Başvuru, disiplin işlemine karşı açılan davada verilen kararın bağlantılı ceza yargılamasına konu suçun işlendiği yönünde ifadeler içermesi nedeniyle masumiyet karinesinin; davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi ve kanun yolu aşamasında gerekçesiz karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, disiplin işlemine karşı açılan davada verilen kararın bağlantılı ceza yargılamasına konu suçun işlendiği yönünde ifadeler içermesi nedeniyle masumiyet karinesinin; davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi ve kanun yolu aşamasında gerekçesiz karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) emrinde astsubay olarak görev yapmakta iken başvurucu hakkında bağlı olduğu sicil amirlerince Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) kalmasının uygun olmadığı yönünde ortak kanaat bildirilmesi üzerine ilgili mevzuat hükümleri gereğince ayırma süreci başlatılmıştır. KKK karargâhında oluşturulan komisyon tarafından, sicil belgeleri ve durumu incelenen başvurucunun TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle sicil yolu ile ilişiğinin kesilmesinin uygun olacağı yönünde getirilen teklifin yetkili askerî makamlar tarafından onaylanmasıyla birlikte hakkındaki ayırma işlemi tekemmül etmiş ve 22/7/2013 tarihinde TSK'dan ilişiği kesilmiştir.A. Olaya İlişkin Ceza Yargılamaları Süreci Adana Askerî Savcılığı Soruşturma Dosyasıa. Takipsizlik Kararına Konu Kısım Evli olduğu hâlde internet sitesinde tanıştığı G.G.K.ya kendisini bekâr olarak tanıttığı, bu kişi ile imam nikâhı kıydırarak altı ay süreyle karı koca ilişkisi yaşadığı; kendisiyle birlikte aynı yerde görev yapan Uzman Çavuş B.A.yı kendisini rütbeli olarak tanıtarak G.G.K.yı ailesinden istemesi, er G.G. yi imam nikâhı kıyması, erler H.B. ve K.K.yı ise bu nikâha şahitlik etmeleri konusunda ikna ettiği iddialarına ilişkin olarak başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda düzenlenen dosya Adana Askerî Savcılığına (Savcılık) gönderilmiştir. Savcılık; memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma ve herhangi bir kimse ile karı koca gibi nikâhsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etme suçlarından yaptığı soruşturma sonucunda 29/11/2013 tarihinde, atılı suçlardan kovuşturmaya yer olmadığına (KYO) karar vermiştir. KYO kararının memuriyet nüfuzunun kötüye kullanılması suçuna yönelik gerekçesinde başvurucunun çalıştığı birim ve konum itibarıyla uzman çavuş olan B.A.ya emir verme yetkisi bulunmadığından bu kişi üzerinde nüfuz kullanabilecek durumda olmadığı, adı geçen personelin başvurucunun talepte bulunması üzerine herhangi bir baskı ve zorlama olmadan tamamen kendi rızasıyla bu işe dâhil olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir. Aynı kararın diğer suça ilişkin gerekçesinde ise başvurucunun nikâhsız şekilde yaşantısına devam etmemesi için daha önce yetkili makamlarca yazılı ya da sözlü olarak ikaz edildiğine dair bir bilgi ve belge mevcut olmadığından belirtilen suçun oluşması için gerekli olan ısrar unsurunun gerçekleşmediği, kaldı kibaşvurucunun G.G.K. ile devamlı surette ve karı koca gibi yaşadıklarına dair herhangi bir delil de elde edilemediği, bu itibarla söz konusu suçun da maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı ifade edilmiştir.b. İddianameye Konu Kısım Savcılık aynı soruşturma kapsamında başvurucunun astı konumunda olan G.G.ye bir kimsenin evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapması olarak tanımlanan suça vücut veren eylemi gerçekleştirmesini teklif ederek adı geçen er tarafından bu suçun işlenmesine neden olmak suretiyle astına suç işlemek için emir verme suçunu işlediği gerekçesiyle eylemine uyan ilgili ceza kanunu hükümleri gereğince cezalandırılması talebiyle iddianame düzenlemiştir. 29/11/2013 tarihli söz konusu iddianameye istinaden başvurucu hakkında astına suç yapmak için emir verme suçundan Adana Askerî Mahkemesinde dava açılmıştır. Bireysel başvuruya konu kararın verildiği tarih itibarıyla söz konusu dava derdesttir. Gaziantep Askerî Mahkemesi Dava Dosyası Başvurucu hakkında 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun maddesi uyarınca amire (üste) fiilen taarruz suçundan Gaziantep Askerî Mahkemesinde (Askerî Mahkeme) dava açılmıştır. Askerî Mahkeme yaptığı yargılama sonucunda 21/11/2013 tarihli kararıyla başvurucunun üste fiilen taarruz suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir.B. Olaya İlişkin İdari Yargı Süreci