22. Hukuk Dairesi 2015/105 E. , 2015/406 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, 17.02.2006-22.10.20…
**22. Hukuk Dairesi 2015/105 E. , 2015/406 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, 17.02.2006-22.10.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.500,00 TL kıdem tazminatı, 2.000,00 TL ihbar tazminatı alağının davalılardan tahsil edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, dava konusu alacakların belirli alacak olduğu belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık davanın niteliği ve işçilik alacaklarına ilişkin kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda dava çeşitleri 105. ila 113. maddelerinde düzenlenmiş, eda davası, tespit davası ile belirsiz alacak ve tespit davası, inşai dava, kısmi dava ayrı ayrı maddelerde gösterilerek farklılıkları belirtilmiştir. Kısmi dava 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesinde tanımlanmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir”. İkinci fıkrasına göre ise “Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz”. Bu çerçevede doktrinde de talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes: Medeni Usul Hukuku, 13. Bası, Ankara, 2012, s. 405 vd.). 6100 sayılı Kanun ile birlikte, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukukî yarar bulunmadan kısmî dava açma imkânı sınırlandırılmış; ancak tamamen ortadan kaldırılmamıştır. Bir yandan, 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesinde, haktan açıkça feragat edilebileceği şeklindeki temel maddî hukuk ilkesinden hareketle, kısmî dava açılırken fazlaya ilişkin hakları saklı tutma şeklindeki uygulamaya son verilmesi, bu veya buna benzer bir ibare kullanılmadığında haktan feragat edilmiş sayılacağı yönündeki uygulamanın önüne geçilmesi amaçlanmış; ancak, diğer yandan da hukukî yararı olmadan kısmî dava açılması engellenmek istenmiştir. Böylece uygulamada bazen başvurulduğu üzere kısmi davanın amacı dışında kullanılmasının önüne geçecek düzenleme yapılmıştır.