Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/344 E. , 2024/777 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2022/344 Karar No : 2024/777 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı ( … Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … Elektrik Üretim Anonim Şirketi VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem:…
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/344 E. , 2024/777 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2022/344 Karar No : 2024/777 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı ( … Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … Elektrik Üretim Anonim Şirketi VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından verilen 2020/Haziran dönemine ait katma değer vergisi beyannamesindeki örtülü sermaye üzerinden elde edilen kâr payının katma değer vergisine tabi olmadığı yönündeki ihtirazı kaydın kabul edilmemesi sonucu sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının 194.604,49-TL azaltılması işleminin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından, ilişkili olduğu şirkete kullandırılan ve örtülü sermaye olarak değerlendirilen borç nedeniyle elde edilen faiz üzerinden katma değer vergisi tahakkuk ettirilmemesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2020/Haziran dönemine ilişkin katma değer vergisi beyannamesi üzerine, ihtirazi kaydın kabul edilmemesi sureti ile sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının 194.604,49-TL azaltılmasına (sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının 5.188.525,92-TL yerine 4.993.921,43-TL olarak belirlenmesi) yönelik işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, olayda, davacı şirket tarafından Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12/7. maddesi kapsamında örtülü sermaye üzerinden hesap edilen faizin borç alan ve borç veren nezdinde kâr payı sayıldığı, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesine göre de kâr paylarının verginin konusuna girmediği iddia edilmiş ise de, uyuşmazlığın çözümünün, davacının ilişkili şirketine kullandırmış olduğu örtülü sermaye niteliğindeki borç para için hesaplanan faiz gelirinin Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında kâr payı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla katma değer vergisine konu olup olmayacağının tespitine bağlı olduğu, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda örtülü kazanç sayılan borç verme karşılığında elde edilen faiz gelirinin, ilişkili kişilerden elde edilen "kâr payı" olarak değerlendirildiği ve bu gelirin kurum kazancından istisna edildiği, öte yandan, faiz ödeyen kişi (borç alan ve sermayesini örtülü şekilde artıran kurum) açısından ise, ödenen faizin kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirildiği ve kurum kazancına eklenip burada vergilendirildiği, böylece sadece bir mükellef üzerinden vergilendirme yapılmasının sağlandığı ve mükerrerliğin önüne geçildiği, olayın katma değer vergisi boyutuna bakıldığında ise, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. ve 24. maddeleri uyarınca davacı şirket ile ilişkili şirket nezdinde gerçekleşen borç/alacak ilişkisinin kural olarak katma değer vergisine konu olduğu ve vergilendirmeyi gerekli kıldığı, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda düzenlenen ve sadece gelir ve kurumlar vergisi açısından hukuki sonuç doğuran olayın yorum yoluyla katma değer vergisine de teşmil edilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin kullandırdığı paraların finansman hizmeti olarak kabul edilip edilmeyeceği değerlendirildiğinde ise, katma değer vergisinin, bir mal hareketine veya bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek gibi şekillerde gerçekleşen ya da vergiye tabi bir hizmetten, işletme sahibinin, personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlanması şeklinde oluşan bir hizmete bağlı bir işleme dayandığı, ortaklara borç para verme hizmeti sonucu elde edilen faiz gelirinin de katma değer vergisine tabi olacağı, bu durumda, örtülü sermayeye isabet eden faiz ve benzeri ödemelerin kazanç vergileri uygulamasında karine oluşturmak suretiyle kar payı sayılmasının, söz konusu işlemin katma değer vergisi uygulaması açısından ticari niteliğini etkilemeyeceği, davacı şirketin, ilişkili şirketine para kullandırmasının hizmet olarak değerlendirilerek, ihtirazı kaydın kabul edilmemesi suretiyle faiz gelirine isabet eden sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının 194.604,49-TL azaltılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesinden, örtülü sermaye için aranılan diğer şartların da varlığı halinde borç alan yönünden alınan borç miktarının sermayenin üç katını aşan kısmının örtülü sermaye olarak kabul edildiği, örtülü sermayeye isabet eden faizin kurum kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmediği, bunun sonucunda örtülü sermayeye isabet eden faizin kanunen kabul edilmeyen gider olarak beyan edilmesi gerektiği, dağıtılmış kar payı olarak merkeze aktarılmış kabul edilen bu tutar nedeniyle şartların gerçekleştiği andan itibaren işleme taraf olanların gerekli düzeltmeyi yapabileceği, borç veren açısından diğer şartların da gerçekleşmesi halinde iştirak kazancı olarak istisna hükmünden yararlanılabileceği, böylece aynı matrah üzerinden mükerrer vergilendirmenin önüne geçilmesinin amaçlandığının anlaşıldığı,bu itibarla, verginin tarh edilmesi ve ödenmiş olması şartının, normal vergilendirme dönemi dışında idarece yapılacak tarhiyatlar için zorunlu olduğu, normal vergilendirme dönemi için bir tahakkuk ya da ödemeden söz edilmesine olanak bulunmadığı, ihtilafın ilişkili şirkete verilen borcun, borcu alan şirketin öz sermayesinin 3 katını aşan kısmının borç olarak mı, yoksa (örtülü) sermaye olarak mı değerlendirileceği, bir diğer açıdan da bu borç karşılığı ödenen meblağın faiz mi yoksa kar payı olarak mı niteleneceği noktasından kaynaklandığı, borcun yasal sınıra kadar olan kısmının finansman hizmeti, karşılığında alınan meblağın ise faiz olarak nitelendirileceği konusunda ihtilaf bulunmadığı ancak, Kurumlar Vergisi Kanunu gereği belirlenen tutarın aşılması halinde, aşılan tutar açısından Kanunun bu işlemi borç-alacak (finansman hizmeti) olarak değil, (örtülü) sermaye olarak vasıflandırdığı ve borçlunun yaptığı ödemeyi ise kar payı dağıtımı olarak kabul ettiği dolayısıyla, bu kâr payının, alan şirket açısından iştirak kazancı olarak kaydedileceği ve gerekli şartların varlığı halinde de istisnadan yararlanabileceği ve tarafların buna göre gerekli düzeltmeleri yapacakları sonucuna varıldığı,Kurumlar Vergisi Kanunu'nda düzenlenen ve gelir ve kurumlar vergisi açısından hukuki sonuç doğuran bir uygulamanın, katma değer vergisinde uygulanmamasının çelişki yaratacağı, dolayısıyla, davacının ihtirazi kaydı kabul edilmeyerek yapılan tahakkuk işleminde ve bu tahakkuka karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Temyize konu kararda kıyas yasağına aykırı hareket edilerek Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yer alan bir düzenlemenin katma değer vergisine de uygulandığı,olayda finansman hizmetinin söz konusu olduğu ve ödenen faizin de katma değer vergisine tabi olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.