Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle; Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, Bir ortağın, uğradığı sürek
davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi,TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketlerde 1.666.700 şar TL sermaye ile ortak olduğunu, davalıların unlu mamul üretim ve pazarlamasıyla iştigal ettiklerini ve İstanbul'un birçok ilçesinde kurulu 105 adet şube ve satış noktasında satış yaptıklarını, davalılar adına kayıtlı birçok gayrimenkul ve araç bulunduğunu, davalıların 2019 yılı cirosunun yaklaşık 627.597.000,00 TL olduğunu, şirketlerin hakim pay sahibi ve müdürünün dava dışı ..., diğer azınlık pay sahiplerinin ise, ...'un kardeşleri ve yakın akrabaları olduklarını, müvekkili ile ... arasında, 17-25 Aralık süreci sonrasında başlayan fikir ayrılıklarının 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında derinleşerek husumet oluştuğunu, müvekkilinin darbe girişimi sonrasında FETÖ yapılanması ile irtibatlı kişilerin araştırılarak şirketle ilişiklerinin kesilmesine ilişkin taleplerinin olumlu karşılanmadığını ve şirketten dışlandığını, yapılan müzakereler sürecinde müvekkilinin darp edildiğini, müvekkilinin şirket kayıtlarını incelenmesinin engellendiğini ve şirketin işleyişi ile ilgili yıllardır bilgi alamadığını, müvekkilinin taleplerine karşı hakim ortak tarafından olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak şirketteki müdürlük görevlerinden azledileceğini, davalı şirketlerin 03.01.2020 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında, herhangi bir gerekçe olmaksızın, haksız olarak müvekkilinin müdürlük görevinin sona erdirilerek şirketleri temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak, müvekkilinin şirketlerle irtibatının kesilmesi için somut adımlar atıldığını, anılan toplantıda fikir ayrılıkları nedeniyle müvekkilinin yönetim hakkının alındığının hakim ortakça ifade edildiğini, müvekkilince ...'a yönelik keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 01.11.2019 tarihli ihtarıyla azlin haksız olduğu ve müvekkilinin şirketten ayrılmasına yönelik yapılan eylemler nedeniyle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiğinin, ancak ayrılma akçesine yönelik mutabakat sağlanamadığı ve mali kayıtların şeffaf olmaması nedeniyle müvekkilinin şirketin mali kayıtlarıyla irtibatının kesilmeye çalışıldığının bildirildiğini, şirket ve ortaklarını yapılan işlemlerden haberdar etmek üzere Beyoğlu ... Noterliğinin 14.01.2020 tarihli ihtarının keşide edildiğini, müvekkilinin müdürlükten azli ve yaşanan olaylar nedeniyle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiğini, ayrılma akçesinin belirlenmesi için yapılan görüşmelerde müvekkilinin hakim ortak tarafından darp edildiğini, müvekkilinin ortaklıktan ayrılması konusunda tarafların mutabakata varmasına rağmen ayrılma akçesi konusunda anlaşamadıklarını, çıkma payının gerçek değerinin hesabı için şirketlerin resmi ve gayri resmi kasa hareketleri, mali bilançoları, stok bilgileri, gerçekleşen satışları ve ileriye dönük hedefleri dahil olmak üzere finansal kayıtları ile tüm mali işlemleri üzerinde bağımsız denetçi vasıtasıyla tespit yaptırılması talebinin kabul edilmediğini, sadece hakim ortağın izin verdiği bir kısım kayıtların müvekkiline gönderildiğini, müdürlük görevinin sona ermesi nedeniyle şirketin önceki yıllara ilişkin kayıtlarına da ulaşılamadığını, yaşanan olaylar nedeniyle müvekkilinin şirket ortaklığını sürdürmesinin mümkün olmadığını, şirketlerin hesaplarında yapılan usulsüzlüklerle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiğini ,şirketin müdürü ...’un müdürlük görevini kötüye kullanarak adına bedelsiz hisse devri gerçekleştirdiğinden anılan kişi ve şirketin diğer müdürü hakkında dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, şirketlerin ortağı olduğu dava dışı ... Anonim Şirketinin Pendik İlçesinde yapacağı konut projesinde ortaklık nedeniyle müvekkilinin de yüksek miktarlarda gelir edebileceğini, ancak ...’un müdürlük görevini kötüye kullanarak ...da bulunan ... hisselerini karşılıksız olarak şirkette çalışan ...'e bedelsiz devir ederek, iki ay sonra payları bedelsiz olarak kendi adına devir ettiğini, şirket paylarının usulsüz devri nedeniyle anılan kişinin 125.000.000,00 TL usulsüz menfaat elde ettiğini, hakim pay sahibi ...’un şirketlerden finansman sağlayarak kendi adına, şirket müdür ve çalışanları ile kardeşleri adına şirketler kurarak rekabet yasağına aykırı davrandığını, şirketlere ait işlerin kurulan şirketler aracılığıyla yapılarak karın kurulan şirketlere bırakıldığını, bu kapsamda şirket çalışanları ve yakınlarına kurdurulan bir çok şirketle davalı şirketler aleyhine ticari faaliyetlerde bulunduğunu, müvekkilinin yapılan usulsüzlükleri öğrenmesi üzerine düzenlenen 26.12.2016 tarihli protokolle bir kısım hisselerin davalı ... şirketine devir edeceğini kabul ettiğini, ...’un işbu protokol ile kağıt üzerinde hissedar dahi gözükmediği şirketlerin hissesini de devir edeceğini taahhüt ederek şirketleri muvazaalı olarak kurduğunu ikrar ettiğini, muvazaalı kurulan şirketlerle yapılan ticari ilişkilerde fatura alınmadığını, fiktif ve usulsüz işlemlerle hesapların kapatıldığını, şirketlerin bilançolarının hileli bilanço oyunları ile makyajlanarak gerçek hesap hareketlerinin gizlendiğini, şirketler üzerinden yüklü miktarlarda kurum ve kuruluşlara yardımlar yapıldığı tespit edildiğini, ancak hangi kurum ve kuruluşlara yardımların aktarıldığının belirsiz olduğunu, şirket ortakları arasında yaşanan olaylar ve şirketlerin mali kayıtları üzerinde yapılan usulsüzlükler nedeniyle müvekkilinin ortaklıktan ayrılması konusunda tarafların mutabakata vardıklarını, ancak ayrılma akçesi konusunda anlaşma sağlanamadığını, yönetim ve faaliyetleri hakkında bilgi vermemenin süreklilik kazanması, ortakların şirketten dışlanması, şirket yöneticilerinin kişisel menfaatleri yönünde hareket etmesi gibi nedenlerin ortaklıktan ayrılma için haklı neden oluşturduğunu, protokol gereği şirketlere devir edilecek hisselerin verilmediğini, hakim ortağın yetkisini kullanarak haksız menfaat temin ettiğini, kurulan bir çok şirketle, davalı şirketlerle haksız rekabet yaratılarak ortaklık paylarına zarar verildiğini ve bu nedenlerle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin bozulduğunu, bu nedenle müvekkilinin şirket ortaklığındaki ayrılma akçesinin şirketlerin objektif piyasa değeri ve tüm mali kayıtları incelenerek belirlenmesi gerektiğini, şirketlerin bir kısım işlemlerinin kayıt dışı ve fiktif olarak yapıldığının ayrılma akçesinde dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, müvekkilin ortağı olduğu davalı şirketlerden haklı neden ile çıkmasına karar verilmesine, davacıya, ayrılma akçesi ve kâr payı bedelleri olarak şimdilik 7.000.000.00 TL'nin ... Ltd.