11. Hukuk Dairesi 2022/6593 E. , 2023/6531 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/36 Esas, 2021/71 Karar HÜKÜM :Dava Ret Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâk…
**11. Hukuk Dairesi 2022/6593 E. , 2023/6531 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/36 Esas, 2021/71 Karar HÜKÜM :Dava Ret Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kuruluş nezdinde Avusturya'nın Neettinsdorf Garı’ndan hareketle 29.05.2006 tarihinde taşıma belgesine kayden Halkalı Lojistik Müdürlüğü’ne gelen 12 rulo 24.753 kg kağıt yüklü 2181242470029/3 nolu vagonun işlemler yapılmaksızın boş kaydı ile yükü boşaltılmadan Bulgaristan'a gönderildiğini, tüm girişimlere rağmen kağıt yükünün Bulgaristan'dan iadesinin sağlanamadığını, müvekkilinin mal sahibi "..." firmasına mal bedeli olarak 21.721,97 TL, gümrük işlemleri için 123,90 TL ve gümrük vergisi için 4.580,05 TL olmak üzere toplam 26.425,92 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkili kuruluş bünyesinde yapılan soruşturma kapsamında gerekli kontrolleri yapmayan ambar saymanı ..., hareket memuru ..., Hasan ve tren şefi ...'in zararın meydana gelmesinde kusurlu olduklarının anlaşıldığını ileri sürerek, 26.425,92 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ..., ... ve ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, olayda kusurları bulunmadığını, TCDD’nin malın iadesi için COTİF-CİM hükümleri uyarınca gerekli girişimlerde bulunmadığını, Bulgaristan makamlarının da aynı sözleşmeler uyarınca yükümlülüklerini ihlal ettiğini, malı iade edeceği yerde kaçak mal rejimine tabi tuttuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde, kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 05.10.2012 tarih ve 2009/907 E., 2012/532 K. sayılı kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşımaya ilişkin sözleşmeler gereği davalı personelin sorumluluğunun bulunduğu kadar Bulgar makamlarının da eşyayı iade etmeyerek zararın artmasında sorumlu olduğu, ancak tazminat tutarının söz konusu personele rücu edilmeyerek TCDD'nin bu tutarı terkin etmesinin uygun olacağı bildirilmiş ise de davacı ...'nin dava açmakla raporda belirtildiği şekilde borcun terkini yönünde bir iradesinin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 26.425,92 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davalı ..., davalı ... vekili ile davalı ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 30.05.2014 tarih, 2013/4508 E., 2014/10143 K. sayılı kararıyla davalılar ... ve ..., davanın zamanaşımına uğradığını, olayda kusurları bulunmadığını, davacı ...’nin malın iadesi için COTİF-CİM hükümleri uyarınca gerekli girişimlerde bulunmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, davalı ... ve ...’da kendilerine atfedilecek kusur bulunmadığını savundukları, mahkemece emekli demiryolu manevra sahası müdürlerinden alınan bilirkişi raporuna, davalılar vekilleri itiraz ederek yeni bir heyetten rapor alınmasını talep ettikleri, mahkemece, davalılar vekillerinin itirazlarını karşılamak amacıyla alanında uzman yeni bir heyetten davacı ...’nin müterafik kusuru bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınması, oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği ve yine davalılar ... ve ...’un zamanaşımı defi konusunda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile bozma kapsamında bilirkişi raporu alınması gerektiği, davalı ... , ... ve ... açısından zaman aşımı nedeniyle açılan davanın reddine, ... mirasçıları yönünden ise ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı hususu ile ilgili dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu olayın Uluslararası Demiryolu Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Tektip Kurallar CIM-Sözleşmenin B Ana Eki (COTIF CIM) hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, COTIF CIM 48 inci maddesi kapsamında taşıma sözleşmesinden doğan davanın bir yılda zamanaşımına uğradığının belirtildiği, zarara konu malların dayandığı taşıma sözleşmesinin 29.05.2006 tarihli olduğu, davanın ise 14.12.2009 tarihinde açıldığı, rücu hakkının zaman aşımına uğradığının tespit edildiğini, oysa zaman aşımının başlangıç tarihinin Hukuk Müşavirliğinin öğrenme tarihi olan 16.03.2009 tarihinin esas alınması gerektiğini, emsal kararlar kapsamında da dava açmaya yetkili makamın öğrenme tarihinin zaman aşımı başlangıcında esas alınması gerektiğine işaret edildiğini, olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri kapsamında treni göndermeden önce dizi üzerinde kontrol etmeyen hareket memuru ..., trenin Kapıkule Gara varışında diz üzerinde gerekli kontrolleri yapmadan teslim alan Kapıkule Hareket Memuru Hasan Çoskun, trendeki vagonların yükünü, eşyaların ve vagonların taşıma belgesiz olmamalarına dikkat etmeyen Tren Şefi ..., taşıma ücreti tahsil edilen ancak teslimi yapılmayan tahliye edilmek üzere müşterisi emrinde beklemekte olan dolu vagonu kontrol etmeden yazmış olduğu 291 sayılı manevra vaziyet cetvelinde boş göstermek suretiyle vagonun sevkine sebebiyet veren Ambar Saymanı ...'ın görevlerini yerine getirmemekten kusurlu ve sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı kuruluş nezdinde Avusturya'nın Neettinsdorf Garı’ndan hareketle 29.05.2006 tarihinde taşıma belgesine kayden Halkalı Lojistik Müdürlüğüne gelen rulo kağıt yüklü 2181242470029/3 nolu vagonun işlemler yapılmadan boş kaydı ile yükü boşaltılmadan Bulgaristan'a gönderilmesi ve Bulgar makamlarının eşyaya kaçak muamelesi yapıp iade etmemesi nedeniyle dava dışı mal sahibine ödenmek zorunda kalınan tazminatın davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde bir mahkeme hükmünün neleri kapsaması gerektiği açıklanmıştır. 3. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimdegeçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir. 2. Değerlendirme 1.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. 2.“Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892) 3. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. 4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlüdelil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. 6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. 7. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak davalılar vekillerinin itirazlarını karşılamak amacıyla alanında uzman yeni bir heyetten rapor alındığı ancak mahkeme gerekçesinde işbu raporlara değinilmediği gibi raporun hükme esas alınıp alınmadığı hususuna da değinilmediği, bu kapsamda mahkemece ... mirasçıları yönünden ispatlanamayan davanın reddine dair karar sonucuna hangi nedenle varıldığını ayrıntılarıyla gösteren açıklıkta olmadığı, yine diğer davalılar bakımından davanın zamanaşımı bakımından reddi kararının hangi gerekçeyle verildiği ve zamanaşımı defi konusundaki değerlendirmenin nasıl yapıldığını ayrıntılarıyla gösteren açıklıkta olmadığından Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği görülmüştür. 8.Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren, önceki hüküm sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.