2. Hukuk Dairesi 2020/5129 E. , 2021/277 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Eşya Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı, kişisel ilişkinin süresi, reddedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakalarının mik…
**2. Hukuk Dairesi 2020/5129 E. , 2021/277 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Eşya Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı, kişisel ilişkinin süresi, reddedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı, kişisel ilişki süresi, reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 18.01.2021 günü duruşmalı temyiz eden ... ve vekili Av. ... ile karşı taraf temyiz eden davacı ... ve vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı kadının tüm, davalı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, velayetleri anneye bırakılan ortak çocuklar ile baba arasında aynı ve farklı yerlerde ikamet etmeleri durumlarında değişiklik gösterecek şekilde iki farklı kişisel ilişki düzenlendiği gibi, çocukların eğitimine de engel olacağı gözetilmeden Cuma gününü kapsar nitelikte yazılı şekilde kişisel ilişki düzenlenmiştir. Günümüz ulaşım olanaklarındaki kolaylık gözetildiğinde, kişisel ilişkiye dair düzenleme yapılırken, taraflar bu hususun açıkça dikkate alınmasını talep etmemişlerse, “Ayrı şehir”, “Aynı şehir” ayrımına gidilmesinin de önemi bulunmamaktadır. Bu bakımdan, aynı şehir ayrı şehir ayrımına gidilmeksizin, görüşmenin günlerinin tatil günlerinde ve babalık duygularını tatmine elverişli, çocuğun da baba sevgisi ve şefkatini tatmasına yeterli, daha uygun süreyle kişisel ilişki tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK m. 438/7).