Şti'nden, 3.000.000.00 TL'nin ise ... Limited Şirketinden tahsiline, şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının farklı tüzel kişiliklere karşı talebini aynı dava içinde ileri sürmesi nedeniyle davaların ayrılması gerektiğini, aynı dava içinde ayrılma akçesi ile kâr payı bedellerinin ödenmesine karar verilmesinin istenildiğini, farklı talepler yönünden davaların ayrılması gerektiğini, ...nın 2005 yılında ..., ..., ..., ... ve ... tarafından kurulduğunu, son hali ile şirketin %79,3 payının ...’a, %4 payının ...'a %16,6 payının ise davacıya ait olduğunu, gelişen süreçte şirketin üretim ve pazarlama faaliyetlerini birlikte yürütmesinin şirkete zarar vermesi, rekabet gücünün arttırılmasına engel olması, maliyet hesapları, üretim kapasitesinin büyütülmesi ihtiyacı ve benzeri gerekçelerle aynı ortaklık yapısı ve sermaye miktarı korunarak ... şirketinin kurulduğunu, ...’ ın kurulması ile üretim ve pazarlama faaliyetinin birbirinden ayrıldığını, halihazırda ...'nın üretim, ... Mağazacılığın ise 83 şubesinde üretilen ürünlerin satışıyla iştigal ettiğini, her iki şirketin çalışan ve ciro bakamından TTK'nın 635.maddesi yollamasıyla 397.maddesi uyarınca bağımsız denetime tabi olduğunu, davacının yeterli sermaye payı bulunmamasına rağmen diğer ortakların oyu ile uzun yıllar müdür olarak görev yaptığını, ancak şirketin yatırımları, ticari ilişkileri ve yeni şube açılması gibi hususlarda ticari tecrübesi itibariyle müdürlerden ...'un belirleyici olduğunu, davacının kısa süre öncesine kadar her iki şirkette de müdür olarak görev yaptığını, bu süre içinde ortaklar arasında hiçbir ihtilafın bulunmadığını, davacının bu süre içinde diğer ortaklara veya müdürlere karşı herhangi bir hukuka aykırılık iddiası gündeme getirmediğini, 18.09.2019 tarihinde her iki şirket bakımından yapılan 2018 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısında ve ondan önceki tüm olağan genel kurul toplantılarında şirketin bilançoları, kar- zarar hesapları, müdürlerin ibrası gibi tüm konulardaki kararların davacının da olumlu oyu ile karara bağlandığını, şirket müdürlerinin kar payı dışında ücret almadıklarını, davacının 2019 yılı Ekim ayında aniden diğer şirketlerden ayrılma isteğini yönelttiğini, her ortağın şirket ortaklığından ayrılma hakkı bulunması nedeniyle diğer ortakların bu isteğe olumsuz yaklaşmadıklarını, ancak davacının makul olmayan talepleri nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını, bu aşamadan sonra müdür olan davacının şirket işleyişini bozacak uyumsuzluklar sergilemeye başladığını, açılacak çıkma davasına delil oluşturmak için delil oluşturma çabasına girdiğini, davacının şirketlerin yönetiminde ortaya çıkardığı huzursuzluklar nedeniyle 03.01.2020 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında davacının müdürlük görevine son verildiğini, davacının bundan sonra da ortaklık sıfatından kaynaklanan tüm haklarını kullanmaya devam ettiğini, davacının kanunen tanının ötesinde bilgi imkanı sunulduğunu, davacının keşide ettiği 15.05.2020 tarihli ihtarıyla talep ettiği bilgilerin kendisine gönderildiğini, Bakırköy ... Noterliğinin 19.06.2020 tarihli ihtarıyla istenilen şirket kayıtlarının da e-mail adresine gönderildiğini ve bu hususun Beyoğlu ... Noterliğinin 29.06.2020 tarihli ihtarıyla davacıya bildirildiğini, davacının kar payına mahsuben talep ettiği ödemelerin yapıldığını, davacıya 2019 yılında 666.680,00 TL, 2020 yılında ise 137.500,00 TL kâr payı ödemesinin yapıldığı gibi 09.01.2020 tarihi itibarine de 170.500,00 TL ödeme yapıldığını, TTK'nın 638/2.maddesi gereğince her ortağın haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceğini, haklı sebebin de genel olarak sürekli bir ilişki olan ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kuralına göre ortak açısından ilişkinin devamının beklenemeyeceği nedenler olarak tanımlanabileceğini, ortağın bir şirkete katılmaktaki beklentisinin esas olarak sermayenin çalışması neticesinde şirketin kar elde etmesi