T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/351 KARAR NO : 2026/43 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/10/2024 NUMARASI : 2024/548 Esas - 2024/847 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GE…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/351 KARAR NO : 2026/43 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/10/2024 NUMARASI : 2024/548 Esas - 2024/847 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı/borçlular ... ve ... aleyhine açtıkları takipli iflas davasının kabulü ile davalı/borçlular tarafından İstanbul Anadolu 5.İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazların iptaline ve takibin devamı ile davalı/borçluların tüm sonuçları ile birlikte iflaslarına, diğer davalılar yönünden ise takipsiz iflas davalarının kabulü ile diğer davalılar ile aralarında perdeleme yapıldığı, organik bağ ve sağladıkları ekonomik çıkar sonucu (dava arkadaşlığı da dikkate alınarak) borçlardan sorumlu olduklarının tespiti ve ödenmesi ile tüm sonuçları ile birlikte iflaslarına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesi ile; Davacı tarafından esasında hakkı olmayan bir bedelin, müvekkillerinden, müvekkilin ortağı olduğu tüm şirketlerden ve müvekkilin eski eşi olan ...'dan haksız olarak tahsil edilmeye çalışıldığını, davacının, hukuken geçerli bir alacağı bulunmamasına karşın müvekkili ve müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketler hakkında yüzlerce şikayette bulunduklarını, haksız ve mükerrer takipler başlatıldığını, davacının huzurdaki davayı açmasının sebebinin, kamuoyunda tanınırlığı olan müvekkilini tahkir etmek, hakkındaki mükerrer iş ve işlemlerden herhangi birinde karışıklık oluşturarak takip kesinleştirmek, kamuoyunda gündem oluşturmaya çalışarak zorla para almak olduğunu, dava dilekçeleri ve ekinde sunulan dekontlar ile müvekkili ve ortağı olduğu şirketlerin davalıyla herhangi bir bağlantısının bulunmadığının açıkça görüldüğünü, davalının davasının tümü ile haksız bir dava olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... .. A.Ş ve ... ... .. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesi ile; Davacı tarafından açılan işbu davanın hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, pasif husumet yokluğu nedeniyle müvekkili yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin itirazlarında; müvekkili şirketin, sektöründe tanınırlığı ve güvenirliği olan ve ... ürün ticareti yapan bir tüzel kişilik olduğunu, müvekkili şirketin, işbu davada yer alan davalı ve dahili davalılarla arasında herhangi bir hukuki veya ticari ilişki bulunmadığını, davacı ve davacının eşinin, uzun süredir dahili davalılardan ...'ın şahsına ait veyahut ortağı olduğu şirketlere ilişkin asılsız şikayetleriyle itibar zedelemesi ve ticari hayatı sekteye uğratma çabası içerisinde olduğunu, takipsiz iflasa ilişkin olarak müvekkilinin davacıya bir borcu bulunmadığını belirterek önce usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; Öncelikle usule ilişkin itirazları bulunduğunu, müvekkilinin tacir olmayıp iflasa tabi kişilerden olmadığını ve davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin itirazlarında ise davacı tarafından açılan itirazın iptali ve iflas istemli davanın dayanağının mahkemenizin kararlaştırdığı ön inceleme ve tahkikat duruşmasına kadar İcra Mahkemesi tarafından iptal edileceği kesin olan adi iflas yolu ile takip olduğunu, takip dosyası incelendiğinde davacı ve sözüm ona alacaklı görünen kişinin USD cinsinden ana para alacağı ve KDV adı altında bir alacağın tahsilini istediğini görüldüğünü ancak takip dosyası ilgili icra dairesinden getirtilip incelendiğinde görülecektir ki davacı takip alacaklısının takip talebi ve ödeme emri ekinde alacağını tevsik eden hiç bir belgeyi icra dairesine ibraz etmediği ve davalı müvekkiline tebliğ ettirmediğinin görüleceğini, işbu sebeple takip alacaklısı davacının davalı müvekkili aleyhine başlattığı iflas yolu ile adi takipte takip talebine eklemediği ve icra dairesince düzenlenen örnek 11 numaralı ödeme emri ekine ekleyip davalı müvekkiline tebliğ edilmeyen belgeye dayanarak itirazın iptali yada itirazın kaldırılması davası açması mümkün olmayıp takip aşamasında dayanılmayan bir takım banka makbuzlarının delil olarak kullanılmasına muvafakati olmadığını, işbu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ; " Davacı açıklama dilekçesinde davanın iflas istemli olduğunu ilk önce itirazın kaldırılmasına karar verileceğini, itiraz kaldırılmadan iflas avansı alınmasının usul ekonomisine aykırı olduğunu, ayrıca 25.000 TL iflas avansı ve 7.000 TL ilan masrafının 25/07/2024 tarihinde yatırılmış olduğunu; iflas takibi iptal edilmiş ise de kararı istinaf ettiklerini, ileride istinaftan aleyhe bir karar çıksa dahi davanın takipsiz iflas davası olarak görüleceğini, ...'a ortaklık ödemesi olarak 555.000 USD ödeme yapıldığını, davalıların tacir olduğunu ve birlikte sorumlu olduklarını, tümü yönünden itirazın kaldırılarak tümünün iflasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.İş bu açıklama dilekçesinin mahkememiz ara kararını karşılamadığı görülmüş, açıklamaların eksik olduğu ayrıca ihtaratlı biçimde verilen kesin süre içinde de iflas avansının yatmadığı, takipte iki borçlu olduğu halde itirazın kaldırılması ile iflasına karar verilmesi istenen ayrıca üç kişi olduğu, takibin de iptal edilmiş olduğu görülmüştür. İflas isteyen alacaklı, İİK'nın 181. maddesi yollamasıyla 160. maddesi gereği, gerekli masrafları avans olarak mahkeme veznesine peşin olarak yatırmak zorunda olup, söz konusu husus özel olarak düzenlenmiş bir dava şartıdır. (İst. Bam 17 HD, 2019/592 E, 910K, Ankara Bam, 23 HD,: 2017/629 E,764 K) İki takip borçlusu için iki tane iflas avansı yatmış olması şart olup; (02/08/2024 tarihinde hangi borçlu olduğu için belli olmadan sadece 25.000 TL yatırılmış olup, iflas avansı şartı da eksiktir.) davacı beş davalının da iflasını talep ettiğine göre her biri için iflas avansını tamamlaması özel dava şartıdır ve verilen süre içinde eksiklik tamamlanmamıştır. Ayrıca itirazın kaldırılması ve iflas isteminde, takibin usulüne uygun bir takip olması da yine bu davanın görülebilmesi için öncelikli dava şartıdır. Takipte yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmemiş olup, takip talebinin usulüne uygun olması, icra hukuk mahkemesi kararı olmasa dahi resen iflas davasına bakan ticaret mahkemesinin gözetmesi gereken bir husustur. Yine takibin iptali ile resen davaya takipsiz iflas davası olarak da devam edilemez. İflas davasında dahili davalı diye bir kurum olmayıp, sırf organik bağın varlığı da bir iflas sebebi değildir. Açıklama dilekçesinde bunlar için de itirazın kaldırılması istenmiş olup, bunların takipte borçlu olmadığı ve itirazlarının olmadığı açıktır. Her açıdan davanın teknik olarak usulüne uygun olmadığı ve dava şartlarını karşılamadığı" gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın HMK.nun 114, 115/2 m uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; İflas avansı tahkikata geçildikten ve dava konusuna ilişkin nihai karar oluşturulmadan önce verileceğini ve tarafımızdan da yerine getirileceğini, davanın ikamesi sırasında iflas avansının depo edilmesine karar verilemeyeceğini, hal böyle olmakla birlikte tarafımızdan 25.07.2024 tarihli tensibin 8. ve 9. maddesi gereği 02.08.2024 tarihinde 25.000,00 TL iflas avansı, gazete ilanları için 7.000,00 TL gider avansı yatırıldığını ve usul ekonomisi yönünden tahkikata başlanılarak karar aşamasına gelindiğinde tensip olunacak iflas avanslarının yatırılacağı belirtilmiş ise de Yerel Mahkeme talebimiz konusunda herhangi bir karar oluşturmayarak nihai karar aşamasına geçerek " verilen kesin sürede ara kararı yerine getirilmediği " gerekçesi ile haklı davanın reddine karar verildiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; bir kısım davalılar yönünden ( davalı ... ile ... ... Limited Şirketi ) İİK 154. maddesinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçluların iflası, diğer kısım davalılar yönünden İİK 177/ maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.İflas davasında yetkili mahkeme, 2004 sayılı Kanunun 154 ncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketlerin muamele merkezleri Ataşehir-Pendik/İstanbul, gerçek şahısların yerleşim yeri Ataşehir-Kadıköy/İstanbul, dava görevli ve yetkili mahkemede açılmıştır.Mahkemenin 10/09/2024 tarihli ara kararı ile; " ...Takipte borçluların ... ...Ltd Şti olduğu, ancak diğer davalı ibaresiyle birlikte ayrıca üç kişinin daha iflasının istendiği görülmüştür. Diğer davalı ile kastedilen üç kişinin, hangisinden ne kadar alacaklı olduğu, iflas takibi yok ise bunlara karşı doğrudan iflas davası mı açıldığı, doğrudan iflas davası açılıyor ise organik bağ bir iflas sebebi olmadığına göre, yasal dayanakları, dayanılan maddi vakıaların neler olduğu açıklanmalıdır. Her birinin yargılama şekli farklı olduğundan bu haliyle sağlıklı yargılama yapılması söz konusu olamaz. Yukarıda belirtilen hususlarda dava dilekçesinin usule uygun şekilde açıklanması HMK'nun 119.maddesine göre zorunlu olup dava dilekçesi bu haliyle çelişkili, karmaşık ve usule aykırıdır. Mahkememizce düzenlenen tensip zaptına göre iflas avansının yatırıldığı belirtilmişse de, beş kişinin iflası istendiğine göre beşi için de ayrı ayrı iflas avansı yatırılması zorunludur. Güncel tarife ile iflas avansının 40.000 TL'ye çıkarıldığı görülmekle; davacıya bu eksikliği tamamlaması için de kesin süre vermek gerekmiştir.