Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/5994 E. , 2025/1087 K. "İçtihat Metni" 6 T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/5994 Karar No : 2025/1087 DAVACI : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... Bakanlığı/... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU: 25.07.2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendin
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/5994 E. , 2025/1087 K. "İçtihat Metni" 6 T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/5994 Karar No : 2025/1087 DAVACI : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... Bakanlığı/... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU: 25.07.2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla parkın ihtiyacı için gerekli olan asgari ölçülerdeki trafo" ibaresinin; 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendinin; 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendinin; 13. maddesi ile değiştirilen 66. maddesinin 10. fıkrasının; 14. maddesi ile değiştirilen Ek-10'na ilişkin olarak ise, Ek-10 Form-19 yapı ruhsatı formunun "yapı sahibinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, yapı denetçilerinin, yapı denetim kuruluşu yetkililerinin ve proje müelliflerinin ıslak imzalarının" bulunmamasına ilişkin eksik düzenlemenin ve Ek-10 Form-19 Yapı Ruhsatı Formu Föy2/a ve "ruhsat formlarının inşaata başlama tarihi de işlenerek onaylı örneklerinin bir ay içinde ilgili meslek odasına gönderilmesi" düzenlemesinin bulunmamasına ilişkin eksik düzenlemenin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Park alanlarında yapılmasına izin verilen trafoların Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde teknik alt yapı alanları içerisinde yer aldığı ve ayrı bir lejant gösterimine sahip olduğu, büyük alan kullanımı gerektiren trafo kullanımlarının nazım ve uygulama imar planı ölçeğinde, küçük alan kullanımı gerektiren trafo kullanımlarının ise uygulama imar planında mekansal kullanımının gösterilmesinin mevzuat gereği zorunlu olduğu, park alanlarında yapılmasına izin verilen söz konusu tesis ve yan kullanımların, sosyal alt yapı alanı ile öncelikle bütünleşebilecek nitelikte olması, plan kararı ile belirlenen sosyal alt yapı alanının kendisinden beklenen temel kullanımının akamete uğratmaması gerektiği; otopark alanının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde teknik alt yapı alanları içerisinde sayılan ayrı bir kullanım olduğu, park kullanımından ayrı bir lejant gösterimine sahip olduğu, herhangi bir ayrıma yer verilmeyerek hem park hem otopark kullanımına aynı alanda yer verilmesinin karmaşaya sebebiyet vereceği, Otopark Yönetmeliğinin eki tabloda park alanları için otopark ihtiyacı öngörülmediği, yerleşim alanlarının arasında yürüme mesafesinde sınırlı yeşil alan kullanımı olan parkların otopark ihtiyacı olmasının eşyanın tabiatına aykırı olduğu, davalı idarece parklar için zorunlu olmayan otopark ihtiyacını "benzer kulllanımlar dikkate alınarak" diyerek zorunlu hale getirmeye çalıştığı, bu şekilde yargı kararını aşmak hedeflendiği, bu düzenleme ile park alanlarının altında kapalı otoparkların yol açacığı yukarıda açıkladığımız sakıncaların giderilmeyeceği, dava konusu düzenlemenin yargı kararına ve hukuka aykırı bir düzenleme olduğu, düzenleme ile telif haklarının devrine ilişkin sözleşme zorunluluğu getirilmesinin sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğu, sözleşme hukukunun konusu olan bir düzenlemenin İmar Yönetmeliği ile düzenlenmesinin Anayasanın 124. maddesine aykırı olduğu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 48, 49, 50, 51, 52 ve 60. maddelerinde telif haklarına ilişkin sözleşme ve tasarrufların hukuki durumu, geçerliliği, şekli, vazgeçme şartlarının detaylı bir şekilde düzenlendiği, İmar Yönetmeliği'nde telif haklarının düzenlendiği özel Yasaya aykırı bir kural getirildiği, Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-10 Yapı Ruhsatı Formunda yargı kararlarına uygun olarak yapılan tek değişikliğin Föy 2/a Yapı Ruhsatı Formu Eki: Açıklama kısmında yer alan "Mimari proje müellifleri diğer görevliler ile birlikte bu formun usulüne uygun doldurulmasından sorumludur" cümlesinin metinden çıkarılması olduğu, bunun dışında önceki düzenlemelerle tamamen aynı olan ve yargı kararlarına aykırılığı yargı kararları ile tespit edilen düzenlemelerin dava konusu değişiklik ile yeniden yürürlüğe konulmasının hukuka, yasalara ve Anayasa'ya aykırı olduğu, dava konusu ruhsat formunda ruhsatların meslek odalarına gönderilmesi ile ilgili açıklamaya