7. Hukuk Dairesi 2012/3737 E. , 2012/6397 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava muhtesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesi hükm
**7. Hukuk Dairesi 2012/3737 E. , 2012/6397 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava muhtesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyetinin kural olarak arzın mukadderatına tabi olacağı, muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceği, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça da muhtesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespitinin dava edilemeyeceği, mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, böyle bir istemle dava açılması halinde "Çoğun içinde azı da vardır" kuralı gözetilerek diğer koşulların da varlığı halinde davanın kısmen kabulü ile muhtesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Yine aynı Kanunun 1006. maddesi hükmünde hangi hakların tapu kütüğüne tescil, 1009, 1010 ve 1011 maddeleri hükmünde hangi hakların şerh edilebileceği, 1012 maddesinde de taşınmazın eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılacağı, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceği açıklanmış, özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur. Benzer hükümler yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nde de mevcuttur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası hükmünde ise tapuda kayıtlı taşınmaz malın zilyet lehine tespitinde mevcut ve her türlü takyid ile sınırlı ayni hakların saklı tutulacağı, eski tapu kayıtlarındaki bu tür hak ve mükellefiyetlerin kadastro tutanağında belirtilerek yeni kütüklere aynen geçirileceği, ikinci fıkrasında da taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiştir. Bu madde gereğince taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın kadastro tutanağı ve taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilebilmesi için muhtesatın kadastro tespit gününden önce meydana getirilmiş olması gerekir. Anılan bu ayrık hüküm dışında kanunlarımızda ve Tapu Sicil Tüzüğü'nde taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların tapu kütüğüne tescil veya şerh edilebileceğine veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceğine ilişkin başkaca bir hüküm de bulunmamaktadır. Bir davada birden fazla istemde bulunulması halinde mahkemece bunların her biri yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, tümünün yerinde görülmesi halinde davanın kabulüne, bir kısmının yerinde görülmesi bir kısmının yerinde görülmemesi halinde davanın kısmen kabulüne, tümünün yerinde görülmemesi halinde ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafından meydana getirildiği kabul edilen muhdesatların hüküm yerinde nitelik, cins, yaş sayılarının infazında tereddüte yer bırakmayacak şekilde tek tek gösterilmesi gerekir. Somut olaya gelince; davacı dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 2 adet derin su kuyusu ve teçhizatı, 1 adet tarla evi ile hayvan ve araç gölgeliklerinin kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemece, talep edilen muhdesatların gerçekten muhdesat niteliğinde olup olmadığı, sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşya (teferruat) niteliğinde bulunup bulunmadığının tartışılmaması, hüküm yerinde davacı tarafından meydana getirildiği kabul edilen muhdesatların infazda teredddüte yol açmayacak şekilde nitelik, sayı, cins ve adetlerinin hüküm yerinde gösterilmemesi isabetsiz olduğu gibi, davacı tarafından meydana getirildiği kabul edilen ancak hüküm yerinde gösterilmemesiden dolayı neler olduğu anlaşılamayan muhdesatların "davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine" karar verilmesi gerekirken talep dışına çıkılarak dava konusu muhdesatların bulunduğu taşınmazın mülkiyetinin tamamen davacıya ait olduğu sonucunu doğuracak şekilde "dava konusu taşınmaz mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine" şeklinde karar verilmesi isabetsiz, davalılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 26.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.