11. Hukuk Dairesi 2009/14827 E. , 2011/16472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.09.2009 tarih ve 2009/231 - 2009/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2011 gününde davacı avukatı.....ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulun
**11. Hukuk Dairesi 2009/14827 E. , 2011/16472 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.09.2009 tarih ve 2009/231 - 2009/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2011 gününde davacı avukatı.....ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 05.08.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile sermayesinin 110.000 YTL'den 10.000.000 YTL’na çıkarılması yönünde anasözleşmenin 7.maddesinin değiştirilmesi ve artırılan 9.890.000 YTL’nın değer artış fonunun sermayeye ilavesi yoluyla yapılması yönündeki kararı gereğince 07.08.2002 tarihli genel kurul kararı alındığını, anılan genel kurul kararına davacının da katılıp sermayenin değer artış fonundan karşılanacağı inancıyla olumlu oy kullandığını, ancak şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmasından sonra müvekkilinden 11.02.2004 tarihli ihtarname ile 989.000 YTL sermaye borcu bulunduğu ve bunu 7 gün içinde ödemesinin istendiğini, bu tarihe kadar artırılan sermaye tutarının değer artış fonundan karşılandığı inancında olan davacının ihtarın tebliği üzerine ticaret sicil kayıtlarında yaptığı inceleme ile sermaye artışının nakden taahhüt edilmek suretiyle tescil edildiğini ve genel kurul evrakı ekinde yer alan sermaye artırım iştirak tablosunda şirketi temsil ve ilzama yetkili şahısların imzalarının bulunmadığını, sahte imzalar kullanıldığını tespit ettiğini, şirketin anasözleşmesinin 3.5. ve 7.maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kararın TTK’nun 392, 394. emredici hükümlerine aykırı olduğunu, zira genel kurulda tadil tasarılarının yer almadığını, genel kurul karar tarihi ile ticaret siciline Tescil arasında 15 günlük süresinin beklenilmeden 7 gün içinde tescilin yaptırıldığını, ortaklara yeni pay alma ile ilgili 15 günlük süre tanınmadığını, davacının sermayeye iştirak taahhütnamesi imzalamadığını ileri sürerek, şirketin 07.08.2002 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda sermayenin artırımı kararının bulunmadığının, 16.08.2002 tarihinde tescil edilen sermaye artırım işlemlerinin TTK’nun 392. emredici hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirildiğinin, davacının nakdi sermaye artırımına iştirak etmemesi ve iştirak taahhütnamesinin bulunmaması nedeniyle 989.000 YTL sermaye taahhüt borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, genel kurul kararı hakkında iptal davası açısından hak düşürücü sürenin geçirildiğini, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde gerçekleştirilen işlemlere karşı dava açmasının iyiniyetten yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 07.08.2002 tarihli genel kurulda kısa yoldan sermaye artımının söz konusu olduğu, buna ilişkin genel kurul tutanak eki olan listede pay sahiplerinin imzaları yok ise de davacı dışındaki tüm pay sahiplerinin sermaye artırım taahhütlerini yerine getirdikleri, davacının açıkça taahhüdü yok ise de 07.08.2002 tarihli genel kurulunun yapıldığı sırada yönetim kurulu başkanı ve divan başkanlığı sıfatının olduğu, daha sonra icra edilen 22.05.2003 tarih ve 29.12.2004 tarihli genel kurullarda bizzat hazır bulunduğu, hazurun cetvelini imzaladığı, bu cetvellerde sermaye artırım taahhüdü doğrultusunda belirlenen yeni oluşan sermaye miktarlarının esas alındığı, yapılan oylamalarda bu sermaye miktarlarına göre oy kullanılmasının gerçekleştiği, davacının konumu ve mevcut fiili durum esas alındığında artık sermaye artırım taahhüdünde bulunmadığı, bundan haberdar olmadığı ve taahhütten sorumlu bulunmadığı gibi hususların ileri sürülemeyeceği, dolayısıyla iştirak taahhütnamesinde mevcut şekli noksanlıklarının sonraki hukuki ve fiili işlemlerle ıslah edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu aşamadan sonra şekil eksikliğinin ileri sürülmesinin MK.nun 2. maddesiyle bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.