11. Hukuk Dairesi 2016/10414 E. , 2018/2841 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kilis 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/06/2016 tarih ve 2016/42-2016/484 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2016/10414 E. , 2018/2841 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kilis 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/06/2016 tarih ve 2016/42-2016/484 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin 2008 tarihinde davalı bankadan kullandığı krediler nedeniyle komisyon, masraf, dosya ücreti adı altında haksız olarak tahsil edilen ücretlerin iadesi gerektiğini ileri sürerek kesinti tutarlarının dava tarihinden itibaren işlecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, davasını ıslah ederek talebini 2.898,24 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili; ticari kredi kapsamında müvekkili bankanın ücret masraf ve komisyon tahsil etme hakkı olduğunu, bunun sözleşmeye ve mevzuata aykırı olmadığını savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 818 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde kullanılan krediler nedeniyle ücret istenebileceği sabit ise de hangi işlemler nedeniyle hangi oranlarda ücret tahsil edilebileceğinin tespiti bakımından taraflar arasındaki sözleşme bunlara ilişkin evraklar, diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları ve masraf kalemlerinin bankaca verilen bir hizmet karşılığı olup olmadığının dikkate alınacağı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin %50'sinin davacıya iadesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.898,24 TL'nin dava tarihinden (12/01/2016) itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, taraflar arasında imzalanan 10/02/2008 ve 27/11/2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından değişik adlar altında kesilen masraf, komisyon ve ücretlerin tahsili istemine ilişkindir. Anılan kredi sözleşmelerinin 6098 sayılı TBK'nin yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce akdedildiği, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nin ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, dava konusu kredi sözleşmelerinin tüm sayfaları ve buna ilişkin tüm evraklar temin edilip, sözleşmede masraf/komisyon/kesinti tahsil edileceğine dair bir hüküm bulunup bulunmadığı varsa ne oranda uygulanacağının sözleşmede belirlenip belirlenmediği üzerinde durularak, eğer sözleşmede bu konuda bir oran belirtilmemiş ise emsal banka uygulamaları araştırılarak, masraf kalemlerinin bankaca verilen bir hizmetin karşılığı olup olmadığı, davacıdan tahsil edilen masraf/komisyon/kesinti miktarının kalem kalem ne kadar olduğu, diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınıp, ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz incelemeye dayalı ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.