11. Hukuk Dairesi 2022/4643 E. , 2023/6535 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/121 Esas, 2022/917 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/541 E., 2021/798 K. Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesin
**11. Hukuk Dairesi 2022/4643 E. , 2023/6535 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/121 Esas, 2022/917 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/541 E., 2021/798 K. Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline gönderilen 05.07.2019 tarihli ihtarname ile borçlusu ... İmar İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. kefili ... Belediyesi Başkanlığı gösterilmiş olan kredi sözleşmesi bulunduğunu, hesabın kat edildiğini, müşterek ve müteselsil kefil olarak imzası bulunan müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, ... adına yetkisiz bir biçimde ve hukuken geçersiz bir imza olduğundan müvekkilinin ihtarnamede belirtilen borçtan hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, adı geçen şirket borcuna kefil olacağına ilişkin alınmış bir Belediye Meclisi kararının da olmadığını ileri sürerek ihtarname ile talep edilen borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'nin %100 hissesine sahip olduğu ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına kredi kullanılırken Belediye adına belediye başkanının da kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, 05.05.2017 tarihli toplantıda Belediye Meclisi tarafından ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti.nin kullanacağı kredi ile ilgili her türlü işlemi yapması için Belediye Başkanına yetki verildiğini, bu yetkiye istinaden davacı ... tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) ilgili 15, 18, 38, 60 ve 68 inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde yasal mevzuatta davalı Belediyenin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, kefaletin borçlanma olarak kabul edilemeyeceği, kefaletle ilgili hiçbir ibarenin bulunmadığı tespit edilmekle davalı Belediyenin kredi sözleşmelerindeki kefaletinin geçersiz olduğu kanaatine varıldığı, Sayıştay raporlarının da bu durumu doğruladığı, bu hususta alınmış bir Belediye Meclis kararının da bulunmadığı, kaldı ki gayri nakdi alacaklar yönünden kefalet için de sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiği, yapılan kısmi ödemelerin istirdat istemine dönüştüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının toplam 2.206.301,26 TL ile kefaleten borçlu olmadığının tespitine, ödenen toplam 1.550.757,88 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Belediyelerin mali özerklik kapsamında borçlanma usulüne uyarak borçlanabileceği ve hatta kefil olabileceğini, davacı tarafından kefaletin geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nin bir kamu tüzel kişisi olup yetki ve görevlerinin özel kanunlarda tanımlandığını, kamu tüzel kişilerinin ancak kanunla açıkça yetkili kılındığı takdirde kefil olma ehliyetlerinin bulunduğu, yasal mevzuatta davalı ...'nin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, bu hususta yetki veren bir Belediye Meclis kararının da olmadığı, kefaletin geçerli olmadığı, öte yandan davalının basiretli tacir olup, davacının kefalet ehliyetinin araştırarak buna göre hareket etmesinin gerektiği nazara alınarak beyan ve savunmalarına itibar edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 05.05.2017 tarihli Belediye Meclis kararıyla sözleşme yapabilmesi hususunda belediye başkanına yetki verildiğini, artık belediye başkanının attığı imza ile kefalet borcunun doğduğunu, yasal mevzuatta açıkça kefalet yasağı getirilmediğini, kefaletin de bir tür borçlanma olduğunu ve belediyelerin de borçlanmasının mümkün olduğunu, 5393 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinde öngörülen borçlanma limitlerinin aşılmadığını, Belediye'nin kefalet sorumluluğunu inkar etmesinin iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacı ...'nin %100 hisse sahibi olduğu ... İmar İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullandığı kredilere kefalet ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve yapılan ödemelerin istirdadına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 5393 sayılı Kanun'un 15, 18, 38, 68, 70 inci maddeleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle 5393 sayılı Kanun'un 68 inci maddesindeki şartların sağlanamamış olmasına ve 05.05.2017 tarihli Belediye Meclis kararının bu kapsamda kabul edilebilecek bir karar olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.