yer verilmeyerek gerek Danıştay Altıncı Dairesi'nin ve gerekse Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararlarına aykırı bir düzenleme yapıldığı ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Trafoların oluşturduğu değişken manyetik alanların etkisinin uzaklık arttıkça büyük ölçüde düştüğü dikkate alındığında dava konusu Yönetmelik maddesi ile "oyun alanlarına en az 10 metre mesafede ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak şartı" getirilerek ilgili mevzuatı kapsamında alınması zorunlu tedbirlere ek olarak insan ve çevre sağlığı açısından koruyucu yeni tedbirler öngörüldüğü, bünyesinde yaşamsal tehlike barındıran kullanımlar olduğu kabul edilerek belirli büyüklükteki parklarda ve belirli ölçülerde ve belirli mesafelerde ve yalnızca parkın ihtiyacı için asgari ölçülerde trafo yapılması öngörülerek trafoların yapımının belli bir disipline bağlandığı, tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik ilgili mevzuatına ek olarak gerekli tedbirler alındığı, trafo gibi teknik altyapı alanlarının Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği uyarınca planlarla çözümlenmesi gerekmekle birlikte, sonradan ihtiyaca binaen bu alanların ayrılması gerektiğinde, idarelerce yerleşik alanlarda sıkıntılar yaşanması ve bu doğrultuda hizmetin eksiksiz yerine getirilmesinin sağlanamaması nedeniyle söz konusu düzenlemenin yapıldığı, park alanlarının kentte yaşayanların yeşil bitki örtüsü ile dinlenme ihtiyaçları için ayrılan alanlar olduğu dikkate alındığında bu alanlarda vakit geçirirken gereksinim duyulacak fonksiyonların ve asgari konfor şartlarının sağlanması gerekliliğinin kaçınılmaz olduğu, madde ile öngörülen kullanımların kullanıcıların asgari ve temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik oldukları ve dolayısıyla park alanının bütünleyici parçası niteliği taşıdıklarının açık olduğu, parklarda, mekânsal planlamaya karşılık gelen kullanım aralığında maddede belirtilen asgari ve temel kullanımlara encümen kararına ve asgari yapılaşma koşullarında birtakım sınırlamalara uyulmak koşuluyla yapılmasına müsaade edildiğinden parkın ihtiyacı için yapılan asgari ölçülerdeki trafo da dahil olmak üzere madde ile getirilen düzenlemenin park alanlarının ilgili mekânsal planlama mevzuatı kapsamında taşıması gereken temel kullanımlarını ve gösterim tekniklerini ortadan kaldırması bir tarafa, parkın bütünleyici parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği, park alanlarında yapılmasına izin verilen kullanımlardan hangilerinin yapılacağına encümen kararı ile karar verilmesi öngörülerek civarın karakteri, yeşil alanın fonksiyonu ve ölçeği ile kullanıcı niteliğine göre kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak fonksiyonların yapılmasının sağlandığı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından Yönetmeliğinin 66.maddesinin 10.fıkrasının amacının uygulamada yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi olduğu, dava konusu düzenleme ile yargı kararına uygun olarak sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı durumlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağı yönündeki düzenlemenin kaldırıldığı, ilgili meslek odalarının, hakkında süreli veya süresiz kısıtlılığı bulunan veya üyeliği sona eren üyelerini derhal elektronik ortamda ve yazı ile merkez yapı denetim komisyonu ile bütün ilgili yerlere ve kuruluşlara bildireceği, ilgili idarelerin ise mimar ve mühendislerin kısıtlılık durumunu yapı denetim sisteminden kontrol ederek işlem yapmaları gerektiğinin hali hazırda düzenlenmiş olduğu, dolayısıyla konu ile ilgili kontrol mekanizmasının oluşturulduğu ve meslek mensubunun beyanı yanı sıra ilgili meslek odalarından gelen güncel bilgiler doğrultusunda idarelerin işlem yapması kuralı getirildiği, ilgili meslek odalarınca meslek mensubunun oda üyesi olup olmadığı ile kısıtlılık durumlarının gecikmeye mahal verilmeksizin Bakanlığa bildirilmesi gerektiği, yapı ruhsatı formunda ruhsatın düzenlenme aşamasında imzaları alınmamakla birlikte yapı sorumlularından, imar mevzuatı kapsamında belirlenen sorumluluklar ve ilgililer arasında yapılan ruhsat eki sözleşmeler açısından taahhüt niteliği taşıyan taahhütnameler alınmaksızın ilgili idarece ruhsat düzenlenemeyeceği, dolayısıyla gerek Yönetmelikte gerekse Yönetmelik eki yapı ruhsat formunda ruhsat alınmadan önce yapı sorumlularının haberdar edilmesine yönelik düzenlemelerin mevcut olduğu, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü üzere ruhsat formundaki imzaların çıkarılmasının yapı sürecinin denetimini