4. Hukuk Dairesi 2011/9717 E. , 2012/11068 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat.... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 17/07/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 27/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazı…
**4. Hukuk Dairesi 2011/9717 E. , 2012/11068 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat.... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 17/07/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 27/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, uyuşmazlık konusu istemin hem zamanaşımına uğradığı, hemde işin esasını incelemek suretiyle kişilik haklarına saldırı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş; karar davacı tarafından temyiz olunmuştur. Yerel mahkemece, yayının yapıldığı 11.03.2007 tarihinden davanın açıldığı 17.07.2008 tarihine kadar BK'nun 60/1 maddesindeki 1 yıllık süre geçirildiğinden davanın zamanaşımına uğradığı kabul edilmiştir. Davacı cezaevinde tutuklu bulunduğundan, fiil ve faili tahliye edildiği 14.05.2008 günü öğrendiğini, bu nedenle zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiğini ileri sürmüş, davalı taraf davacının yayını daha önce öğrendiği yolunda herhangi bir kanıt sunmamıştır. Öte yandan Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Davacı, kişilik haklarına saldırı oluşturan haberin hakaret suçunu oluşturduğunu ileri sürerek istemde bulunduğuna göre, olayda uygulanacak zamanaşımı süresi Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde belirtilen bir yıllık zamanaşımı süresi değil, aynı Yasa'nın 60/2. maddesinde öngörülen (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Şu durumda yayın tarihi 11.03.2007 tarihinden dava tarihi 17.07.2008 tarihine kadar ceza zamanaşımı süresi henüz dolmadığından davanın zamanaşımından reddedilmesi doğru değildir. İşin esasına girilerek incelenmesi gerekir. İşin esasına gelince; haberde hukuka aykırı bir durum olmadığı gibi, kamu yararı, güncellik, ve görünürdeki gerçeklik unsurlarının bulunduğu, haberin veriliş tarzı itibariyle de özle biçim dengesinin korunduğu anlaşılmaktadır. Şu halde davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması sonuç itibariyle doğrudur. Hukukumuzdaki mevcut yasal düzenlemeler itibariyle bir davanın hem zamanaşımından hem de esas yönünden reddi usul kurallarına aykırıdır. Ancak netice itibariyle yerel mahkeme kararı doğru bulunduğundan yukarıda açıklanan nedenlerle kararın eleştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.