10. Hukuk Dairesi 2017/3460 E. , 2017/5898 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak ilamın belirttiği şekilde davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteği süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dav…
**10. Hukuk Dairesi 2017/3460 E. , 2017/5898 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak ilamın belirttiği şekilde davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteği süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 19.12.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %15,2 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ve yapılan masraflar nedeniyle oluşan Kurum zararının davalı işveren şirket ve 3. kişi olarak davalı ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21.maddesidir. Mahkemece davalı ... için peşin sermaye değerli gelir yönünden müşterek ve müteselsilen sorumluluk sınırı 7.700,00 TL olmak üzere 15.400,00 TL ve geçici iş göremezlik ve tedavi giderleri yönünden istem gibi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmetmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan tüm taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dosyaya ilişkin 07.06.2016 tarihli bozma ilamında işveren ve 3. kişinin müteselsil sorumluluk sınırlarına ilişkin olarak “İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur.” şeklinde açıklama yapılmıştır.