TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2023 NUMARASI : 2021/729 Esas 2023/415 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/12/2021 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekil…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1560 Esas 2025/1682 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1560 KARAR NO : 2025/1682 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2023 NUMARASI : 2021/729 Esas 2023/415 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/12/2021 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde gerçekleşen kaza nedeniyle açılan tazminat davasının kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın icra takibine konulması sonucu müvekkilinin icra dosyasına ödeme yaptığını, 1.605,20 TL ve 5.123,33 TL harç ödediğini, toplam 280.328,53 TL'nin dayanak davada %35 kusuru olduğu tespit edilen diğer davalı ...'den tahsil edildiğini, kalan tutar olan 182.213,55 TL'den davalının sorumlu olduğunu belirterek icra dosyasına ödediği bedelden şimdilik 182.213,55 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi, hisse devir sözleşmesinin birlikte yorumlanması gerektiğini, dayanak davada kusurları belirlenen diğer davalıların davacı şirkete ödeme yapıp yapmadıkları, davacı şirket tarafından diğer davalılar aleyhine dava/icra takibi açılıp açılmadığının muallak olduğunu, dayanak davada şirket lehine hükmedilen vekalet ücretinin rücuya konu edilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi uyarınca rücu davasına konu olayın 30.07.2005 tarihinde elektik çarpmasından kaynaklı gerçekleşen ölümden kaynaklandığı, taraflar arasındaki işletme devir hakkı sözleşmesinin 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde ... tarafından yürütülen dağıtım faaliyetinden kaynaklandığının anlaşıldığı, davacı tarafından söz konusu olayda dava dışı ...'nin %35 oranında kusurlu olduğu, bu kusura karşılık gelen tutarı ödediğini belirterek icra dosyasına ödenen toplam 273.600,00 TL'nin, 182.213,55 TL'lik kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği, dayanak dosyadaki bilirkişi raporunda ... İşletme Müdürlüğü (...)'nin kazanın meydana gelmesinde %35 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun %25'inin davalı işveren ... İşletme Müdürlüğü (...) hükmü şahsına ait olduğu, %4'ünün her birine eşit %1 olarak dağılımı sağlanarak ceza davasında hüküm giymiş olan, ... Elektrik Makine ve Malzeme İkmal Daire Başkanlığı Elektrik ve Elektronik Sistemler Şube Müdürlüğü yetkilileri teknik şef ..., şube müdürü ..., daire başkan ..., baş teknisyen ...'a ait olduğu, %6 oranındaki kusurun her birine eşit olmak üzere %2 olarak dağılımı sağlanarak ceza davasında hüküm giymiş olan ... Elektrik ekip çalışanları, ...n'a ait olduğu, Canlı çınar ağacının elektrik hattı taşımasını dikkate almayarak güvenli olmayan hatta elektrik veren ... Elektirk Dağıtım A.Ş. Bursa İl Müdürlüğü'nün kazanın meydana gelmesinde %15 oranında kusurlu olduğu, sözleşme ile üstlenmiş olduğu şenlik organizasyonu işinin bir bölümünü devreden ancak devrettiği işin güvenli bir şekilde yapılıp yapılmadığını izlemeyen ve denetlemeyen ... (...)' un kazanın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, sözlü olarak üstlenmiş olduğu şenlik alanının balonla süslenmesi işinin yapımı sırasında yüksekte yapılacak çalışmaların güvenli ekipmanlarla yapılmasını sağlamayan, çalışan işçilere gerekli iş güvenliği eğitimini vermeyen işyerinde yapılan çalışmaları iş güvenliği yönünden izlemeyen ve denetlemeyen davalı işveren ... Organizasyon'un kazanın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun; %25'inin davalı işveren ... Organizasyon hükmü şahsına ait olduğu, %5'inin ceza davasında hüküm giymiş olan firma yetkilisi ...'ya ait olduğu, 25 yaşında yetişkin bir çalışan olmasına rağmen balonları takmak için üzerinde elektrik hattı bulunan çınar ağacına tırmanarak güvensiz hareket ederek kendi sağlığını korumak için üzerine düşeni yapmayan mütevefta kazazede ...'nün kazanın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından yukarı belirtilen kişi ve kurumlar aleyhine başlatılan icra takibinde 25.02.2019 tarihinde %90 sorumluluk oranına karşılık ödenen 273.600,00 TL, kusur oranları gözetilerek sorumlu olunanlara pay edildiğinde ulaşılan tutarların belirlendiği, davacı tarafından dava dışı ...'nin %35 oranında kusurlu olduğu ve bu kusura karşılık gelen tutarı ödediğini belirterek icra dosyasına ödenen toplam 273.600,00 TL'nin 182.213,55 TL'lik kısmının rücuya konu edildiği, davacı tarafından rücuya konu davada doğan zarardan ... dışında sorumlu olduğu belirtilen ... (...), ... Organizasyon adına tahakkuk eden tutarlarında fazladan ödenerek davalıdan tahsilinin talep edildiğinin anlaşıldığı, Türk Borçlar Kanunu'nun "İç İlişkide" başlıklı 62. maddesinde "Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur." denildiği, davacı tarafından ancak davalı ile aralarında akdedilen işletme hakkı devir sözleşmesinde kendi payına tahakkuk eden tutarın rücusu talep edebileceğinden davacı tarafından icra dosyasına yapılan 273.600,00 TL tutarındaki ödemeden ... Elektrik Dağıtım A.