Öte yandan mahkememizin tensip 9 nolu ara kararında iflas avansı yatırılınca ilanların yapılmasına karar verilmişse de; davacı icra dosyasının ilgili kısımlarını dava dilekçesine eklemediğinden, sonradan uyaptan resen yapılan incelemede, iflas yoluyla yapılan takibe iki borçlunun da itiraz ettiği görülmüş, tensip 9 nolu ara kararımızın advanın mahiyetine uygun olmadığı anlaşılmıştır.. Davacının alacaklı olup olmadığı incelenmeden, itirazın kaldırılmasına karar verilemeyecektir. İtiraza uğrayan iflas takibinde itirazın kaldırılmasına karar verilmesi halinde, davanın İİK.nun 166. Maddesindeki usulle ilanına karar verilir. Eldeki davada bu aşamada ilanların yapılması istemi bu sebeple yerinde görülmemiş, tensip 9 nolu ara kararından aşağıdaki şekilde dönülmüştür. " gerekçesiyle davacı vekiline, HMK'nun 119/1-b, 119/1-d, 119/1-e, 119/1-f, 119/1-g ve 119/1-ğ düzenlemesi uyarınca, yukarıda belirtilen her bir hususta gerekli açıklamaları yapması için (1) bir hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, her bir davacının iflası isteniyor ise her biri için 40.000 TL den eksik (200.000-25.000) 175.000 TL iflas avansını yatırması için davacı vekiline (2) iki hafta kesin süre verilmesine; aksi halde davanın özel dava şartı yokluğundan HMK nun 114,115 m. uyarınca usulden reddeddileceğinin ihtarına; tensip 9 nolu ara kararından dönülerek, alacağın incelenmesine; itirazın kaldırılmasına karar verilmesi halinde ilanlar bakımından değerlendirme yapılamsına, bu aşamada ilanların yapılması isteminin reddine, bu ara kararlar yerine gelmeden yargılamaya devam edilemeyeceği için tedbir uygulanması ve denetim kayyımı atanması taleplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup verilen ek karar 17/09/2024 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen iflası istenen her bir davalı yönünden güncel tarife uyarınca belirlenen iflas avansının yatırılmadığı, davacı tarafça eksik yatırılan 25.000,00 TL iflas avansın tek bir davalının iflas avansını karşılamadığı görülmüştür.Bir kısım davalılar ( ..., ... ... A.ş İle ... ... Limited Şirketi) yönünden İİK 177 maddesi uyarınca açılan doğrudan doğruya iflas davası yönünden; İİK'nın 181. maddesi yollamasıyla somut olay yönünden uygulanması gereken İİK'nın 160. maddesinde "İflas isteyen alacaklı ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflardan sorumludur. Mahkeme, bu masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarının peşin verilmesini ister." düzenlemesi yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1. maddesinde dava şartları sayılmış ve 114/2. maddesinde ise "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. İİK'nın 160. maddesi gereğince iflas isteyen alacaklı gerekli masrafları mahkeme veznesine peşin olarak yatırmak zorunda olup, söz konusu husus özel olarak düzenlenmiş bir dava şartıdır. HMK'nın 115/2. maddesinde ise mahkemece dava şartı noksanlığı tespit edildiği takdirde giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verileceği, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 03/03/2020 tarihli 2016/6781 E. 2020/1455 K. sayılı ilamında; "...Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın 177/4. Maddesi gereğince açılmış bulunan iflas davası olup, 160 madde uyarınca iflas avansı yatırılmasının dava şartı olarak belirlendiği, İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca açılmış olan iflas davalarında, iflas avansının hazine tarafından karşılanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafın verilen kesin sürelere rağmen iflas avansı yatırmadığı, iflas avansının hazine tarafından karşılanmasını talep ettiği gerekçesiyle, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere iflası talep edilen her bir davalı yönünden iflas avansının yatırılması özel dava şartı olup, mahkemece verilen kesin süreye rağmen güncel tarifede belirlenen iflas avansı tam olarak yatırılmadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bir kısım davalılar ( ... ile ... ... Limited Şirketi ) İİK 154. maddesinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçluların iflası davası yönünden ; İlk derece mahkemesince hem iflas avansının yatırılmamış olması hem de itirazın kaldırılması ve iflas isteminde, takibin usulüne uygun bir takip olması da yine bu davanın görülebilmesi için öncelikli dava şartı olup takipte yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmemiş olup, icra hukuk mahkemesi kararı olmasa dahi resen iflas davasına bakan ticaret mahkemesinin gözetmesi gereken bir husus olduğu gözetilerek usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir."İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde, icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şatlarına tâbi bir yargılama yapılmayıp, HMK’nın genel hükümleri uygulanır. Basit yargılama usulünün uygulanacağı iflas davasında borçlu evvelce ödeme emrine karşı ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın meselâ, takip konusu borcu ödemiş olduğu ya da borcun zamanaşımına uğradığı itirazını cevap dilekçesinde beyan edebilir.İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından İİK’nın 68. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi alacağın varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir.Mahkemenin yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davasının reddine karar verilir. İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı iflas takibi ve davası konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz. Yapılan inceleme sonucunda alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir. Bu halde iflas takibi kesinleşeceğinden iflas talebini İİK'nın 166. maddesindeki usule göre ilan edilir. Akabinde davalı borçluya takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkarılır. Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2). Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir." ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/12/2021 tarih 2019/(15)6-574 E., 2021/1710 K. Sayılı ilamı)Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararında ifade edildiği üzere İİK 154. maddesinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçluların iflası davasında öncelikle borçlunun itirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verilmesinden sonra iflas talebinin değerlendirilmesi ve iflas talebine bağlı olarak İİK'nın 166. maddesindeki usule göre ilanların yapılması ve iflas avansının yatırılması gerekmektedir. Her ne kadar borçlunun itirazı değerlendirilmeden iflas avansı yatırılması için davacılara kesin süre verilmesi hatalı ise de mahkemece iflas avansının yatırılmaması dışında davalı borçlular hakkında usulüne uygun takip başlatılmadığından özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyası incelendiğinde ; davacı ... ... tarafından takip borçluları davalılar ... ile ... ... Limited Şirketi aleyhine 150.000,00 USD alacağın tahsili tarihine kadar tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aylık %. 48 ticari temerrüt faizi masraf ve vekalet ücreti ile tahsili amacıyla iflas yolu ile adi takip başlatıldığı görülmüştür.TBK’nın “Ülke parası ile” başlıklı 99. maddesinde “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağını aynen, vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği kabul edilmiştir.Ancak, İİK’nın 58/3. maddesi uyarınca, alacaklı tarafından yapılan icra takibinde alacağın yabancı para olması hâlinde, alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve Türk Lirası karşılığı yada harca esas Türk Lirası karşılığı takip talebinde gösterilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 3. HD. 11/11/2021 tarih 2021/761 Esas 2021/11255 Karar, Yargıtay 12. HD. 30/10/2015 tarih 2015/19396 Esas 2015/29887 Karar, Yargıtay 19. HD. 06/10/2011 tarih 2011/1648 Esas 2011/12074 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) Bu husus HGK’nun 12/05/1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararında, "İİK’nun 58. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, aynı zorunluluk İİK’nun 41. maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır" şeklinde ifade edilmiştir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; takip talebi ve ödeme emrinde, yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve TL karşılığı gösterilmediği gibi yabancı para alacağının harca esas Türk Lirası karşılığı da yazılmamıştır. Anılan yasa hükümlerinin emredici nitelikte olduğu, takip talebinde emredici yasa hükümlerine uyulmadığı, bu itibarla usulüne uygun başlatılmış bir takip olmaması nedeniyle iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçluların iflası davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli 732,00 TL istinaf harcından, yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 304,40 TL harcın davacıdan tahsiline, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 164 maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/01/2026