1. Hukuk Dairesi 2012/1993 E. , 2012/4330 K. MAHKEMESİ : UZUNKÖPRÜ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakanları F.T.’in, mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak kayden maliki olduğu tarla vasıflı, 116 ada, 2 ve 9 parsel sayılı taşınmazları, tapuda satış gibi göstermek suretiyle kızı olan davalıya temlik ettiğini, gerçekte bağış yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adı…
**1. Hukuk Dairesi 2012/1993 E. , 2012/4330 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : UZUNKÖPRÜ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakanları F.T.’in, mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak kayden maliki olduğu tarla vasıflı, 116 ada, 2 ve 9 parsel sayılı taşınmazları, tapuda satış gibi göstermek suretiyle kızı olan davalıya temlik ettiğini, gerçekte bağış yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı, çekişmeli taşınmazların bakım karşılığında temlik edildiğini, bedel ödemediğini, anne ve babasına ölünceye kadar baktığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tapu kayıtlarının saklı pay oranında iptal ve tesciline karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; mirasbırakanın 23/08/2010 tarihinde öldüğü, çekişme konusu Tarla vasıflı, 116 ada, 2 ve 9 parsel sayılı taşınmazlarını, 14.05.2009 tarihli akitle kızı olan davalı M..'ye satış suretiyle temlik ettiği, dava dışı mirasçılardan N.ve N.in de aynı taşınmazlar hakkında, aynı hukuksal nedenle açtıkları Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/512 Esasına kayıtlı davanın redle sonuçlandığı ve temyiz aşamasında olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 0l-04-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, bedelin sadece para olmayıp bakımın da semen yerine geçebileceği gerek Daire, gerek Hukuk Genel Kurulu kararları ve gerekse öğretide de benimsendiği göz ardı edilmemelidir. Hal böyle olunca; davacı iddiasının yukarıdaki ilkeler uyarınca incelenmesi, dava dışı mirasçılar tarafından aynı taşınmazlar bakımından davalı aleyhine açılan Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/512 esasına kayıtlı dava dosyasıda değerlendirilerek miras bırakanın gerçek irade ve amacının açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.