Ş'nin kazanın oluşunda %15'lik sorumluluğuna karşılık hesaplanan 45.600,00 TL'lik kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.600,00 TL'nin 25/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından kusur oranları gözetilerek rücu edilebilecek miktarın belirlenmesinin yerinde olmadığını, sözleşmenin imza tarihinden önceki sorumluluğun ...'a ait olduğunu, hal böyleyken ...'ın sorumlu olduğu borcun müvekkili şirket tarafından ödenmesi nedeniyle müvekkili şirket lehine rücu talebinde bulunma hakkının doğduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince kök davaya konu olayın ...'ın sorumlu olduğu dönemde gerçekleştiği ve bu sebeple müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin ...'a rücu edilebileceğinin açıkça ifade edildiğini, hatalı bir şekilde kusur hesabı yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşme gereğince, sözleşmenin imza tarihinden önce gerçekleştirilen her türlü iş ve işlem bakımından davalının sorumlu olduğunu, bu hususun dosya kapsamında mevcut olan bilirkişi raporlarında da tespit edilmekle birlikte kusur oranı hesaplamaları yapılarak rücu tutarının belirlenmesi yerinde olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerinde açıkça davalının sorumlu olduğu ortaya koyduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, ihds öncesi sorumluluğun müvekkili kurumda olmadığını, işbu davayı hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesine itiraz ettiklerini, davaya dayanak teşkil eden davada alacağın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiğini, ödemelerin de yasal faiz üzerinden yapılmış olmasına rağmen mahkeme tarafından verilen kararda avans faizine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu durum davacı şirket lehine haksız kazanç sağlayacağını ve şirket lehine sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, dayanak İstanbul Bam 30. Hukuk Dairesinin kararında müteselsil sorumluluk bulunmasına rağmen davacı şirketin, ... dışındaki diğer davalılara rücu yoluna gitmediğini, sorumluluğundan fazla ödeme yaptığını iddia eden davacının rücu davasını kök davadaki diğer davalılara yöneltmeyip tüm bedeli müvekkili kurumdan tahsil etmeye çalıştığını, davacının süresi içerisinde rücu talebinde bulunmadığı bir alacağı tahsil etme olanağına kavuşacağını, kök davadaki diğer davalıların sorumluluğunu müvekkilinin üstlenmiş olacağını, bilirkişi raporunda da dayanak davadaki davalıların kusur oranlarını gösterir bilirkişi raporuna veya bu hususa ilişkin başkaca herhangi bir delile rastlanılmadığının açıkça ifade edildiğini, fazla ödemelerin kök davadaki diğer davalılardan yasal yollarla tahsilinin davacı şirket tarafından sağlanması gerektiğini, tek başına dava konusu olayın İHDS’den önceki döneme ait olmasının davacının müvekkil kurumdan rücuan talepte bulunmasını haklı kılmayacağını, bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme miktarı 273.600,00 TL olup, davacının kusur oranı (%15) ile toplam kusur oranının (%90) birbirine oranlarak hesaplanması sonucu elde edilecek miktar kadar olduğunu, mahkemece müvekkili kurumun kusur oranı dikkate alınarak hesaplanan miktar olan 45.600,00 TL üzerinden davanın kabulüne, bakiye kısmın reddine hükmedildiğini, davacı şirketçe dava dilekçesinin ekinde sunulan evraklar okunaklı olmamakla beraber söz konusu mahsup alındılarında belirtilen tutarların 5.123,33 TL ile uyuşmamakta olup, söz konusu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın rücu davası niteliği taşıdığı düşünüldüğünde davacı şirketin ancak mamelekindeki azalma oranında müvekkili kurumdan rücu talebinde bulunabileceğini, bu durumda rücuya konu dayanak mahkeme kararında davacı şirket ve diğer davalılar lehine hükmedilen 272,72 TL(3.000,00 TL/11) vekalet ücretinin de hesaplama yapılırken dikkate alınması gerektiğini, davalı yararına ret miktarına göre hesaplanan 21.492,03 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine," şeklinde düzeltilmesi gerektiğini, müvekkili kurum aleyhine verilen