10. Hukuk Dairesi 2023/13594 E. , 2023/13449 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1116 E., 2023/1525 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl dava kabul, Birleşen dava ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Oltu Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/106 E., 2021/3 K. Taraflar arasındaki asıl ölüm aylığının kesilmesine dair kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması, karşı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde b
**10. Hukuk Dairesi 2023/13594 E. , 2023/13449 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1116 E., 2023/1525 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl dava kabul, Birleşen dava ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Oltu Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/106 E., 2021/3 K. Taraflar arasındaki asıl ölüm aylığının kesilmesine dair kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması, karşı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı-karşı davacı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı-karşı davacı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, ... sigorta sicil numaralı müteveffa ... dolayı Kurumdan ... tahsis numarası ile aylık aldığını, Kurum memurlarınca düzenlenen 2016/ÖŞ/61 sayılı raporda, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle aylıklarının kesildiğini, davacının boşanmış olduğu eşi ... ile velayeti kendisine bırakılan ikiz çocukları ... ve ... babaları ile şahsi münasebet ilişkisi nedeniyle mahkeme kararında belirtilen süreler dışında görüşmesinin olmadığını, velayetleri davacıya bırakılan ikiz çocuklarını görmesi dışında boşandığı eşinin yüzünü görmediğini ileri sürerek, Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı-karşı davacı SGK vekili vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffa babası Halis Akbulut'tan dolayı yetim aylığı alan hak sahibi kızı davacı ... hakkında yetim aylığı almak için boşandığı halde boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı hususunda Alo 170 ihbar hattına şikayette bulunulması üzerine Kurum denetmenleri tarafından yapılan soruşturma sonucunda 21.06.2016 tarih 61 sayılı araştırma inceleme raporunun düzenlendiğini, boşanan eşlerin 01.01.2009 doğumlu ... ve ... adlı ortak çocuklarının dünyaya geldiğini, çocukların annelerinin ... olduğu ... adlı babaları tarafından tanındığını, dolayısıyla ... ve ... adlı çocukların eşlerin boşandıkları tarihten sonra dünyaya gelen ortak çocukları olduğunu, Kurum işlemlerinde bir hata bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile karşı davada yersiz ödenen aylıkların yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Dosya kapsamı, tanık beyanları, kolluk tutanakları, doğum tutanakları ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinde; davacı ve boşandığı eşinin karı-koca ilişkisinin devam ettiğine dair kanaat oluşmadığı gerekçesiyle, 1-Asıl dava yönünden; davanın kabulü ile davalı Kurumun davacı ...'un emekli aylığını kesmesine ve aldığı yersiz aylıkların iadesine ilişkin işleminin iptali ile 3411255177 tahsis numarası ile almakla olduğu aylığın yeniden bağlanmasına, 2-Karşı dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: 1.Davacı-karşı davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; karşı davada davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bu yönüyle kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı-karşı davacı SGK Vekilinin İstinaf Sebepleri Davalı-karşı davacı SGK vekili istinaf dilekçesinde; Kurum denetmen raporu ile davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğini, Mahkemece soyut tanık ifadelerine dayanıldığını, yargılama sırasında bilgi ve görgülerine başvurulan bir kısım tanıkların davacı-karşı davalının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri yönünde beyanda bulunmuş olmalarına karşın bu beyanlara itibar edilmediğini, yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda gerekli ve yeterli araştırmanın yapılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacının boşandığı eşi ile fiili birlikteliğinin tespitine yönelik Kurum denetmen raporuna istinaden aylığın kesildiği, Mahkemece tüm araştırmanın yapıldığı, tanıkların dinlendiği, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edilemediği, boşanmadan sonra doğan çocukların ana rahmine düşmesinin boşanmadan sonra olduğunun ispat edilemediği, "tanıma" olgusunun mevcut olmadığı, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde hata bulunmadığı, öte yandan karşı davanın bir miktar para alacağına (94178.71-TL ve işleyecek faiz) ilişkin olduğu ve davanın da reddine karar verildiğine göre, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, anılan hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmak suretiyle, "Davalı-karşı davacı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü, karşı davanın reddi ile davalı Kurumun davacı ...'un emekli aylığını kesmesine ve aldığı yersiz aylıkların iadesine ilişkin işleminin iptali ile 3411255177 tahsis numarası ile almakla olduğu aylığın yeniden bağlanmasına, karşı davada davacı karşı davalı kendisini vekille temsil ettiğinden AAÜT gereğince davacı-karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 17.900 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacı Kurumdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine" karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı SGK Vekilinin Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı SGK vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamadığına dair kabulün yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2.İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'unun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. 4.Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. 5.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. 6.Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir. 7.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 nci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 3.Değerlendirme İnceleme konusu eldeki davada, her ne kadar Mahkemece yapılan yargılama ile asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Somut olay incelendiğinde, 21.02.2017 ve 04.07.2019 tarihli araştırma tutanaklarında, davacı ile boşandığı eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşadıkları ve karı koca ilişkilerinin devam ettiğine dair tespit yapıldığı, buna karşın 23.05.2017 ve 25.11.2020 tarihli araştırma tutanaklarında ise davacı ile boşandığı eşinin boşandıktan sonra karı koca ilişkilerinin devam etmediği ve ayrı yaşadıklarının belirlendiği, bu haliyle tutanaklar arasında çelişkiler bulunduğu anlaşılmakla, yapılması gereken iş; gerekirse dinlenen tanıkların yeniden beyanları alınmak suretiyle tutanaklar arasındaki çelişkiler giderilmeli, yersiz ödeme dönemi olan 18.10.2008-17.08.2016 tarihleri arasında fiilen birlikte yaşama olgusunun tespiti açısından, anılan dönemdeki muhtar ve azaların beyanları alınmalı (özellikle 2014 öncesi) ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. VI. KARAR Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın Farklı Bozma Gerekçesine karşı sonuç itibariyle oybirliğiyle, 26.12.2023 gününde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın eşinden 08.05.2008 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2016 yılında yapılan denetim sonrası eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008-2016 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır. 2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir. 3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. 4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırmasına yönelik bozulması görüşüne katılınmamıştır.