başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir a uyuşmazlığın arka planı dosya içinde bulunan tapu kaydına göre ada parsel sayılı taşınmaz imar uygulaması sonucunda paylı olarak ha ha ha adına kayıtlı iken sulh hukuk mahkemesinin satış kararı uyarınca yapılan açık artırma sonucunda tarihinde başvurucular adına tescil edilmiştir taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde fazlalık hakkında tarih ve sayılı tezkere ile defterdarlık ve iskan müdürlüğüne bildirilmiş
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir a uyuşmazlığın arka planı dosya içinde bulunan tapu kaydına göre ada parsel sayılı taşınmaz imar uygulaması sonucunda paylı olarak ha ha ha adına kayıtlı iken sulh hukuk mahkemesinin satış kararı uyarınca yapılan açık artırma sonucunda tarihinde başvurucular adına tescil edilmiştir taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde fazlalık hakkında tarih ve sayılı tezkere ile defterdarlık ve iskan müdürlüğüne bildirilmiştir şerhi bulunmakta olup ihale bedelinin belirlenmesinde bu husus da dikkate alınmıştır başvurucular açık artırmayla satın aldıkları sayılı parsel ile satın alma yoluyla edindikleri ve sayılı parselleri tevhit ederek sayılı parseli oluşturmuşlardır ada parsel sayılı taşınmaz tapuda arsa ve dört ev vasfıyla büyüklüğündedir bu taşınmazı oluşturan parseller yılında yapılan imar uygulaması ile imar parseli niteliğini kazanmıştır sayılı parselin beyanlar hanesindeki fazlalık hakkında tarih ve sayılı tezkere ile defterdarlık ve iskan müdürlüğüne bildirilmiştir şerhi birleşme sonucunda yeni oluşan sayılı parsele aktarılmıştır b tapu ve terkin davası süreci başvurucular tarihli dilekçe ile uyuşmazlık konusu ada parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki şerhin iptali istemiyle dava açmıştır başvurucular dava dilekçesinde dört adet parselin tevhidinden oluşan parselin üzerindeki şerhin bir dayanağının bulunmadığını ve taşınmazdaki miktar fazlasının tapusuz yerlerden olup bu yerin zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğini belirterek şerhin terkinini talep etmişlerdir asliye hukuk mahkemesi tarihinde davanın reddine karar vermiştir kararın gerekçesinde taşınmaza ilişkin kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden dolayı miktar fazlasının başvurucular adına tescili imkânının ortadan kalktığı ve başvurucuların hazineye ait fazlalığın bedeli karşılığında satılmasına yönelik bir başvurusunun bulunmadığı belirtilmiştir bu karar başvurucular tarafından temyiz edilmiş ve yargıtay hukuk dairesi tarihinde hükmü onamıştır başvurucuların karar düzeltme talebi de tarihinde reddedilmiştir nihai karar tarihinde tebliğ edilmiş ve tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur iv hukuk a kanun hükümleri tarihli ve sayılı mülga maddesi şöyledir başvuru numarası karar tarihi kanun hükümlerine göre muhacirlere mültecilere göçebelere ve yerlilere dağıtılan yapı ve toprakların temlikine vali ve kaymakamlar salahiyetlidirler dağıtış defter veya kararlarının altı vali veya kaymakamlarca tasdik edilmesi temliktir tasdikli defterlerdeki veya kararlardaki miktarlar muteberdir tarihli ve sayılı mülga tapulama maddesinin birinci fıkrası şöyledir ve genişletilmeye elverişli sınırlı tapu kayıtları ile diğer belgelerin muhtevasını tayinde kayıt ve belgelerde gösterilen sınıra itibar olunur özel kanunların kayıt ve belgelerde yazılı miktara itibar edilmesini gözönünde tuttuğu haller saklıdır ancak hazinece özel kanunları hükümlerine göre miktar üzerinden satılan tefviz veya tahsis edilen veya parasız dağıtılan arazide çıkan fazlalık satış tefviz tahsis veya dağıtım tarihinden on yıl geçmiş ise miktarına bakılmadan kayıt sahibi adına edilir on yıl geçmemiş ise miktar fazlası hakkında sayılı kanunun nci maddesi hükmünün kayıt sahibi lehine uygulanıp en büyük mülkiye amirinden sorularak alınacak karşılık uyarınca işlem yapılır tarihli ve sayılı kadastro kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre kenar başlıklı maddesinin üçüncü numaralı fıkrası şöyledir tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz sayılı kayıt ve belgelerin kapsamını tayin kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir hazinece özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık taşınmaz malla birlikte satış tefviz tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir bu maddede yazılı taşınmaz mallarda meydana gelen fazlalıklar hakında şartlar uygun bulunduğu takdirde üncü ve nci madde hükümleri uygulanır tarihli ve sayılı türk medeni kanununun beyanlar kenar başlıklı maddesi şöyledir taşınmazın eklentileri malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır bu kaydın terkini kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir özel kanun hükümleri saklıdır tarihli ve sayılı resmî gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren tapu sicil tüzüğünün tüzük şerhler sütunu kenar başlıklı maddesi şöyledir kütüğün şerhler sütununa kişisel haklar tasarruf yetkisini kısıtlayan veya yasaklayan şerhler geçici tescil şerhleri ile kanunlarda öngörülen diğer hususlar yazılır başvuru numarası karar tarihi tüzükün beyanlar sütununda belirtme kenar başlıklı maddesinin numaralı fıkrası şöyledir kütüğün beyanlar sütununa mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır b yargıtay kararları yargıtay hukuk genel kurulunun tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir hukuk genel kurulunun bozma ilamında da açıklandığı üzere dava konusu taşınmazların tarih ve nolu tapu senedine istinaden tarihinde tapu malikleri adına tahdit ve tespitinin yapıldığı kesinleşmesini müteakip tarihinde ada parsel olarak tapuya tescil edildiği taşınmaza uygulanan ve sayılı mübadele ve tefiz kati tasfiyesi hakkında kanun ve sayılı kanunlarına göre oluşturulduğu anlaşılan tapu kaydında ileride fazlalık çıkarsa hazinenindir şerhinin bulunduğu bu kayda istinaden yapılan kadastro tutanağının mülkiyet tablosu bölümünde fazlası hazineye aittir şeklinde şerh düşüldüğü ve bu durumun tarihinde sayılı yazı ile defterdarlık makamına bildirildiği anlaşılmaktadır ada parsel imar uygulaması sonucu ada parsel ile ada ve parsel sayılı taşınmazlara ifraz edilmiş ve mezkur şerh bu taşınmazların tapu kütüklerinin beyanlar hanesine aynen aktarılmıştır davacı bu taşınmazların tümünü tarihinde satın alarak iktisap etmiş ardından ada ve parsel sayılı taşınmazlar tevhit edilerek ada parsel sayılı taşınmaz oluşturulmuş aynı şekilde miktar fazlalığı şerhi yeni oluşan parsele aktarılmıştır uyuşmazlık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılan fazlalığı şerhinin terkini davasında ayrıca sayılı kadastro kanunun maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır sayılı kadastro kanununun öngörülen on yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu konusunda uygulama ile öğreti arasında tam bir fikir birliği bulunmaktadır hak düşürücü süre doğrudan doğruya hakim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gereken davada itiraz olarak başvurulması zorunlu olan ve zamanaşımı gibi kesme ve durma hükümlerine bağlı olmayan uyulmama halinde hakkın kaybına yol açan yani hakkın özünü ortadan kaldıran süredir anılan maddede öngörülen süre ile tapu sicilinin kararlılık kazanması sicillerin bozulmaması belli bir süre geçtikten sonra yargı organlarınca bu sicillerin tartışma konusu yapılmaması amaçlanmıştır yargıtay birleştirme büyük genel tarih e sayılı kararının gerekçesinden kadastro yada tapulama ile oluşturulmuş tapu sicillerine karşı açılacak davalarda hakkın türünü ve sayılı kanunlar ile sayılı kanun hükümleri sınırlandırmış değildir genel bir tanımlama ile tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağını ve dava açılamayacağını öngörmüş ve sicile geçmiş olan hakkın türü ne olursa olsun on yıl geçtikten sonra dava açılmasına anılan kanunlar izin vermemiştir başvuru numarası karar tarihi beyanlar hanesinin tapu sicilinin kapsamında ve onun bir parçası bulunduğu ve yazılı şerhin hukuksal bir durum hazineye tanınan bir hak olduğu maddeleri bilinmektedir ki sayılı kadastro yasasında on yıllık hak düşürücü süre öngörülmediği için sayılı kadastro kanununun geçici maddesinin fıkrası tarihinden itibaren bir yıl içerisinde sayılı kanuna göre kadastrosu yapılmış taşınmazlar hakkında dava açabilme hakkını tanımıştır somut olayda asıl uygulanması gereken hak düşürücü süre sayılı kanunun maddesinde öngörülen süredir görülmekte olan dava bir yıllık hak düşürücü süre de geçtikten sonra günü açılmıştır hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgilidir davanın görülebilirlik koşuludur hakim doğrudan bu yönü göz önünde tutmak zorundadır hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın esasını hakim inceleyemez davacı davasında haklı da olsa tasfiye amacı güden sayılı kanun artık bu hakkın özünü silip ortadan kaldırmış uyuşmazlıkların sonsuza değin sürmesini engellemiş kişilerle hazine arasında ve toplum içinde kavgasız bir ortamı sağlamak uğruna hakkı feda etmiştir nusret ozanalp tapulama kanunu şerhi sahife dolayısıyla kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl ve munzam bir yıllık süreler geçmekle kadastro tutanağı ve dolayısıyla tapu kütüğü mevcut şekli ile kesinleşeceğinden ve artık kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz ve dava açma hakkı ortadan kalkacağından bu gibi nedenlere dayalı olarak şerhin terkininin istenebilmesi olanaklı değildir tutanak kesinleşmiştir gereğince aksine hüküm yoksa kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükünün tapu kütüğüne tescili gerekli değildir aynı kanunun taşınmaz maliki değişirse yeni malik başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur hükümleri gereğince önceki tapu kaydında bulunan miktar fazlası hazinenindir şerhi yeni malik yönünden de bağlayıcı olur kanundan doğan bu taşınmaz yükümlülüğü karşısında açıklanan tapu kütüğüne güven prensibinden söz edilemez öyle ise mezkur kanunlar uyarınca verilen tapuların miktarları ile geçerli olacağı ve üzerindeki miktar fazlalıkları hazineye aittir şerhinin yılında yapılan kadastro tespiti ile önceki kayıtlara dayalı olarak kadastro tutanağına işlendiği ve yıllık hak düşürücü ve munzam yıllık sürenin fazlası ile geçtiğinin anlaşılmasına göre artık kayıtlarda mevcut olan bu şerhe itiraz imkanı kalmadığı ve dolayısıyla şerhin geçerli olacağı kuşkusuzdur hukuk genel kurulunun bu hususlara işaret eden kararı doğru ve yerindedir yargıtay hukuk dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir dava ada parsel kaydındaki ve müdürlüğünün tarih yevmiye numarası ile çıkan fazlalık hazineye aittir şeklindeki belirtmenin terkini istemi ile açılmıştır başvuru numarası karar tarihi tarihindeki kadastro işlemi sırasında yüzölçümündeki zeytinli tarla vasıflı dava konusu taşınmaz tarih numaralı tapu kaydına dayanılarak gerçek kişi adına tahdit edilmiş bu tahdit tarihinde kesinleşmiştir dava konusu taşınmaz ile revizyon gören tapu kaydında da aynı belirtmenin yapıldığı ve bu belirtmenin kadastro tutanağına da işaretlendiği anlaşılmaktadır eldeki dava tarihinde açılmıştır burada üzerinde durulması gereken sorun kayıt maliki olan davacının kayıttaki belirtmenin terkini için açacağı davada sayılı kadastro kanununun geçici maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının açıklığa kavuşturulmasıdır gerçekten dava konusu taşınmazın kadastro işlemi sayılı kadastro ve tapu tahriri kanununa göre yapılmıştır kadastrosu bu kanun hükümleri gözetilerek yapılmış ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait davanın sayılı kadastro kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılması gerekir eldeki uyuşmazlıkta kadastro tutanağı kesinleşmiş yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davanın sayılı kadastro kanununun yürürlük tarihi olan tarihinden sonraki bir yıl içinde yani tarihine kadar açılmış bulunması zorunludur dava ise tarihinde açıldığından davalı hazine yararına olan belirtmenin kaldırılmasına ilişkin istemin dinlenme olanağı yoktur yargıtay yüksek hukuk genel kurulunun tarih ve sayılı kararı da aynı doğrultudadır diğer taraftan davacı ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki sayılı tapu fazlalıklarının ait olduğuna ilişkin tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair ve sayılı kanunda değişiklik yapan sayılı kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvurulduğunu da ileri sürmemiştir hal böyle olunca mahkemece gözetilmesi zorunlu hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın reddinde usul ve yasaya aykırılık yoktur yargıtay hukuk dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir dava çap kaydındaki miktar fazlasının hazineye ait olacağına dair şerh gereğince tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup mahkemece çekişmeye konu edilen ve parsel sayılı taşınmazlardaki miktar fazlasının taşınmazların genel yüzölçümlerine isabet eden pay oranında davacı paydaş kılınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir gerçekten de çekişmeli müfrez parsellerin öncesini teşkil eden parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında sayılı yasa ile yürürlükten kaldırılan sayılı yasanın maddesi hükmü uyarınca fazlalıklarının hazineye ait olacağına dair şerh verilmek suretiyle tespitinin yapıldığı ayrıca parselin tespitine sayılı yasa gereğince tesis edilen tapu kayıtlarının uygulanarak kadastrosunun gerçekleştirildiği sabittir hemen belirtilmelidir ki kadastro tespitinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan kadastro yasasında sayılı kadastro yasasının maddesinde öngörülen kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak tutanakta belirtilen haklara tespitlere ve sınırlandırmalara karşı yıl geçtikten sonra açılacak davaların dinlenmesine olanak bulunmadığına ilişkin bir yasal düzenlemeye yer verilmemiş ise de tarihinde yürürlüğe giren sayılı yasanın geçici maddesinde kadastrodan önceki nedene dayalı olarak dava açılması bakımından yıllık süre öngörülmüştür başvuru numarası karar tarihi somut olayda kadastro tutanağında yer verilen ve sicile yansıtılan miktar fazlası şerhinin terkini konusunda süresinde bir dava açılmadığına göre şerhin tevlit ettiği hakkın korunması gerekeceği açıktır o halde mahkemece davanın kabul edilmiş olması kural olarak doğrudur ancak mahkemece kadastro sırasında çekişmeli taşınmazların öncesini oluşturan parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydı ve varsa haritası getirtilmemiş ve keşfen yerine tatbik edilmek suretiyle kayıt kapsamı saptanmamış anılan kaydın çekişme dışı başka parsellere de revizyon görüp görmediği belirlenmemiştir anılan işlemlerin gerçekleştirilmemiş olması doğru olmadığı gibi parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün olduğu oysa kadastro tutanağında uygulanan kayıt miktarının dönüm olarak ifade edildiği gözetildiğinde yüzölçümünden miktar tenkis edildiğinde bakiye kısmın kadastroya uygulanan tapu kaydının yüzölçümünün altına düştüğü buna göre de davalı tarafa kayıt miktarından az yer bırakıldığı görülmektedir diğer taraftan kabul tarzı itibariyle de öncelikle kayıt miktar fazlasının çekişmeli taşınmazlardan ifrazının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmaksızın doğrudan hazinenin paydaş kılınması suretiyle neticeye gidilmiş olması da isabetsizdir v