11. Hukuk Dairesi 2011/13631 E. , 2012/20363 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2011 tarih ve 2009/114-2011/311 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2011/13631 E. , 2012/20363 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2011 tarih ve 2009/114-2011/311 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin dava dışı Hatta Ltd. Şti.'deki hisselerini 24.09.2007 tarihinde düzenlenmiş oldukları sözleşmelerle davalılara sattıklarını ve hisselerin devrinin gerçekleştirildiğini, 17.08.2007 tarihli hisse devir bedelinin ne şekilde ödeneceğinin belirlendiği sözleşme gereğince, gerçekte 160.000,00 TL olan devir bedelinin 60.000,00 TL’sinin nakden ödenmiş bulunduğunu, bakiye 100.000,00 TL’nın ise ''pasif ödeme'' olarak adlandırıldığını ve davalılarca ödeneceği kabul ve taahhüt edilen bu pasiflerin neden ibaret olduğunun “Manhattan Borç Dökümü” başlıklı belgede kalem kalem gösterildiğini, davalıların pasiflerle ilgili devir bedeli kapsamındaki “Denizbank Kredili Mevduat Hesabı” borcunu ödemediğini, müvekkillerinin bu borcu 13.841,16 TL olarak bankaya ödemek zorunda kaldıklarını, ödenen bu miktarın davalılardan ihtarname ile talep edilmesine karşın ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, takibe davalılarca itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile müvekkilleri lehine %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili, sözleşmede belirtilen pasif borç tutarının sözleşmede öngörülen miktarın çok üzerine çıktığını, müvekkillerinin fazla ödeme yapma durumu ile karşı karşıya kaldıklarını, bu nedenle müvekkillerinin diğer ödemeleri yapmadıklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, sözkonusu kredi borcu ödenirken, ödemenin davacılar tarafından yapıldığı kayıt altına alınmamış ise de, borcun davadışı bir şirketin bankadan kullandığı kredi ile ilgili olması, davacıların belirtilen kredi borcuna kefil olmaları ve taraflar arasındaki sözleşmede de bu kredi borcunun davalılarca ödeneceğinin kararlaştırılmış bulunması karşısında, kredi alan şirket adına bankaya ödenen ve davalılarca ödenmediği çekişmesiz olan sözkonusu kredi borcu için, davacıların davalıdan talepte bulunma hakkı doğduğu, davalı tarafça da sözkonusu ödemelerin kendilerince yapılmış olduğuna dair bir savunmanın bulunmadığı, ancak 17.8.2007 tarihli sözleşme ve eki “Manhattan Borç Dökümü” başlıklı belgede yer alan “Denizbank Kredili Mevduat Hesabı” borcundan davalıların sorumlu olacağı miktarın 10.500,00 TL olarak sınırlanmış olduğu, bu tutar ve bu tutara tekabül eden işlemiş faiz miktarı dışındaki kısımdan davalıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların icra takip dosyasına vaki itirazlarının 10.500,00 TL asıl alacak, 273,40 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 10.773,40 TL üzerinden iptaline ve % 40 icra inkar tazminatına tekabül eden 4.309,36 TL’nın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Taraflarca yapılan sözleşmede, hisse bedeli olarak kararlaştırılan 160.000,00 TL'nın, 100.00,00 TL'sı hisseleri devredilen şirketin borçlarına karşılık olmak üzere, devredenlere ödenmemiş ve bu tutar devralanlar uhdesinde tutulmuştur. Davacıların, 100.00,00 TL'lik bölüm için talepte bulunabilmesi için, ya bu 100.00,00 TL'lik borcun kendileri tarafından ödenmesi ya da şirketin borcunun 100.00,00 TL'nın altında bulunmuş olması gerekir. Bu koşullar gerçekleşmeden, şirketin borcu nedeniyle davalılar uhdesinde tutulan 100.00,00 TL'nın talep edilmesi mümkün değildir. Nitekim, mahkeme tarafından görüşüne başvurulan bilirkişi de aynı yönde mütaalada bulunmuştur. Bu durumda, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.