Başvurucu, hakkında tesis edilen ayırma işleminin iptali istemiyle 2/8/2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM Birinci Dairesi (Mahkeme) 27/5/2014 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde öncelikle dava konusu işleme dayanak alınan yasa hükmüne karşı başka bir dava dosyasında Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusu yapıldığı hatırlatılarak Anayasa Mahkemesi kararının bekletici mesele yapılıp yapılamayacağı tartışılmış ve neticede itiraz başvurusunun sonucunun bekletici mesele yapılamayacağı sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir. Dava konusu işlemin hukuka uygunluk denetimi yönünden ise kararda; ifa edilen görevin niteliği ve mesleğin özelliği gereği her askerin yaşayışının kusursuz ve lekesiz olması gerektiği, bu vasıflara sahip olunmadığı takdirde TSK'nın itibarının zedeleneceğinin açık olduğu belirtilmiş, ayırma işleminin de bu amaçla askerî idareye mevzuatla tanınmış bir yetki olduğu ancak bu yola başvurulurken çok dikkatli olunması ve kriterlerin titizlikle tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda daha hafif tedbirlerle personeli çalışmaya yöneltebilecekken statü dışına çıkarılma gibi sonuçları çok ağır bir yola başvurulmaması gerektiği ifade edilen kararın belirtilen ilkeler çerçevesinde somut olayın değerlendirildiği diğer ilgili kısmı ise şöyledir:"… somut olay incelendiğinde; davacının geçmiş dönemdeki sicil taltif ve disiplin kayıtları itibariyle ayırma işlemini gerektiren bir durumu bulunmamasına karşın, son dönemde hakkında yapılan BİMER şikâyeti ve yürütülen soruşturma/kovuşturmalara konu fiilleri itibariyle TSK İç Hizmet Yönetmeliği'nin maddesinin aradığı anlamda "iyi ahlak sahibi olmak" vasfını kaybettiği öyle ki; evli olmasına rağmen internet üzerinden tanıştığı G.G.K. isimli bayana kendisini bekar olarak tanıttığı, inandırmak için G.G.K.ya daha önceki boşanma kararını gösterdiği, keza fotokopiyle çoğalttığı tapuları da göstererek mali durumuna ilişkin yanlış beyanlarda bulunduğu, aynı birlikte görevli bir uzman erbaşı ‘yarbay’ olarak tanıtmak ve sivil iki şahsı da akrabaları olarak göstermek suretiyle G.G.K.yı ailesinden istetip aralarında nişan merasimi yaptıkları, bayanın talebi üzerine emrinde görevli bir askeri G.G.K. ile aralarında dinî nikâh merasimi yapmaları için birlik dışına çıkardığı, yine emri altındaki iki askeri de bu dinî nikâh merasiminde tanık olmaları için birlikten çıkardığı, bir aracın içinde dinî nikâh kıydıkları, böylece anılan bayan ile nikâhlanıp karı-koca gibi Afyonkarahisar’da bulunan kaplıcalara gidip bir süre kaldıkları, davacının bu eylemlerinin, onun özel yaşam sınırları içinde kalmadığı, G.G.K. isimli bayanın kandırıldığı gerekçesiyle BİMER üzerinden birlik komutanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyetlerde bulunması nedeniyle hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığı, keza bu bayanla olan ilişkisini dine ve ahlaka uygun hâle getirmek için sergilediği eylemlerde de, aynı birlikte görevli erbaş ve erleri kullanmak suretiyle özel ilişkilerini özel hayatının mahremiyet sınırları dışına taşıdığı, evli olmasına rağmen kendisini bekar tanıtıp başka bir bayanla evlilik dışı ilişki yaşaması ve bu ilişki sırasında karşı tarafı kandırmaya yönelik yoğun çabalar sarf edip bu çabalarında asker kişileri de kullanması nedeniyle davacının TSK mensubu olmanın gerektirdiği ahlaki olgunluktan uzaklaştığı, TSK’nın toplum nazarındaki itibarının zedelenmesine neden olduğu, ayrıca üstü konumunda bulunan Astsb.Bçvş. G.T.ye 2012 tarihinde omuz atmak suretiyle fiilen taarruz ettiği, üstüne karşı saygısız tutum ve davranışlar sergilediği, davacının içinde bulunduğu bu durumun hoş görülemeyeceği ve askerî disiplin üzerinde yarattığı tahribatın mutlaka giderilmesinin gerektiği, bu hâliyle artık "astsubay statüsünde" kamu görevlisi olma nitelik ve yeterliliğini kaybettiği, daha fazla statüde tutulmasının yürütülen özellikli kamu hizmetine zarar vereceği, aynı değerlendirmelerle davacıyı statü dışına çıkaran davalı idarenin takdir yetkisini objektif ve kamu yararı-birey yararı dengesini gözeterek kullandığı, işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır…" Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Mahkemenin 17/2/2015 tarihli kararıyla düzeltilmesi istenen kararın usul ve kanuna uygun bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Nihai karar 9/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.