Başvuru, iddianamenin ve iddianamenin kabulü kararının tebliğ edilmemesi, ana dilde savunma yapma talebinin reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, iddianamenin ve iddianamenin kabulü kararının tebliğ edilmemesi, ana dilde savunma yapma talebinin reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 10/7/2013 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 21/6/2011 tarihli ve E.2011/413 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürme (teşebbüs), tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürme (teşebbüs), kamu malına zarar verme” suçlarından kamu davası açılmıştır. Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2011 tarihli ve E.2011/166, K.2011/266 sayılı kararı ile başvurucunun müsnet suçlardan müebbet hapis ve hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz üzerine anılan kararın, Yargıtay Ceza Dairesinin 15/1/2013 tarihli ve E.2012/10467, K.2013/798 sayılı ilamı ile “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve patlayıcı madde bulundurma” suçlarından kurulan hükümler yönünden onanmasına, “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan kurulan hüküm yönünden düzeltilerek onanmasına ve “mala zarar verme” suçundan kurulan hüküm yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Bozulan suç yönünden yeniden yapılan yargılama sonunda Adana Ağır Ceza Mahkemesi, 11/7/2013 tarihli kararıyla başvurucu hakkında ceza verilmesine yer olmadığı yönünde karar vermiştir. Anılan karar, temyiz edilmeden 19/7/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, Yargıtay kararını 10/6/2013 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Bireysel başvuru 10/7/2013 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tercüman bulundurulacak hâller” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.(2) Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır. (3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.(4) (Ek fıkra: 24/01/2013-6411 S.K./ mad) Ayrıca sanık;a) İddianamenin okunması,b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz.(5) (Ek fıkra: 24/01/2013-6411 S.K./ mad) Tercümanlar, il adlî yargı adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il bakımından oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” 5271 sayılı Kanun’un “İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:(1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur.(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.(3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir.