9. Hukuk Dairesi 2025/9439 E. , 2026/743 K. "" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2277 E., 2025/3908 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/425 E., 2025/437 K. MAHKEMESİ : Konya 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/213 E., 2023/339 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği dü…
9. Hukuk Dairesi 2025/9439 E. , 2026/743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2277 E., 2025/3908 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/425 E., 2025/437 K. MAHKEMESİ : Konya 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/213 E., 2023/339 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre birleşen davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 124.317,57 TL olup belirtilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca birleşen dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından, davacı-birleşen davada davalı vekilinin birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Asıl davaya ilişkin olarak gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı-birleşen davada davalı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 2008 yılından itibaren CNC operatörü olarak çalışırken iş sözleşmesinin işverence 29.03.2022 tarihinde haksız yere feshedildiğini, yaklaşık 3 hafta önce davacının eğitimi ve bilgisi olmadığı hâlde sırf bezdiri amacıyla görevlendirildiği ... isimli tezgahta müvekkilinin çalışma yapmakta olduğu sırada tezgahta hasar meydana geldiğini, durumun ustabaşına bildirildiğini, servisin arandığını ancak yoğunluktan dolayı servisin gelemediğini, ertesi günü ustabaşının tezgahı tamir ettiklerini ve çalışmaya devam etmesi gerektiğini ifade etmesi üzerine çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin bu şekilde çalışmasına devam ettiği esnada, tezgahtan ses geldiğini fark etmesi üzerine; durumu yine ustabaşıya bildirdiğini ancak servis gelinceye kadar çalışmaya devam etmesi gerektiğinin bildirildiğini, 28.03.2022 tarihinde makineyi tamir için gelen servis ekibinin tezgahtaki arızanın sebebinin arızalı bir şekilde tezgahın çalıştırılması ve tezgah tutucu takımlarının 25 kg aşmaması gerekirken 45 kg olarak çalışma yapılması yönünde tespitte bulunduğunu, bunun üzerine işyeri araç-gereçlerine zarar verdiği gerekçesiyle davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesine haksız nedenle son verildiğini, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı-birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının müvekkili bünyesinde çalışırken sorumluluğu altındaki makinenin hasarlanmasına sebebiyet verdiğini ve müvekkili Şirketi zarara uğrattığını, makineye verilen zarar dolayısıyla davalının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davalının kusurlu olduğunun Konya 2. İş Mahkemesinin 2022/425 Esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini ileri sürerek maddi tazminatın işçiden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı-birleşen davada davacı vekili cevap dilekçesinde; davacı işçinin müvekkili Şirkette çalışmakta iken sorumluluğu altındaki makinenin hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirkete ait makinenin ilk çarptırılmasından sonra yaklaşık 3 hafta gibi bir süre geçmesine rağmen davacının aynı makineyi ikinci kez çarptırdığını ve makinenin kafa içindeki dişlilerinin kırıldığını, işbu çarptırma neticesinde makinenin çalışamaz duruma geldiğini, davacının söz konusu makineyi kullanmayı gayet iyi bilmesine rağmen ihmalkar ve kusurlu davranışları neticesinde müvekkili Şirketin uğramış olduğu zararın çok yüksek olduğunu, dünyaya ihracat yapan müvekkili Şirket için bahsedilen bu sürecin telafisi yüksek maliyetli zararlara yol açtığını, davacının iş sözleşmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin "İşçinin kendi isteği ve veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması" şeklindeki ilgili fıkrası gereği 29.03.2022 tarihi itibarıyla haklı sebeple ve tazminatsız olarak feshedildiğini, davacının hak ettiği kadar yıllık ücretli izin kullandığını, davacının müvekkili Şirkette çalıştığı süre zarfında çalışmasının karşılığı eksiksiz bir şekilde kendisine ödendiğini, fesih tarihi itibarıyla ödenmemiş ücreti bulunmadığını, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davacı-birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; olaydan yaklaşık 3 hafta önce herhangi bir eğitim ve bilgi verilmeden ... isimli tezgaha görevlendirildiğini, öncelikle müvekkilinin yıllardır çalışmış olduğu tezgahtan alınarak başka bir tezgaha görevlendirmesi yapılırken davalı işveren tarafından yazılı onay ve muvafakati dahi alınmadığını, tezgahın çalışması ve oluşan hasar durumu ile alakalı davacının, işvereni sürekli olarak uyardığını ve bu konuda tamirat yapılmasını hatırlattığını, defalarca servis ile görüştüğünü ve bu hususta davacının kendi üzerine düşen özen yükümülüğünü yerine getirdiğini, işverenin işlerin yetişmesi için tezgahı bu şekilde çalışmaya zorlamasının meydana gelen hasarın gerçek nedeni olduğunu, ilgili makine ve çalışan tezgah hatasının amortismandan kaynaklı, yönetimsel ve kullanım nedeniyle ortaya çıkan hasarlar olduğunu; hasarın meydana gelmesinde davacı ve diğer işçilerin herhangi bir kusuru bulunmadığını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fesih tarihi itibarıyla kullanmadığı ve ücreti ödenmeyen 18 gün yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarının ağırlıklı ortalamasına göre davacının dinî bayramlar dışındaki millî bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı ve ücretinin ödenmediğinin sabit olduğu, incelenen ücret bordrolarında davacıya ödenmeyen ücret alacağı tespit edilemediği, bu itibarla davacının ücret alacağına ilişkin talebinin reddi gerektiği, bilirkişi incelemesi ve toplanan deliller dikkate alındığında; davacı işçinin kusurlu hareketi ile işvereni 30 günlük ücreti ile ödeyemeyecek ölçüde zarara uğratmış olduğunun sabit olduğu, davalı tarafından yapılan feshin haklı fesih kapsamında değerlendirildiği, işverenin haklı feshi söz konusu olduğundan davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi rapor ve ek raporunda zarar tespiti ile davacı işçinin kusur oranına yönelik yapılan tespitler ile dosya muhteviyatında bulunan tüm bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde; kendi kusurlu hareketi sonucu işvereni 30 günlük ücreti ile ödemeyecek ölçüde zarara uğratan davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafça haklı nedenle feshedildiğinin sabit olduğu, tüm dosya kapsamına göre davacının bakiye ücret alacağının bulunmadığı ancak denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit olunan ve Mahkemece hüküm altına alınan ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının ödendiğinin davalı işveren tarafça ispatlanamadığı ayrıca kullandırıldığı ya da karşılığının ödendiği ispatlanamayan yıllık izin süresi gözetilerek yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı-birleşen davada davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı müvekkilinin, arızanın meydana geldiği ... isimli tezgahta görevlendirilirken, söz konusu tezgahın çalışma sistemine ve iş güvenliğine ilişkin hiçbir eğitim ve bilgilendirme yapılmadığını, ayrıca çalışma yapılan tezgahta güvenlik unsurları dahi bulunmadığını, üstelik davacının daha öncesinde de bu makinede çalışma tecrübesinin bulunmadığının davalı yanca da bilindiğini ve bu sebeple sırf bezdiri amacıyla söz konusu tezgahta görevlendirildiğini, 2. Mevcut makinede meydana gelen hasarın nasıl gerçekleştiği belli olmadığı gibi kim tarafından gerçekleştirildiğinin de belli olmadığını, öyle ki arızanın meydana geldiği süreçte tezgahta çalışma yapan tek şahsın davacı olmadığını, 3. Mesleki yeterlilik belgesinin raporda da belirtildiği gibi zorunlu olup işverene yalnızca %60 kusur verilebilecek bir husus olmadığını, kusurun tamamının işverene ait iken son derece yanlış ve eksik tespitler ile işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, işçinin meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağını, 4. İş sözleşmesinin bütün süresi içinde davacıya ödenmesi gereken ücretlerin eksik hesaplandığını ve haksız kesintiler yapıldığını, müvekkilinin ücret alacağı hususunda davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 5. Müvekkilinin yıllık ücretli izin alcağının tüm hizmet süresi üzerinden hesaplanması gerektiğini, 6. Müvekkilinin ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı hususunda eksik hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olduğunu, 7. Feshin tamamıyla işverenin daha az ücretle yeni işçileri çalıştırmak ve kıdemli çalışanların işine son vermek amacı doğrultusunda gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, feshe sebebiyet veren makine arızasındaki kusur oranı ve zarar miktarı ile buna bağlı olarak iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle sonlandırılıp sonlandırılmadığı, yıllık ücretli izin, ücret ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Birleşen Dava Yönünden Davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Asıl Dava Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.