zayıflatacağı, ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapan sorumluların tespitini zorlaştıracağı, sahteciliğin önünün açılacağı, kamu güvenliği ve esenliğini tehlikeye sokacağı ve kamu yararı ile bağdaşmadığı şeklindeki iddiaların dayanaksız olduğu, yapının inşası sürecinde fenni mesuller, İmar Kanunu ve ilgili tüm mevzuat hükümlerini eksiksiz uygulamakla ve fenni mesuliyeti üstlenilen yapının ruhsata ve eki projelere, standart ve şartnamelere uygun olarak denetlemekle yükümlü olmakla beraber idarenin ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine İmar Kanunun 32. maddesi uyarınca gerekli iş ve işlemleri gerçekleştireceğinin de dikkate alınması gerektiği, vize kontrolü aşamasında yapı yerinde ve ilgililer birlikteyken vizelerin konusuna ve uzmanlık alanına göre ilgili fenni mesuller veya yapı denetim kuruluşunun uzmanlık alanına uygun denetçi mimar veya mühendislerin imzalarının alınacağı ve ilgili idarenin sorumluluğunda sürecin kontrol edileceği, dolayısıyla denetimsiz alandan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, 3194 sayılı İmar Kanununun 22.maddesinin 1.fıkrası gereği yapı ruhsatı başvurusunun yapı sahibi veya kanuni vekillerince dilekçe ile yapılacağı, dilekçeye ise mimari projenin de ekleneceği yönündeki açık düzenlemenin mevcudiyeti ve proje sözleşmelerinin de yapı sahipleri ile müellifler arasında akdedileceği gerçeği karşısında yapı ruhsatında imzasının kaldırılmasının yapı sahibinin hangi mimari proje ile ruhsat alındığını kontrol edememesi ve sonucunda ağır mülkiyet hakkı ihlalleri ile karşılaşılacağı iddialarının izah edilebilir olmadığı, proje ile ilgili hususların proje sözleşmesinde düzenlenmesi gerektiği, özel hukuk kuralları çerçevesinde sözleşmelerin tarafları için bağlayıcı olduğu ve ruhsat düzenlenmesinin bu sürecin bir aşaması olmadığı değerlendirilmekle birlikte Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 66.maddesinin 10.fıkrası ile müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunluluğu getirilmek suretiyle telif hakkının korunarak projelerin başka müellifler tarafından tadil edilmesinin sözleşme aşamasında engellendiği, madde ile ayrıca bazı yapılarda keyfiyet nedeniyle imza atılmaması veya yüksek ücret talep edilmesi nedeniyle yaşanılan mağduriyetlerin giderilmesinin amaçlandığı, sözleşme hakkının özünü zedelemeyen, oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesine ilişkin yasal güvencenin oluşturulduğu dikkate alındığında ruhsatta imzası bulunmayan mimarın hakkının ihlalinin söz konusu olacağı, mesleki anlamda kayıplar yaşamasına sebep olacağı ve idarenin buna resmiyet kazandıracağı şeklindeki iddianın dayanaksız olduğu, odaların denetim görevini yerine getiremediği şeklindeki ifadenin odaların varlık sebebinin üyelerine sicil durum belgesi vermeye indirgenmesi şeklinde yorumlanmasını gerektirmektedir ki bu iddianın temelde 6235 sayılı Kanuna aykırılık teşkil ettiği, meslek odası ile üyesi arasındaki ilişkinin ve yükümlülüklerin ilgili mevzuat çerçevesinde tarafları ilgilendirdiği, üye tarafından odaya karşı yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin tabi olduğu mevzuat çerçevesinde oda tarafından değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla yapı ruhsat formlarının meslek odası ile üye arasındaki ilişkiyi tamamen ortadan kaldırdığı, kişinin odaya üye olmasına, büro açmasına gerek olmaksızın yapı faaliyetinde görev alabileceği yönündeki iddiaların dayanaksız olduğu, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin muhtelif maddelerinin iptali istemiyle açılan davada, İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/489 sayılı kararıyla Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesinden sonra dava konusu 25.07.2019 tarihli, 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının ikinci cümlesinin yürürlükten kaldırıldığı, “Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur.” şeklindeki birinci cümleye ise aynen yer verildiği, bu kez davacı tarafından yargı kararıyla iptaline karar verilen maddenin bir kısmının aynen yeniden düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta olup dava konusu değişiklikle öncesinde yürütmesi durdurulan, akabinde kesinleşmiş yargı kararlarıyla iptaline karar verilen düzenlemenin bir kısmının kaldırıldığı, diğer kısmının ise aynen yeniden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Anayasanın 138. maddesi ile 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve yargı kararının gereğinin geciktirilmeksizin yerine getirilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında yargı kararının zamanında ve gereği gibi yerine getirilmemesi halinde, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmelerinin mümkün olmayacağı vurgulanmış, devletin, yargı kararlarını zamanında icra edilmesini sağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemek ve bu yolla bireylerin kamu otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla, davalı idare tarafından, yargı kararlarının gerekçesine aykırı olarak düzenlenen dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, 25.07.2019 günlü, 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla parkın ihtiyacı için gerekli olan asgari ölçülerdeki trafo" ibaresinin; 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendinin; 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendinin; 13. maddesi ile değiştirilen 66. maddesinin 10. fıkrasının; 14. maddesi ile değiştirilen Ek-10 Form-19 ile Ek-10 Form-19 Yapı Ruhsatı Formu Föy2/a ve "ruhsat formlarının inşaata başlama tarihi de işlenerek onaylı örneklerinin bir ay içinde ilgili meslek odasına gönderilmesi" düzenlemesinin bulunmamasına ilişkin eksik düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2021 tarih ve E:2019/19213, K:2021/6069 sayılı kararıyla; 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "... ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla parkın ihtiyacı için gerekli olan asgari ölçülerdeki trafo" ibaresi yönünden; 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendi yönünden; 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendi yönünden; dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE; 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin Ek-10 Form-19 ile Ek-10 Form-19 Yapı Ruhsatı Formu Föy2/a yönünden; anılan maddelerde yapı sahibinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, yapı denetçilerinin ve proje müelliflerinin ıslak imzalarına ilişkin hanelerin ve inşaata başlama tarihi de işlenerek onaylı örneklerinin bir ay içinde ilgili meslek odasına gönderileceğine ilişkin düzenlemenin bulunmamasına ilişkin eksik düzenlemelerin İPTALİNE; 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrası yönünden ise; davanın bu kısmında süre aşımı bulunduğundan bahisle , davanın SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, karar verilmiş; anılan kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 21/11//2022 günlü ,E:2021/2369, K:2022/3313 sayılı kararıyla; Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 26/04/2021 tarih ve E:2019/19213, K:2021/6069 sayılı kararının iptale ve davanın reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA karar verilmiş ve anılan kısımlar yönünden karar kesinleşmiş, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının ise BOZULMASINA karar verilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesince bozma kararına uyularak 02/05/2023 tarih ve E:2023/212, K:2023/4203 sayılı kararla dava konusu Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının İPTALİNE karar verilmiş; bu kez anılan kararın davalı İdarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/05/2024 günlü ,E:2023/2281, K:2024/1196 sayılı kararıyla; Danıştay Altıncı Dairesinin anılan kararının "Daire kararındaki gerekçenin, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrasının halihazırda yürürlükte bulunmayan ikinci cümlesi ile ilgili olduğu; halihazırda yürürlükte bulunan ve bakılan davaya konu edilen birinci cümlesi ile ilgili olarak hiçbir inceleme ve değerlendirme içermediği" gerekçesiyle yeniden bir karar verilmek üzere BOZULMASINA karar verildiği görülmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında belirtilen hususların Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararında yer alan düşüncede incelenerek değerlendirme yapıldığı görüldüğünden 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrası yönünden işin esası hakkında aynı gerekçelerle aynı düşünce verilmiştir. Anayasa’nın 138. maddesinde, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği öngörülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde; "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın ve Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararı ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2816, K:2022/2140 sayılı kararının birlikte incelenmesinden; 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrasında, "Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur. Sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı takdirde, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından 05/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca feragat ettiği varsayılır." düzenlemesi yer almakta iken anılan maddenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararıyla; "Yönetmeliğin 66.maddesinin 10.fıkrasına yönelik olarak: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 18 maddesinde, mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu, 48. maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği, 52. maddesinde ise, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin gerektiği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanunun "Vazgeçme" başlıklı 60. maddesinde ise, "Eser sahibi yahut mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden vakı tasarruflarını ihlal etmemek şartiyle, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı suretiyle vazgeçebilirler. Vazgeçme, ilan tarihinden başlıyarak koruma süresinin bitmesi halindeki hukuki neticeleri doğurur." hükmü yer almıştır. Yukarıda yer verilen Yasa hükümleri uyarınca, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine Yasa'yla tanınan mali bir hakkı belli bir amaçla ya da sınırlı veya sınırsız bir süre, içerik ve yerle bağlı bir sözleşme ile devredebileceği açık olup, söz konusu mali haklardan vazgeçmeleri önceki tasarruflarını ihlal etmemek şartıyla, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı şartlarına bağlanmıştır. Uyuşmazlık konusu Yönetmelik maddesi incelendiğinde, sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı durumlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağı öngörülmüştür. Davalı idarece söz konusu düzenlemenin amacının uygulamada yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi olduğu belirtilmekte ise de, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunan mali bir hakkın kullanımının, Yönetmelik ile engellenmesi ya da sınırlanmasının hukuken mümkün olmadığı açık olup, belli şartlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağına ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenle, Yönetmeliğin 66.maddesinin 10.fıkrasının iptaline karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle anılan maddenin iptaline karar verilmiş; kararın bu kısmı İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2816, K:2022/2140 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Uyuşmazlıkta; 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin muhtelif maddelerinin iptali istemiyle açılan ve yukarıda söz edilen davada; İDDK'nun 16/05/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/489 sayılı kararıyla Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesinden sonra dava konusu 25.07.2019 günlü, 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının ikinci cümlesinin yürürlükten kaldırıldığı, “Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur.” şeklindeki birinci cümleye ise aynen yer verildiği, bu kez davacı tarafından yargı kararıyla iptaline karar verilen maddenin bir kısmının aynen yeniden düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta olup dava konusu değişiklikle öncesinde yürütmesi durdurulan, akabinde kesinleşmiş yargı kararlarıyla iptaline karar verilen düzenlemenin bir kısmının kaldırıldığı, diğer kısmının ise aynen yeniden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Anayasanın 138. maddesi ile 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve yargı kararının gereğinin geciktirilmeksizin yerine getirilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında yargı kararının zamanında ve gereği gibi yerine getirilmemesi halinde, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmelerinin mümkün olmayacağı vurgulanmış, devletin, yargı kararlarını zamanında icra edilmesini sağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemek ve bu yolla bireylerin kamu otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla, davalı idare tarafından, yargı kararlarının gerekçesine aykırı olarak düzenlenen dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrasının İPTALİNE karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/05/2024 tarihli, E:2023/2281, K:2024/1196 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı TMMOB Mimarlar Odası Başkanlığı tarafından, 25.07.2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla parkın ihtiyacı için gerekli olan asgari ölçülerdeki trafo" ibaresinin; 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendinin; 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendinin; 13. maddesi ile değiştirilen 66. maddesinin 10. fıkrasının; 14. maddesi ile değiştirilen Ek-10'na ilişkin olarak ise, Ek-10 Form-19 yapı ruhsatı formunun "yapı sahibinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, yapı denetçilerinin, yapı denetim kuruluşu yetkililerinin ve proje müelliflerinin ıslak imzalarının" bulunmamasına ilişkin eksik düzenlemenin ve Ek-10 Form-19 Yapı Ruhsatı Formu Föy2/a ve "ruhsat formlarının inşaata başlama tarihi de işlenerek onaylı örneklerinin bir ay içinde ilgili meslek odasına gönderilmesi" düzenlemesinin bulunmamasına ilişkin eksik düzenlemenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2021 tarih ve E:2019/19213, K:2021/6069 sayılı kararıyla, 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "... ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla parkın ihtiyacı için gerekli olan asgari ölçülerdeki trafo" ibaresi yönünden; 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendi yönünden; 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendi yönünden; dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine; Ek-10 Form-19 ile Ek-10 Form-19 Yapı Ruhsatı Formu Föy2/a yönünden; anılan maddelerde yapı sahibinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, yapı denetçilerinin ve proje müelliflerinin ıslak imzalarına ilişkin hanelerin ve inşaata başlama tarihi de işlenerek onaylı örneklerinin bir ay içinde ilgili meslek odasına gönderileceğine ilişkin düzenlemenin bulunmamasına ilişkin eksik düzenlemelerin iptaline; 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrası yönünden ise, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 21/11//2022 tarihli, E:2021/2369, K:2022/3313 sayılı kararıyla, Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 26/04/2021 tarih ve E:2019/19213, K:2021/6069 sayılı kararının iptale ve davanın reddine ilişkin kısımlarının onanmasına karar verilmiş, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmesi üzerine kararın iptale ve davanın reddine ilişkin kısmı yönünden karar kesinleşmiş, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesince bozma kararına uyularak 02/05/2023 tarih ve E:2023/212, K:2023/4203 sayılı kararla dava konusu Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının iptaline karar verilmiştir. Anılan kararın davalı İdarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/05/2024 tarihli, E:2023/2281, K:2024/1196 sayılı kararıyla; Danıştay Altıncı Dairesinin anılan kararının "Daire kararındaki gerekçenin, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrasının halihazırda yürürlükte bulunmayan ikinci cümlesi ile ilgili olduğu; halihazırda yürürlükte bulunan ve bakılan davaya konu edilen birinci cümlesi ile ilgili olarak hiçbir inceleme ve değerlendirme içermediği" gerekçesiyle yeniden bir karar verilmek üzere bozulmasına karar verilmiştir. 25.07.2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile değiştirilen 66. maddesinin 10. fıkrası Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda anılan bozma kararı uyarınca yeniden incelendi. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasının 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne, 2577 sayılı Yasanın 28. maddesininde 1. fıkrasında da, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmüne yer verilmiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 66. maddesinin 10. fıkrasında, "Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir. 5246 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 18 maddesinde, mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu, 48. maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği, 52. maddesinde ise, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin gerektiği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanunun "Vazgeçme" başlıklı 60. maddesinde ise, "Eser sahibi yahut mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden vakı tasarruflarını ihlal etmemek şartiyle, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı suretiyle vazgeçebilirler. Vazgeçme, ilan tarihinden başlıyarak koruma süresinin bitmesi halindeki hukuki neticeleri doğurur." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın ve Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararı ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2816, K:2022/2140 sayılı kararının birlikte incelenmesinden; 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrasında, "Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur. Sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı takdirde, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından 05/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca feragat ettiği varsayılır." düzenlemesi yer almakta iken anılan maddenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararıyla, "Yönetmeliğin 66.maddesinin 10.fıkrasına yönelik olarak: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 18 maddesinde, mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu, 48. maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği, 52. maddesinde ise, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin gerektiği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanunun "Vazgeçme" başlıklı 60. maddesinde ise, "Eser sahibi yahut mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden vakı tasarruflarını ihlal etmemek şartiyle, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı suretiyle vazgeçebilirler. Vazgeçme, ilan tarihinden başlıyarak koruma süresinin bitmesi halindeki hukuki neticeleri doğurur." hükmü yer almıştır. Yukarıda yer verilen Yasa hükümleri uyarınca, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine Yasa'yla tanınan mali bir hakkı belli bir amaçla ya da sınırlı veya sınırsız bir süre, içerik ve yerle bağlı bir sözleşme ile devredebileceği açık olup, söz konusu mali haklardan vazgeçmeleri önceki tasarruflarını ihlal etmemek şartıyla, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı şartlarına bağlanmıştır.Uyuşmazlık konusu Yönetmelik maddesi incelendiğinde, sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı durumlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağı öngörülmüştür. Davalı idarece söz konusu düzenlemenin amacının uygulamada yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi olduğu belirtilmekte ise de, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunan mali bir hakkın kullanımının, Yönetmelik ile engellenmesi ya da sınırlanmasının hukuken mümkün olmadığı açık olup, belli şartlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağına ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenle, Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının iptaline karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle anılan maddenin iptaline karar verilmiş; kararın bu kısmı İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2816, K:2022/2140 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Dosya içeriğinden, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin muhtelif maddelerinin iptali istemiyle açılan ve yukarıda söz edilen davada, İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/489 sayılı kararıyla Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesinden sonra dava konusu 25.07.2019 tarihli, 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasının ikinci cümlesinin yürürlükten kaldırıldığı, ancak “Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur.” şeklindeki birinci cümleye ise aynen yer verildiği, bu defa davacının yargı kararıyla iptaline karar verilen maddenin bir kısmının aynen yeniden düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta olup dava konusu değişiklikle öncesinde yürütmesi durdurulan, akabinde kesinleşen yargı kararlarıyla iptaline karar verilen düzenlemenin ikinci cümlesinin kaldırıldığı, birinci cümlesinin ise aynen yeniden düzenlendiği görülmektedir. Anayasanın 138. maddesi ile 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve yargı kararının gereğinin geciktirilmeksizin yerine getirilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında yargı kararının zamanında ve gereği gibi yerine getirilmemesi halinde, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmelerinin mümkün olmayacağı vurgulanmış, devletin, yargı kararlarını zamanında icra edilmesini sağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemek ve bu yolla bireylerin kamu otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla, davalı idare tarafından, yargı kararının gerekçesine aykırı olarak düzenlenen dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile değiştirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrasının İPTALİNE, 2. Sonuç olarak uyuşmazlığın dava konusu işlemlerin kısmen iptali, kısmen davanın reddi ile sonuçlanması, İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla bozulan Dairemizin 02/05/2023 tarih ve E:2023/212, K:2023/4203 sayılı dava konusu işlemlerin kısmen iptali kısmen de davanın reddi yolunda verilen kararında yargılama giderleri hakkında hüküm kurulması ve yeni verilen kararın sonucu değiştirmemesi nedeniyle bu konuda (taraflar lehine hükmedilen vekalet ücreti de dahil olmak üzere) yeniden hüküm kurulmamasına, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ....-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.