10. Hukuk Dairesi 2022/12241 E. , 2024/817 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1701 E., 2021/1656 K. HÜKÜM/KARAR : Red, Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak
**10. Hukuk Dairesi 2022/12241 E. , 2024/817 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1701 E., 2021/1656 K. HÜKÜM/KARAR : Red, Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların, davalı ... Genel Müdürlüğünün ve davalı .... Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile davalı bakanlıklar yönünden idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine, davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ile ... Genel Müdürlüğü yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; 13.05.2014 tarihinde meydana gelen Soma maden kazasında müvekkillerinin murisinin vefat ettiğinden bahisle; davacılar anne ... ve baba ... için 100.000,00'er TL manevi, davacı kardeşler ... ve ... için 80.000,00'er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmişlerdir. II. CEVAP Davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkili şirkete atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, davanın müvekkili şirket yetkilisi ...'a açılamayacağını, müvekkili şirketin maden ocağında alınması gereken tüm tedbirleri aldığını, madende çalışan her personele iş güvenliği gereği lazım olan her türlü malzemenin teslim edildiğini, soruşturma dosyası sonucunun beklenilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, müvekkili şirkete ait bir sorumluluğun bulunmadığını, eğitimlerin tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, kazanın suikast sonucu olma ihtimalinin olduğunu, müvekkilinin kusurunun olduğuna dair bir belge olmadığını beyanla davanın müvekkili açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada hiçbir ihmallerinin söz konusu olmadığını, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığının sendikaların değil ÇSGB iş müfettişlerinin denetlediğini, taraf olarak gösterilmelerinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ÇSGB vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin idare konumunda olmadığını, ... işçi ile aralarında hizmet ilişkisinin bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı TKİ Kurumu Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile müteveffanın çalıştığı müteahhit arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını, davacı tarafın taleplerini kabul etmediklerini, yeraltı işçisi istihdam edilmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2017 tarih ve 2014/665 Esas, 2017/365 Karar sayılı kararıyla; Soma Holding A.Ş. davalı durumda olmadığı halde Soma Holding A.Ş. davalı sendika, davalı bakanlıklar ve gerçek kişi davalılar Can ve Razman yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğü yönünden ise anne-baba ve kardeş ...'nın manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı kardeş ... lehine 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili ile davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 07.03.2019 tarih, 2018/339 Esas, 2019/231 Karar sayılı kararı ile davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı sendika, davalı bakanlıklar ve gerçek kişi davalılar Can ve Razman yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğü yönünden ise davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.03.2019 tarih, 2018/339 Esas, 2019/231 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 23.12.2019 tarih ve 2019/3610 Esas, 2019/8033 Karar sayılı kararı ile davacı kardeşler yönünden hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğu, davalı Bakanlıklar yönünden idari yargının görevli olduğu, davacı taraftan alınması veya onlara iade edilmesi gereken istinaf harçları konusunda herhangi bir hüküm kurulmamasının yerinde olmadığı, davacılar adli yardımdan yararlandıkları için dava açılışında onlardan alınmayan ve sonuç olarak hükümle birlikte tazminatlardan sorumlu tutulan davalılara yüklenmesi gereken başvuru harcının esas hakkında yeniden karar verilirken gözetilmemesinin isabetsiz olduğu, istinaf başvurusu kısmen de olsa kabul edilen davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin istinaf yoluna başvururken yatırdığı harçların yatırana iadesine karar verilmesi gerekirken adı geçen davalıya bakiye istinaf karar harcı yüklenmesinin hatalı olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak bozmaya uyulmuş, 16.09.2020 tarihli son celsede dosyanın rapor hazırlayıp müzakere gününde sunulmak üzere Üye Dursun Yılmaz'a tevdiine karar verilmiş ve ertesi gün verilen 17.09.2020 tarih, 2020/524 Esas, 2020/1382 Karar sayılı kararla davacıların, davalı ... Genel Müdürlüğünün ve davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı bakanlıklar yönünden idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine, davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle ayrı ayrı reddine, diğer davalılar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ile ... Genel Müdürlüğü yönünden davacılar anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı kardeşler lehine 60.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 17.09.2020 tarih, 2020/524 Esas, 2020/1382 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemiz'in 26.03.2021 tarih, 2020/11116 Esas, 2021/4086 Karar sayılı kararı ile temyiz yoluna başvuran tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince hükmün duruşmada verilip tefhim edilmesi gerekirken 16.09.2020 tarihli son celsede “Dosyanın rapor hazırlayıp müzakere gününde sunulmak üzere Üye D.Y.'a tevdiine..” karar verilmesinden sonra, kararın ilk kez karar ilamının yazılması ile açıklanarak taraflara tebliğ edilmesinin hatalı olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 22.09.2021 tarih, 2021/1701 Esas, 2021/1656 Karar sayılı karar ile davacıların, davalı ... Genel Müdürlüğünün ve davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.