8. Hukuk Dairesi 2012/13593 E. , 2013/14476 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.06.2012 gün ve 726/277 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını belirttiği taşınmazın 30 yılı aşkın zamandan beri davac
**8. Hukuk Dairesi 2012/13593 E. , 2013/14476 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.06.2012 gün ve 726/277 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını belirttiği taşınmazın 30 yılı aşkın zamandan beri davacının zilyetliğinde olduğunu açıklayarak davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili; taşınmazın bulunduğu... Beldesi'nin 5393 sayılı Yasa'nın 11. maddesi uyarınca ... Belediyesi'ne dahil edildiğini, bu karara karşı idari yargı yoluna gidildiğini, Danıştay 8. Dairesi'nin kararının sonucunun bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne, 29.11.2011 tarihli fen bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 5148,79 m2' lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.Hüküm, süresi içerisinde Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere ve kural olarak; tescil davalarının her türlü delille ispat edilmesi mümkündür. Ne var ki, Mahkemece, keşif mahallinde hazır bulunanlar arasından re'sen belirlenen yerel bilirkişilerin beyanları alınarak karar verilmiştir. Oysa ki, gayrimenkulün aynına yönelik davalarda yerel bilirkişilerin özellikle taşınmazın mevki, cinsi, sınırlarıyla ilgili kapsamlı bilgilerinin alınacağı, zilyetlik ve mülkiyete yönelik bilgilerin tarafların zilyetlik tanıklarından alınması ve genel mahkemelerde tespit bilirkişilerinin yeniden bilgilerine müracaat edilmemesi gerekir. Ne var ki, davacı taraf, dilekçesinde tanık dahil her türlü delile dayanmasına ve delil listesinde tanıklarını bildirmesine rağmen ve vazgeçme beyanı da olmadığı halde noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.Hal böyle olunca, öncelikle nizalı taşınmaz ve çevresini iyi bilen yaşlı ve tarafsız kimseler arasından Valilik aracılığıyla tespit edilecek mahalli bilirkişiler ile taraf tanıklarının mümkün olduğunca keşif mahallinde yöntemine uygun bir biçimde çağrılarak dinlenmeleri, özellikle mahalli bilirkişilerden bu yerin evveliyatının ne olduğu, davacı ya da bayii veya miras bırakanının bu yerdeki konumu ile taşınmazın mevkii, sınırları ile cinsi hakkında kapsamlı bilgilerinin alınması, taraf tanıklarından bu yerle ilgili imar – ihya ve zilyetlikle ilgili detaylı bilgilerinin tutanaklara geçirilmesi, ayrıca, merciinden, bu yere ilişkin dava tarihinden 20 – 30 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile topografik haritaların getirtilerek işin uzmanı jeodezi veya harita mühendisine uygulattırılması, 1961 yılı ve sonrasındaki konumu, imar – ihyanın ne zaman tamamlandığı ve zilyetliğin başlangıç tarihi ile sürdürülüş biçiminin bilimsel verilere uygun olarak saptanması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile uzman bilirkişi raporları arasında çelişki saptanırsa taktiri delillere değil, uzman bilirkişi raporlarına itibar edilmesi yine, nizalı taşınmazın olduğu yere ilişkin varsa 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarının olup olmadığının ve kesinleşme tarihinin sorulması, imar planı onay tarihinin zilyetliği keseceğinin dikkate alınması, tapulamada “tepe” niteliğiyle tescil harici bırakılmış ise yöresel örf ve adete göre “tepe”nin mera anlamına gelip gelmediğinin mahalli bilirkişilerden sorulması, tüm bu bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.