davanın kısmen kabulü şeklindeki hükmün usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak müvekkili kurum lehine davanın bütünüyle reddine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Bursa 2. İş Mahkemesinin 13/02/2017 tarih 2015/41 Esas ve 2017/132 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacılarının ..., davalılarının ..., ... Genel Müdürlüğü, ... olup, 30/07/2005 tarihinde ağaca çıkarak balon asan davacılar murisinin elektrik kaçağına kapılarak hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini talebiyle açılan davada davanın kısmen kabulüne, hüküm altına alınan manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiği görülmüştür. Anılan ilama dayanak 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 14/02/2013 tarihli raporda, meydana gelen kazada %25 kusurun ...'ye, %4 kusurun ... Makine ve Malzeme İkmal Daire Başkanlığı Elektrik ve Elektronik Sistemler Şube müdürlüğü yetkililerine, %6 kusurun ... elektrik ekip çalışanlarına, %15 kusurun ... Bursa İl Müdürlüğüne, %10 kusurun ... (...)'na, %30 kusurun iş veren ... Organizasyona, %10 kusurun da vefat eden kazazedeye ait olduğu tespit edilmiştir. Bursa 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3186 sayılı takip dosyası ile; alacaklı ... tarafından borçlular ..., ... Genel Müdürlüğü, ... aleyhine Bursa 2. İş Mahkemesinin yukarıda anılan ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından icra dosyasına 25/02/2019 tarihinde 273.600,00 TL ödendiği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında hesap uzmanı bilirkişiden alınan 27/03/2023 tarihli raporda, davacı tarafından dayanak davadaki %90 sorumluluk oranına karşılık ödenen 273.600,00 TL kusur oranlarına göre pay edildiğinde ...'nin %35 kusuruna 106.400,00 TL, ...'ın %15 kusuruna 45.600,00 TL, ...'nun %10 kusuruna 30.400,00 TL, ... Organizasyonun %30 kusuruna 91.200,00 TL isabet ettiği, davacının kusura isabet eden miktardan diğer sorumluların sorumluluk bedellerini de ödeyerek davalıdan talep ettiği, ihds uyarınca davacının ancak dayanak davada %15 kusuruna isabet eden 45.600,00 TL'yi davalıdan rücune tahsilini talep edebileceği, diğer miktarın rücuunda takdirin mahkemede olduğu tespit edilmiştir. Davacının rücuya dayanak dava dosyasında yaptığını ileri sürdüğü harç ödemelerine ilişkin dosyada herhangi bir sayman mutemet alındısı, tahsilat makbuzu bulunmamaktadır. Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı organizasyon işçisi olan kazazedenin ağaca çıkarak balon astığı sırada elektrik kaçağına kapılarak ölümü sonucu uğranılan manevi zararın tazmini için davacı ve dava dışı diğer sorumlular aleyhine açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, dava dışı mirasçıların mahkeme ilamını davacı ve diğer borçlular aleyhine icra takibine koyması sonucu davacının Bursa 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3186 sayılı takip dosyasında 25/02/2019 tarihinde 273.600,00 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir. Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Bursa 2. İş Mahkemesi'ndeki davanın davacıları da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup, İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedelden, dava dışı ... tarafından yapılan ödemenin mahsubundan sonra kalan bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin anılan hususlara ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin açılan davada avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Öte yandan, rücuya dayanak davada davacı ... lehine reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/05/2015 tarih 2013/2065 Esas 2015/1291 sayılı kararı uyarınca da vekalet ücreti davacının rücuya esas davadaki borcu sebebiyle takas ve mahsup edilemeyecektir. Rücuya esas davada davacı lehine hüküm altına alınan vekalet ücreti davacı tarafından icra dosyalarına ödenen bedel olarak nitelendirilemeyecektir. İşbu davada davacı yan icra dosyasına ödediği bedelin tahsilini talep etmiş, ödeme yapıldığı sırada rücuya esas davada lehine hükmedilen vekalet ücretinin mahsubu yoluna gidilmemiştir. Hal böyle olunca davacının lehine hükmedilen vekalet ücretini ödeme yaptığı sırada mahsup ederek işbu davada tazminat olarak talep etmediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazına itibar edilmemiştir. Rücuen alacağa dayanak mahkeme ilamı ile meydana gelen iş kazasında meydana gelen kazada %25 kusurun ...'ye, %4 kusurun ... Makine ve Malzeme İkmal Daire Başkanlığı Elektrik ve Elektronik Sistemler Şube müdürlüğü yetkililerine, %6 kusurun ... elektrik ekip çalışanlarına, %15 kusurun ... Bursa İl Müdürlüğüne, %10 kusurun ... (...)'na, %30 kusurun iş veren ... Organizasyona, %10 kusurun da vefat eden kazazedeye ait olduğu belirlendikten sonra hüküm altına alınan manevi tazminatın ...'