‘nin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı bakanlıklar yönünden idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine, davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle ayrı ayrı reddine, diğer davalılar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ile ... Genel Müdürlüğü yönünden davacılar anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı kardeşler lehine 60.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin 22.09.2021 tarih, 2021/1701 Esas, 2021/1656 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalılar ..., ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı kardeşler ... ve ... lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının az olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, kusur ve husumet yönünden hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme a. Davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin davacı kardeşlerin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekillerinin davacılar anne ve baba için 100.000,00'er TL, davacı kardeşler için 80.000,00'er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava ettiği, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu 22.09.2021 tarih, 2021/1701 Esas, 2021/1656 Karar sayılı kararı ile davacılar anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı kardeşler lehine 60.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, davacı kardeşler ... ve ...'nın manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin anılan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre, davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, ruhsat sahibi ... Genel Müdürlüğü olan Eynez yer altı sahasındaki kömür üretim işinin davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından 22.07.2006 tarih ve 24046 yevmiye sayılı noter onaylı hizmet alım sözleşmesi ile Park Tek. Elk. Mad. Tur. San.ve Tic. AŞ.'ye verildiği ancak 30.10.2009 tarihinde davalı ... Genel Müdürlüğünün muvafakati ile kömür üretim işinin aynı şartlar altında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye devredildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin eki konumundaki Teknik Şartnamenin 2 nci maddesinde işin konusunun "1 inci maddede cins, mevkii ve sınır koordinatları belirtilen sahadan, idare tarafından bir kısmı yüklenicinin kullanımına bedelsiz olarak verilecek bina, tesis, makine, teçhizat, ve yeraltı galerileri ile yüklenicinin temin edeceği ilave makine, teçhizat, tesis ve personel ile bütün masraflar yükleniciye ait olmak üzere yeraltı işletme yöntemi ile kömür üretme işi" olarak tanımlandığı, bu kapsamda sahada mevcut bulunan şalt tesisleri, jeneratör, karo sahası, vantilatör tesisi, kompresör tesisi, tertip binası, işçi banyoları, lambahane, teshin merkezi, atölye, pres, kül tesisi, kriblaj tesisi, nefeslik vb. gibi tesislerle, Teknik Şartnamenin EK-2 listesinde tanımlanan makine ve teçhizat yüklenicinin kullanımına bedelsiz olarak bırakıldığı, EK-12 olarak tanımlanan listede işin yapılacağı yeraltı maden ocağında idareye ait zincirli ve bant konveyörler bulunduğu görülmektedir. Teknik Şartnamede yüklenici tarafından yapılacak iş programının ve işletme projesinin davalı ... Genel Müdürlüğüne sunulacağı, programın veya projenin yeterli bulunmaması halinde tespit edilen noksanlıkların idarece verilen süre içerisinde giderileceği, idarece onaylanan uygulama projesine yüklenicinin aynen uymak zorunda olduğu, uygulama projesinde ancak idarenin onayı ile revizyon yapılabileceği, sözleşmenin eki olan İdari Şartnamenin 7.3.2 maddesinde yüklenicinin çalıştıracağı işletme müdürü, proje mühendisi, vardiya daimi nezaretçisi, teknik nezaretçinin en az sayısı ve meslek kıdeminin davalı idare tarafından belirlendiği, sözleşmenin eki olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 11 inci maddesinde ise idarenin, uygunsuz davrandığı, görevlerini yerine getirmekte yetersiz olduğu kanısında olduğu veya iş yerinde çalıştırılmasında sakınca gördüğü her kademe ve nitelikteki elemanların iş başından ve iş yerinden uzaklaştırılmasını isteyebileceği, yüklenicinin buna uymak zorunda olduğu kurallar getirilmiştir. Dosya kapsamından meydana gelen iş kazası dolayısı ile alınan bilirkişi kusur raporlarının hiçbirinde ölen veya yaralanan sigortalılara kusur izafe edilmemiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesine göre; "(1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu göz önüne alır. d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır. (2) iş yeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.". Aynı kanunun " Risklerden Korunma İlkeleri " kenar başlıklı 5 inci maddesine göre, "(1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler gözönünde bulundurulur. a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c) Risklerde kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e) Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." Yine 6331 sayılı Kanun " Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" karar başlıklı 10 uncu maddesinde şu hüküm düzenlenmiştir. "(1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır. a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu, b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi, c) iş yerinin tertip ve düzeni, ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu, 2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler. (3) iş yerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve iş yerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar." Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, " Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği koruma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK . 09.10.2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar ) Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanunu'nun mülga 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil Kanun'a ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun mülga 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4 ve 5 inci maddeleri işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu madde de çalışanların yükümlülüklerini çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 6331 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümlerini işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirmek gerekmektedir. Bu sebeple mevzuatta yer alan tenik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir. İşvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet bağının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20.03.2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) Yargılamaya konu ihtilafın sağlıklı biçimde çözülmesi için asıl işveren-alt işveren kavramlarının açıklanmasında fayda vardır. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz. Bunun yanında, gerek mülga BK’nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291-370) Manisa ili Soma ilçesinde bulunan Eynez yeraltı maden ocağında 13.05.2014 tarihinde meydana gelen yargılamaya konu iş kazasının 301 kişinin ölümüne ve 486 kişinin yaralanmasına yol açtığı, son yüz yılın en büyük iş kazalarından birisi olan bu iş kazasının yalnızca iş kazasına uğrayanlarda veya kazalıların yakınlarında değil toplumun tamamında derin bir üzüntü meydana getirdiği, bu kapsamda Soma maden kazası gibi toplumu derinden etkileyen facialarda hüküm altına alınan manevi tazminat tutarları değerlendirilirken manevi tazminatın caydırıcılık unsurunun öne çıkması gerektiği kabul edilmelidir. Bunlar yanında 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir. Ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun hükmün bozulması başlıklı 8 inci maddesi, bir hükmün bozulmasını müteakip verilecek hükümlerden yeni bir hüküm gibi karar ve ilam harcı alınır ve bozulan hükümden evvelce alınmış olan karar ve ilam harcı, müteakip hükme ait harçdan mahsup olunur.“ hükmünü içermektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ölenin olayda kusurunun bulunmadığının anlaşılıp iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunanlar arasındaki kusur dağılımının ilerde kendi aralarında açılabilecek rücu davasında yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmasına, temyiz edenin sıfatına, temyizin kapsam ve nedenlerine göre kararda sair yönlerden bir yanlışlık yok ise de, karar ilamı başlığında davalı ... Genel Müdürlüğü ünvanının eksik gösterilmesi isabetsiz olduğu gibi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının karar tarihinden önce 703 sayılı KHK ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile birleşmesinden sonra yeni ünvanının Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olduğunun gözetilmemesi yerinde görülmemiştir. Bunlar yanında davalı ... Genel Müdürlüğü vekilince 18.04.2019 tarihli sayman mutemedi alındısı ile yatırılan 18.070,20 TL bakiye karar harcının, davacılar adli yardımdan yararlandıkları için dava açılışında onlardan alınmayan ve sonuç olarak hükümle birlikte tazminatlardan sorumlu tutulan davalılara yüklenmesi gereken 25,20 TL tutarındaki başvuru harcının alınması gereken karar ve ilam harcı hesabında dikkate alınmaması hatalıdır. Yine davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından yatırılmış bakiye karar harcı bulunmamasına karşın istinaf yoluna başvururken yatırdığı harçların adı geçen davalıya iadesine karar verilmesi ve davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından yatırılan nispi istinaf karar harcının da adı geçen davalıya iadesine karar verilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin davacı kardeşlerin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine, 2-Davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazları açısından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının; a.Karar başlığında yer alan "..." ibarelerinden sonra gelmek üzere "Genel Müdürlüğü" ibarelerinin yazılması, b.Karar başlığında yer alan "3-..." ibarelerinin silinerek yerlerine geçmek üzere "3-Aile Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı" ibarelerinin yazılması, c.Hüküm fıkrasının K bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "K-Alınması gereken 21.859,20 TL karar ve ilam harcı ile 25,20 TL başvuru harcı toplamı 21.884,40 TL harçtan davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından yatırılan 18.070,20 TL bakiye karar harcının mahsubu ile 3.814,20 TL harcın davalılar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, " ibarelerinin yazılması, ç.Hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "2-Davalılar ... Genel Müdürlüğü ve Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından yatırılan nispi istinaf karar harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine," ibarelerinin yazılması, d.Hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinin tamamen silinerek hükümden çıkarılması, e.Hüküm fıkrasının 6 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "6-Davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından yatırılan 85,70 TL istinaf başvuru harcı ile yapılan 400 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.