10. Hukuk Dairesi 2025/4652 E. , 2026/844 K. "" MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/54 E., 2025/231 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 9. İş Mahkemesi SAYISI: 2019/53 E., 2024/438 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor d…
10. Hukuk Dairesi 2025/4652 E. , 2026/844 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/54 E., 2025/231 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 9. İş Mahkemesi SAYISI: 2019/53 E., 2024/438 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalı işverenlerin işletmiş olduğu ...Kulübü isimli işletmede 20.05.1995 - 29.03.2001 tarihleri arasında aralıksız olarak hafta içleri akşam saat 22:30'dan sabaha karşı saat 05:00'a kadar, hafta sonları ise işin niteliği gereği ve iş yoğunluğu nedeniyle tam gün baterist müzisyen olarak çalıştığını, müvekkilinin tam gün çalışmalarından dolayı hak kazandığı ek ücret, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti gibi ücretlerinin davalı işverenler tarafından ödenmediğini, daha sonra da müvekkilinin iş akdinin 29.03.2001 tarihinde davalı işverenlerce haksız ve gerekçesiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin 23.07.2001 tarihinde İzmir 2. İş Mahkemesinin 2001/801 Esas ve 2002/572 Karar sayılı dosyası üzerinden davalı işverenlere karşı ikame ettiği işçilik alacağı davasının olduğunu, bu davada müvekkilinin hizmet süresinin 5 yıl 10... gün olduğu, son günlük ücretinin net 7.000,000 TL olduğunun tespit edildiğini, bu tespite göre 350.000,000 TL brüt kıdem tazminatına, 200.000,000 TL brüt ihbar tazminatına, 280.000,000 TL brüt yıllık izin ücreti alacağına, 270.000,000 TL bakiye brüt ücrete, 50.000,000-TL brüt hafta tatili ve çalışma ücretine ve 50.000,000 TL brüt ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına hükmedildiğini ve Mahkeme kararının kesinleştiğini, müvekkilinin başka işlerde de çalışmış olduğunu, müvekkilinin emekliliğine kalan bakiye sürenin tetkikinde davalı işverenler nezdinde çalıştığı yıllarda sosyal güvencesi olmaksızın çalıştırıldığını tespit ettiğini, dava dilekçesi ile birlikte sunulan 02.01.2019 tarih ve ... numaralı ...Adli Yardım Görevlendirme yazısından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin adına kayıtlı taşınır, taşınmaz mal varlığının bulunmadığını, hiçbir gelir getirici işte çalışmadığını, bu nedenle de ...tarafından adli yardım talebinin kabul edildiğini ve işbu davaya adli yardım kapsamında görevlendirildiğini, müvekkilinin adli yardıma muhtaç olduğu bu dava sebebiyle doğacak bütün yargılama harç ve masraflar bakımından adli yardım talebinde bulunduklarını, tüm bu açıklamaların sonunda müvekkilinin 20.05.1995 - 29.03.2001 tarihleri arasında gösterilmeyen hizmetlerinin tespiti ile müvekkilinin kesinleşen Mahkeme kararına göre tespit edilen günlük 7.000,000 TL net ücret tutarına göre saptanarak yatırılmayan sigorta primlerinin davalı işverenler tarafından tamamlanıp, fer-i müdahil Kurum kayıtlarına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP ... vekili, 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesine göre hizmet tespit davalarının açılabilmesine ilişkin olarak hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıllık bir hak düşürücü süre öngörüldüğünü, olayda da hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, davacının iş yerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunu tanık beyanları dışında resmi ve yazılı kanıtlarla ispatlaması gerektiğini, hizmetin geçtiği iddia edilen sürede iş yerinin 5510 sayılı Kanun'un uygulama alanında bulunup bulunmadığının ve gerçekte var olup olmadığının vergi dairelerinden, Esnaf ve Sanatkarlar Sicilinden ve kanunla kurulu meslek kuruluşlarından araştırılması gerektiğini, tanıkların öncelikle çalışıldığı iddia edilen iş yerinde tespiti istenen dönemlerde çalışmış olmasının gerektiğini, bu kişilerin bordrolarda adı geçen kişilerden seçilmesi gerektiğini, bu nitelikte tanık bulunamaması halinde komşu iş yerlerinde o dönemde çalışmış ve isimleri bordrolarda bulunan kişilerin ya da komşu işverenlerin tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, tanık beyanlarının iş yeri kapsam, kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, 5510 sayılı Kanun uyarınca ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olması nedeniyle ücret alma olgusunun var olup olmadığının araştırılmasını, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği ve başlangıç ile bitiş tarihleri arasında alınan ücretlerin saptanması gerektiğini, çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğunun üzerinde durulması ve çalışmayı kapsama alan Kanun'un yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmet tespitine karar verilmesi gerektiğini, sigortalının hizmetlerinin tespitini istediği dönemde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığının araştırılması gerektiğini, yardım alınan dönemlerin sigortalı günlerden sayılamayacağını, ayrıca alınan ücretin tespiti konusunda sadece tanık beyanlarına itibar edilmeyerek emsal ücret araştırması da yapılması gerektiğini, görülmekte olan davada Kurum'un fer'i müdahil olarak davaya ve duruşmalara katılımı yönünde karar verilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı tarafından davalı yanında 20.05.1995-29.03.2001 tarihleri arasında aralıksız çalıştığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, davalı işveren tarafından davacı adına işe giriş bildirgesi verilmediği anlaşılmış, davalı işveren tarafından bildirim yapılmadığı, çalışma iddiasının geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği ancak eldeki davanın 18.02.2019 tarihinde açıldığı gözetildiğinde uyuşmazlık konusu çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği sonucuna ulaşılmış, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin itirazlarının, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda müvekkilinin eylemli çalışmasının bulunduğuna dair tespit yapıldığını ve bu tespitin isabetli olduğunu, Mahkemece aylık net 7.000,00 TL'lik tazminata esas ücretin kabul edilmemesi halinde asgari ücrete göre hizmet tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, her ne kadar bilirkişi raporunda talebin hak düşürücü süreye uğradığı belirtilmişse de müvekkilinin çalışmasının bildirgesinin Kuruma hiçbir zaman verilmemesinden dolayı müvekkilinin talebi bakımından hak düşürücü sürenin işlemediğinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin beyanlarına göre İzmir 2. İş Mahkemesinin 2001/801 Esas ve 2002/572 Karar sayılı ilamıyla beraber bildirge verildiği ifade edildiğinden Mahkemece hak düşürücü süre yönünden etraflıca bir inceleme yapılarak davanın reddine dair kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı harcın ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.