibi kozmetik sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait "..." markalarının sahip olduğu tanınmışlık düzeyi ve davalının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü de dikkate alındığında davalının müvekkili markalarından haberdar olmamasının imkansız bulunduğunu, buna rağmen davalının tamamen müvekkili ile özdeşleşmiş "..." markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini müvekkil markası ile birebir aynı/aynı türden ürünler üzerinde tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli olduğunu, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2017/64558 sayılı "... proffessional" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, marka kapsamında 3 üncü sınıfta yer alan malların bulunduğu, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mallarla aynı tür/ilişkili oldukları, dava konusu başvurunun, siyah zemin üzerine beyaz küçük standart karakterle yazılmış "..." ibaresi ile bu ibarenin altına yerleştirilmiş "PROFESSIONAL" ibaresinden oluştuğu, taraf ibarelerinin son üç harflerinin aynı olması, işaretler arasında görsel ve işitsel benzerliğe yol açtığı, davacı markasının yüksek ayırt edici niteliği ile kozmetik ürünlerindeki tanınmışlık seviyesi ve dava konusu başvurunun da genel olarak kozmetik ürünlerini kapsaması hususları da gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacı markalarının tanınmışlığının taraf markaları arasındaki iltibas ihtimalini artırdığı ancak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca dava konusu başvuru kapsamındaki malların tamamı, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamlarında yer aldığından, anılan madde hükmünün somut olaya uygulanamayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğuna dair de dosya kapsamında herhangi bir delil sunulmadığından davacının kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı, davacının ticaret unvanı Türkiye'de tescilli olmadığı gibi yurt dışında tescilli bu unvanın, Türkiye'de kullanıldığı da ispat edilmediğinden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca bir tescil engeli bulunmadığı sonucuna varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesinin kararı yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markaları arasındaki karılaştırmanın markanın bütün itibariyle nazara alınması gerektiğini, genel izlenim itibariyle karıştırma ihtimali bulunmadığını bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılanacağını, somut olayda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelerin tüm yönleriyle taraf markalarının işaretler arasında görsel ve işitsel benzerliği olmadığı, karıştırma, ilişkilendirme ihtimalinin olmadığını belirttiğini, 6769 sayılı Kanun'un 6 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığını, hedef kitleleri ve dağıtım kanalları bakımından tamamen farklı olduklarını davalı hedef kitlesinin berber malzemesi diye tabir edilen ürünler olduğunu, davacı tanınmışlık değerlendirmesinin kozmetik ürünleri olduğundan bağlantı olmadığını, emsal Yargıtay içtihatlarında ortalama tüketici tarafından bir bütün olarak algılanışın iltibas ihtimalinde değerlendirildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.