11. Hukuk Dairesi 2008/4135 E. , 2010/806 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.11.2007 tarih ve 2006/413-2007/256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.01.2010 gününde davacılar avukatı Sabri Kuşkonmaz ile davalı avukatı Cahit Suluk gelip, temyiz dilekç
**11. Hukuk Dairesi 2008/4135 E. , 2010/806 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.11.2007 tarih ve 2006/413-2007/256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.01.2010 gününde davacılar avukatı Sabri Kuşkonmaz ile davalı avukatı Cahit Suluk gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin yazar ...’nun mirasçısı olarak FSEK.19.maddesi uyarınca mali hak sahibi olduğunu, davalının geçerli hiçbir sözleşmeye veya hukuksal dayanak olmadan müvekkillerinin murisinin yazdığı kitapların basım ve satımını yaptığını, basım ve dağıtımı yapılan eserlerin 50 adet olduğunu, davalıya çekilen ihtara verilen cevapta ileri sürülen sözleşmelerin karşı tarafa mali hak veren sözleşmeler olmadığını, muris ile sözleşme imzalayan şirketin ...yayınevi ... ve Ortağı Koll. Şti. iken dava konusu basım ve dağıtımı yapan şirketin ...Yayınevi Ltd. Şti. olduğunu, yapılan sözleşmelerin FSEK.52.maddesine uygun olmadığını, kaldı ki sözleşmelerde basım adedinin belirtilmediğini, neşir sözleşmelerinin BK. hükümleri uyarınca 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, davalının müvekkillerinin çoğaltma ve yayma mali haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla FSEK.68.maddesi uyarınca hesap edilen 57.000 YTL.sı mali hak bedelinin davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin ...Yayınevi ... ve Ortağı Koll. Şti.nin devamı olduğunu, davacıların murisi ile 1974 ile 1983 yılları arasında muhtelif neşir sözleşmelerinin yapıldığını, sözleşmelerin kaç baskıyı içerdiğinin de düzenlendiğini, sözleşmelerin 55 kitap yönünden FSEK.52.maddesine uygun olduğunu, sözleşmelerin zamanaşımına uğramadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, muris ile davalı arasında ilk sözleşme tarihinden son sözleşme tarihine kadar yaklaşık 5 yıl, ölüm tarihine kadar yaklaşık 18 yıl ve dava tarihine kadar yaklaşık 25 yıl boyunca sessiz kalarak 2005 yılı sonunda işbu davayı açan davacıların iyiniyetli olmadığı, bu kadar süre sessiz kaldıktan sonra sözleşmelerin şeklen geçersiz olduklarının ileri sürülmesinin kötüniyetli bir davranış olduğu, bu nedenle artık sözleşmelerin geçersizliğinden dolayı dava konusu kitaplar için telif bedeli talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ihtarname tarihine kadar dava konusu kitapların davalı yayıncı tarafından gerçekleştirilen basılarına eser sahibi olan davacıların murisi ve daha sonra da davacılar tarafından uzun bir süre ses çıkartılmamış olması nedeniyle, söz konusu basılara muvafakat edilmiş sayılması gerekeceğinden 5846 Sayılı FSEK 68.maddesi uyarınca telif tazminatı istenilmesinin mümkün bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Ancak, davacı tarafça aynı zamanda 5846 Sayılı FSEK 69.maddesi uyarınca tecavüzün önlenmesine karar verilmesi de istenilmiştir. Mahkemece, davacıların murisi ile davalı yayıncı arasında muhtelif tarihlerde yapılan neşir sözleşmelerinin çoğaltma ve yayma haklarının devrini içermemesi nedeniyle 5846 Sayılı FSEK 52.maddesine göre geçersiz olduğu, buna karşın geçersiz sözleşmelere rağmen tarafların edimlerini yerine getirdiği ve yayıncı davalı tarafça kitapların çoğaltılarak piyasaya arzına 25 yıl boyunca sessiz kalınarak sonrasında işbu davanın açılmasının dava hakkının kötüye kullanılmasını oluşturduğu kabul edilerek, FSEK 69.maddesine dayalı tecavüzün men'i isteğini de kapsayacak şekilde dava bütünüyle reddedilmiştir. Oysa, davacıların murisi ile davalı yayıncı arasında akdedilen "neşir mukavelesi" başlıklı sözleşmelerde dava konusu kitapların çoğaltma ve yayma haklarını kullanma yetkisinin tam ruhsat niteliğinde olmak üzere davalıya devredildiği ve davalı yayıncının da aynı şekilde söz konusu kitapların neşrini üstlendiği anlaşıldığından, taraflar arasındaki sözleşmeler BK 372 vd.maddelerine uygun neşir sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlık konusu sözleşmeler yazılı olarak düzelendiğinden FSEK 52.maddesindeki geçerlilik koşulunu da taşımaktadırlar. Nitekim, davacı tarafça da sözleşmelerin geçersizliği iddia edilmemiş, anılan neşir sözleşmeleri ile çoğaltma ve yayma haklarını kullanma yetkisinin davalıya devredildiği, ancak sözleşmede kitapların bası adedi belirtilmediğinden BK 372 ve 375.maddeleri uyarınca davalının yetkisinin ilk bası ile sınırlı olduğu ileri sürülerek dava konusu kitapların bu sözleşmelere dayalı olarak davalı tarafından yapılacak muhtemel basılarının da önlenilmesi istenilmiştir. Bu durumda, BK 372 vd.maddeleri ile 5846 Sayılı FSEK 48/2. ve 52.maddelerine uygun olarak düzenlenen ve belirli bir süre tayin edilmeksizin dava konusu kitapların mali haklarını (çoğaltma ve yayma) kullanma yetkisinin davalıya devrine ilişkin sözleşmeler nedeniyle davalı yayıncının devraldığı hakların sınırının belirlenmesi gerekir. Uyuşmazlık konusu neşir sözleşmelerinde, dava konusu kitapların "her türlü baskı hakkı" karşılığı telif ücretinin ödendiği ifadesi bulunmaktadır. Davacı taraf, bu ifadenin BK 373/1 ve 375.maddeleri uyarınca mali hakları kullanma yetkisinin bir bası ile sınırlı olarak devredildiği anlamına geldiğini, davalı taraf ise bu ifade ve eser sahibi murise yapılan telif ücreti ödeme makbuzlarında geçen "bütün baskı hakları" ibaresi nedeniyle sözleşmelerinin dava konusu kitapların tüm bası haklarını içerdiğini iddia etmektedir. 5846 Sayılı FSEK 48.maddesi uyarınca, mali hakların süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkasına devri ya da sadece kullanım yetkisinin bir kişiye bırakılması mümkündür. Öte yandan BK 375.maddesi uyarınca da sözleşmede bası adedi gösterilmemiş ise yayıncının hakkı yalnızca bir basıya mahsus olup yayıncı baskı adedini serbestçe tayin eder. Davacıların murisi ile davalı yayıncı arasında düzenlenen ve davalıya tam ruhsat niteliğinde dava konusu kitapların çoğaltma ve yayma hakkını kullanma yetkisi veren neşir sözleşmelerinin düzenlenme tarihlerinden itibaren, bu kitapların davacıların murisi ve 1996 yılında ölümünden sonra da davacıların bilgisi dahilinde birden fazla basıların davalı tarafından gerçekleştirilerek piyasaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Ancak, neşir sözleşmelerinde kitapların bası adedinin açıkça ve yoruma meydan vermeyecek biçimde belirtilmesi gerekir. Aksi takdirde, BK 375.maddesi uyarınca neşir sözleşmelerinin bir bası ile sınırlı olduğu kabul edilmelidir. Bu bakımdan taraflar arasındaki neşir sözleşmelerince konu kitapların "her türlü baskı hakları" ibaresinden davalıya birden çok basıları kapsayan ruhsat verildiği şeklinde bir yorumla sonuca ulaşılması mümkün olamayacağı gibi, bu sözleşmeler nedeniyle eser sahibi olan murise yapılan telif ödemelerini gösterir makbuzlarda yazılı "bütün baskılar için" ifadesinin de ancak ödemenin yapıldığı tarihe kadar olan baskıları içerdiği kabul edilmelidir. Diğer taraftan 5846 Sayılı FSEK 52.maddesi uyarınca telif hakkı ile ilgili sözleşmelerin yazılı yapılması zorunlu olduğundan, bir bası ile sınırlı olan dava konusu sözleşmelere göre gerçekleştirilen ilk basıdan sonra da davalı tarafından söz konusu kitapların basılarına devam edilmesine eser sahibi muris ve davacıların uzun süre sessiz kalmalarının; anılan sözleşmelerin sonraki basıları da içerecek biçimde taraflarca tadil edildiği şeklinde bir kabule ulaşılması da mümkün bulunmamaktadır. Sözleşmelerde yapılacak değişikliklerin de yazılı olması geçerlilik koşuludur. Bu durumda, davacıların murisi ile davalı yayıncı arasındaki neşir sözleşmesinin bir bası ile sınırlı olmasına rağmen sonraki tarihlerde yapılan basılarına davacı tarafça uzunca bir süredir zımni rıza gösterilmiş olmasının davalıya MK' nun 2.maddesi çerçevesinde sürekli bir hak sağlayıp sağlamayacağının ve sonuçta açılan tecavüzün önlenmesi davasının dava açma hakkının kötüye kullanılması olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğinin de belirlenmesi gerekmektedir. 5846 Sayılı FSEK 27.maddesi uyarınca eser sahipliğinden doğan koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder. Eser sahibi ya da mirasçı olan davacıların sahibi oldukları mali hakların davalı tarafından gerçekleştirilen ilk bası dışındaki basılarına işbu davanın açılmasından önceki ihtarname tarihine kadar rıza göstermiş olmalarına rağmen, az önce de açıklandığı üzere, kanunun koyduğu geçerlilik şartına dayalı olarak huzurdaki davayı açmaları ihtarname tarihine kadar davalı tarafından gerçekleştirilen basılar bakımından davalı eylemlerinin hukuka uygun olarak kabul edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte olmakla birlikte, dava konusu eserlerin koruma süresi içerisinde 5846 Sayılı FSEK 69.maddesi uyarınca sahibi oldukları engelleme yetkisini kullanabilmelerini önlemez (Dairemizin 04.12.1975 tarih ve 4967/7001 ve 15.07.2005 tarih 13681/7713 sayılı kararları) ve davacıların aradan geçen uzunca bir süreye rağmen hukuka uygun olmayan davranışın önlenmesini bir dava yoluyla öne sürmesi MK 2.maddesine aykırılık oluşturmaz. Bu bakımından, mahkemenin yukarıda açıklanan görüşünde isabet bulunmadığından kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir. 3-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan gerekçe itibariyle, taraflar arasındaki neşir sözleşmesinin bir bası ile sınırlı olarak geçerli olmasına karşın, sonraki basılar yönünden geçerli bir sözleşmeden söz edilemeyeceğinden ve davacıların ihtarname tarihinden sonraki dönem için geçersiz sözleşmenin varlığına dayalı olarak 5846 Sayılı FSEK 69.madesi uyarınca tecavüzün önlenmesi davası açmasının da hakkın kötüye kullanılmasını oluşturmamasına göre, davalı vekilinin kararın gerekçesine yönelik temyiz itirazının da açıklanan gerekçe itibariyle reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 26.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.