Başvuru, tutukluluğunun uzun sürmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltında müdafi atanmaması nedeniyle müdafi yardımından faydalanma hakkının; müdafi yokluğunda ve işkence altında alınan ifadelerin hükme esas alınması, sunulan delillerin dikkate alınmaması, eksik soruşturma yapılması, savunma için yeterli zamanın tanınmaması nedenleriyle hakkaniyete uygun yargılanma ve savunma haklarının; yargılamanın uzun sürede sonuçlandırılması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının i
Başvuru, tutukluluğunun uzun sürmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltında müdafi atanmaması nedeniyle müdafi yardımından faydalanma hakkının; müdafi yokluğunda ve işkence altında alınan ifadelerin hükme esas alınması, sunulan delillerin dikkate alınmaması, eksik soruşturma yapılması, savunma için yeterli zamanın tanınmaması nedenleriyle hakkaniyete uygun yargılanma ve savunma haklarının; yargılamanın uzun sürede sonuçlandırılması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 24/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Hizbullah terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen soruşturma kapsamında 16/8/2002 tarihinde başvurucu hakkında gıyabi tutuklama kararı verilmiştir. Başvurucu 11/10/2002 tarihinde gözaltına alındığını belirtmiştir. Başvurucu hakkındaki gıyabi tutuklama kararı 13/10/2002 tarihinde vicahiye çevrilmiştir. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, 9/1/2002 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kamu davası açmıştır. Başvurucu hakkındaki yargılamanın sonraki aşamalarda (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) E.2004/173 sayısına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme, 4/4/2008 tarihli ve E.2004/173, K.2008/75 sayılı kararıyla dosyanın S. isimli kişinin öldürülmesine ilişkin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2003/112 sayılı dosyasıyla resen birleştirilmesine karar vermiştir. Yargıtayın dosyaların birleştirilmesinin uygun olmadığına ilişkin kararının ardından dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/308 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. (Kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) 11/6/2012 tarihli ve E.2008/308, K.2012/131 sayılı kararı ile başvurucunun anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs suçundan mahkûmiyetine hükmetmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 18/12/2013 tarihli veE.2013/7008, K.2013/14931 sayılı ilâmıyla kararı düzelterek onamıştır. Başvurucu, nihai kararın gerekçesinden 12/2/2014 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiştir. Dosya içinde başvurucunun daha erken bir tarihte kararı öğrendiğini gösteren bir belgeye rastlanmamıştır. Başvurucu 24/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuru sonrasında (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli),26/10/2016 tarihli ve E.2008/308, K.2012/131 sayılı ek kararı ile başvurucu hakkında infazın durdurulmasına ve yukarıda belirtilen davada yargılamanın yenilenmesinekarar vermiştir. Ek kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Dosyadaki belgelerden ve beyanlardan anlaşılacağı üzere, hükümlü hem soruşturma safhasında müdafii olmaksızın dinlenmiş, kendisi her aşamada işkenceye maruz kaldığını iddia etmiş ve yine kovuşturma safhasında da müdafii yokluğunda yargılaması yapılarak hakkında hüküm tesis olunmuştur. Keza gerekçeli karar incelendiğinde de müdafii olmaksızın, işkence altında alındığı tüm safha boyunca dile getirilen bu beyanlara itibar olunduğu belirtilmiştir. Dosyanın diğer sanığı ve hükümlü Orhan Eren [başvurucu] ile aynı delil durumu içerisinde olan B. Ş. hakkında Anayasa Mahkemesi, adli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna, müdafi yardımından faydalanma açısından hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğine, yine makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik tespitleri ile yargılanmanın yenilenmesine hükmetmiştir. Hükümlü Orhan Eren [başvurucu] açısından durum değerlendirildiğinde; özellikle müdafii olmaksızın işkence altında alındığını sürekli dile getirdiği soruşturma beyanlarına ve yine kovuşturma safhasında esasa ve mütaala ilişkin savunma safhasında da müdafi yardımı olmaksızın alınan beyanlarına hüküm tesis olunurken itibar olunması, makul sürede yargılamanın bitirilememesi gözetildiğinde, temel haklarının ihlal edildiği aşikar olduğu, her ne kadar Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu başvuru sonuçlanmasa da aynı durumdaki sanık B. Ş. hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının emsal teşkil ettiği, bireysel başvurunun sonucunun beklenilmesine telafisi olunmayacak zararlara yol açabileceği, mevcut hak ihlalinin onarılmasının zaruret olduğu anlaşılmakla, talebin kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."