ve ortak olarak bu kardan istifade edilmesi olacağını, bunun dışında esas sermaye payının değerinin tamamından bir seferde istifade edilmesinin yolunun ise esas sermaye payının üçüncü bir kişiye satılması olduğunu, haklı sebeplerin objektif nitelikte olabileceği gibi sübjektif nitelikte de olabileceğini, haklı sebebin varlığının nesnel olarak belirlenmesi gerektiğini, haklı sebeple çıkmanın istisnai ve son çare olarak görülebilecek bir yol olduğunu, Yargıtay uygulamasında da TTK'nın 638/2. maddesi kapsamında haklı sebebin varlığından söz edilebilmesi için, ortağın öncelikle diğer ortaklık haklarını kullanması suretiyle hakkını elde etmeye çalışmasının arandığını, davanın kabulü için afaki iddiaların yeterli olmayacağını, somut olaya bilimsel bilgiler ve Yargıtay uygulamasının aksine davacının tamamen keyfi şekilde ortaklıktan ayrılma arzusunu belerttiğini, hiçbir nesnel dayanağı olmayan bir takım afaki iddialara dayandığını, her iki şirketin bağımsız denetime tabi olması nedeniyle birden fazla kayıt tutulduğu gibi iddiaların afaki olduğunu, davacının haklı sebep oluşturduğu iddiasıyla dile getirdiği tek somut vakıanın, ... Gıda‘nın dava dışı ... AŞ.'deki %50 oranında ortaklık payının ...’a devredilmesi suretiyle haksız bir kazanç elde edildiği iddiası olduğunu, davacının ... ile ilgili olarak dile getirdiği tek somut vakıanın ancak anılan şirketi ilgilendireceğini, bu iddianın diğer davalı ... yönetiminde bir usulsüzlük olduğuna delil oluşturamayacağını, aleni biçimde gerçekleştirilen söz konusu hisse satış işleminin yapıldığı 12.12.2017 tarihinde davacının da ...’da müdür olduğunu ve işlemin yapılmasında şirketi temsil eden kişinin diğer müdür ... olduğunu, davacının ne işlemin yapıldığı tarihte, ne de daha sonraki bir zamanda işlemin geçersizliğine ilişkin talepte bulunmadığını, şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla işlemi yapan müdür aleyhine sorumluluk davası açılmadığını, işlemin yapıldığı yıla ilişkin olarak müdürlerin oy birliği ile ibra edildiğini, yapılan işlemin şirket çalışanlarının konut edinmesine ilişkin olduğunu ve şirketin zararına bir işlem yapılmadığını, inşaat sektöründe yaşanan durgunluk nedeniyle satılan payların geri alındığını, davacının bu konuda bilgi sahibi olmasına rağmen dava tarihine karşı bir itirazda bulunmadığını, davalı şirketlerin hakim ortağı ...’un şirketlerden finansman sağladığı, kendi adına, şirket müdür ve çalışanları ile kardeşleri adına şirketler kurarak rekabet yasağına aykırı şekilde kazanç sağladığı, böylelikle haksız menfaat temin etmek suretiyle davacının ortaklık haklarının kısıtlanmasına neden olduğu iddiasının yerinde olmadığını, bu şirketlerin davalı şirketlerden farklı alanlarda faaliyette bulunduklarını, bir çok şirkette de ...’nın ortak olduğunu ve davacının bu ortaklık nedeniyle kar payını artırdığını, dava dilekçesinde bahsedilen bir kısım şirketlerin müvekkili şirket ve ortağıyla ilgisinin bulunmadığını, bu şirketlerin hiç birinin davalı şirketlerle anı alanda faaliyette bulunmadığını, davacı ve yakınlarının kurduğu ... Ltd. Şti.'nin müvekkili şirketle aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davacının ... ile 26.12.2016 tarihinde düzenlediği protokole ilişkin usulsüzlük iddialarının yersiz olduğunu, bu protokolün şirketlere karşı açılacak çıkma davasıyla ilgisinin bulunmadığını, protokolde ...'un şirket hesaplarında usulsüzlük yaptığına ilişkin bir beyanın bulunmadığını, protokolün ortaklık yapısının değiştirilmesi niyetinden ibaret olduğunu, şirket ortaklığından çıkma koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.