ın yanı sıra davanın yönetildiği diğer davalılar ... Genel Müdürlüğü, ... aleyhine icra takibine girişmiş, takip sonucu işbu davaya konu edilen bedel icra dosyasına davacı ... tarafından ödenmiştir. Ödenen bedelden ise İHDS hükümleri uyarınca davalı ...'ın sorumlu olduğu iddiasıyla işbu dava açılmıştır. Dava dilekçesinde rücuya esas davanın diğer davalısı ...'den 98.114,98 TL tahsil edildiği belirtilerek ... tarafından yapılan ödemenin mahsubu ile işbu davanın açıldığı belirtilmiştir. Dayanak mahkeme kararında meydana gelen iş kazasında kusurlu olduğu belirtilen diğer sorumlular tarafından davacıya başka bir ödeme yapıldığına ilişkin bir bilgi ve belge dosyaya sunulmuş değildir. Davacının icra dosyasına yaptığı ödemeden ... tarafından yapılan ödeme mahsup edildikten sonra bakiyenin tamamını, ihds hükümleri uyarınca davalıdan talep edebileceği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin lehine hükmedilen vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı bulunduğuna ilişkin istinaf itirazı incelendiğinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildikten sonra davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür. Açıklanan bu husus açık maddi hata niteliğinde olup, aşağıda açıklanan gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında davanın reddedilen kısmı yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelindiğinde, dava işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir. İcra dosyasına davacı tarafından toplam 273.600,00 TL ödenmiş, dayanak davada müteselsil sorumlu olduğu tespit edilen ... tarafından da davacıya 28/05/2020 tarihinde 98.114,98 TL ödenmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından icra dosyasına ödenen 273.600,00 TL'den ... tarafından davacıya yapılan 98.114,98 TL ödeme mahsup edilerek kalan 175.485,02 TL'nin tamamından davalının sorumlu olduğu gözetilmeden İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca davalı ...'ın sorumlu olduğu döneme ilişkin Bursa 2. İş Mahkemesinin ilamında meydana gelen kazada davacının kusur oranının %15 olarak belirtildiği, dolayısıyla davacının kusur oranının dışında ödediği bedeli davalıdan talep edemeyeceği, davacı tarafından yapılan ödemeden davalının kusur oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/01/2018 tarih 2016/6555 Esas 2018/522 Karar sayılı ilamı). Öte yandan, davacı yan dava dilekçesinde dayanak dava nedeniyle 5.123,33 TL ile 1.605,20 TL harç ödediğini ileri sürmüş ise de, bakiye karar harcının ödendiğine ilişkin dosya içerisinde bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi, 1.605,20 TL harç ödemesine ilişkin de dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığından davacının anılan harç ödemelerini yaptığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, anılan kalemler yönünden davalıya rücu hakkı bulunmadığı anlaşıldığından anılan kalemler yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarih ve 2021/729 Esas 2023/415 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, B)1-Davanın kısmen kabulüne, 175.485,02 TL'nin ödeme tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gerekli 11.987,38 TL harçtan peşin alınan 3.111,76 TL harç ile davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 3,18 TL bakiye karar harcının mahsubu ile bakiye 8.872,44 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 3.111,76 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 1.750,00 TL bilirkişi ücreti, 95,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.845,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı gözetilerek hesaplanan 1.777,35 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 6.728,53 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 1.271,26 TL'sinin davalıdan tahsili gerekmekte ise de istinaf aşamasında davalı tarafından anılan miktarın arabuluculuk ücreti olarak yatırıldığı anlaşıldığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, hesaplanan 48,74 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davalının peşin yatırdığı 778,73 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davacının peşin yatırdığı 269,85 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından posta gideri olarak yapılan 207,00 TL yargılama masrafının davadaki haklılık durumu gözetilerek 199,36 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -