Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının, buna ilişkin olarak açılan tam yargı davasının uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının, buna ilişkin olarak açılan tam yargı davasının uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen belgelere göre olaylar özetle şöyledir:A. Bireysel Başvuruya Konu Olaylar Birinci başvurucu, Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 8/8/2012 tarihinde doğmuştur. İkinci başvurucu, diğer başvurucunun babasıdır. Doğum sonrası doktorlar tarafından birinci başvurucuya özefagus atrezi (yemek borusunun mide ile bağlanamaması sonucu doğuştan gelen bir bozukluk) tanısı konulmuştur. Bu nedenle birinci başvurucunun Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi gerekmiştir. Anılan hastanede 9/8/2012 tarihinde ameliyat gerçekleşmiştir. Ameliyat sonrası ağızdan beslenme yapılamaması nedeniyle birinci başvurucuya damar yoluyla beslenme sıvısı verilmiştir. Beslenme sıvısı verilirken birinci başvurucunun sağ elinde ciddi derecede şişlikler meydana gelmesi üzerine aynı hastanede bir ameliyat gerçekleştirilmiştir. Ancak birinci başvurucunun taburcu edilmesinden sonra durumun kötüleşmesi üzerine başka hastanelere müracaat edilmiştir. Doğum sonrası yürütülen tedavide tıbbi hata ve ağır kusur bulunduğundan bahisle vücut bütünlüğünün ihlali ve iş gücü kaybından doğan zararın tazmini amacıyla Sağlık Bakanlığı aleyhine 22/11/2013 tarihinde doğrudan tam yargı davası açılmıştır. Ankara İdare Mahkemesi, idari merci tecavüzü olduğunu tespit ederek dava dilekçesi ve eklerinin Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna tevdiine 28/11/2013 tarihinde karar vermiştir. Daha sonra başvurucu Bilal Güvendi adına velayeten, birinci başvurucunun annesi ile diğer başvurucu Şevket Güvendi adına ise asaleten, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte toplamda 250 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat istemiyle Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna karşı 17/2/2014 tarihinde tam yargı davası açılmıştır. Dava dilekçesinde özetle yürütülen tedavi sırasında üç gün sonra damar dışına sıvı sızmasına bağlı olarak birinci başvurucunun elinde ödem geliştiği, durumun düzelmemesi üzerine 13/9/2012 tarihinde aynı yerde deri grefti (vücudun bir bölgesinden vücudun başka bir bölgesine damar ve sinir bağıntısı olmadan alınan dokuların nakli) uygulandığı, en son 17/9/2012 tarihinde pansuman yapılarak iki gün sonra kontrole gelinmesi şartı ile birinci başvurucunun taburcu edildiği belirtilmiştir. Ayrıca durumun kötüleşmesi üzerine uzun uğraşlar sonucunda Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde 10/12/2012 tarihinde yapılan ameliyatla kasık bölgesinden alınan parça ile birinci başvurucuya deri grefti uygulandığı açıklanmıştır. Mevcut durumda birinci başvurucunun elinin tam açılamadığı ve tüm hayatı boyunca sakat kalma riski ile karşı karşıya olduğu da dava dilekçesinde ifade edilmiştir. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde görülen davada, birinci başvurucunun tedavisi ve ameliyatlarında hizmet kusuru olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda yapılan tetkik ve tedavilerin örneği ile hasta dosyası, doğumun gerçekleştirildiği hastane ile Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinden istenmiştir. Söz konusu belgelerin ilgili kurumlardan Mahkemeye gönderilmesi üzerine uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna (ATK) gönderilmesine 2/4/2015 tarihinde karar verilmiştir. ATK tarafından birinci başvurucunun bir üniversite hastanesine sevk edilip plastik ve rekonstrüktif cerrahi bölümünde yapılacak ayrıntılı muayenesine ilişkin raporun temin edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Daha sonra birinci başvurucu, en az birisi profesör olmak üzere toplam üç öğretim üyesi tarafından muayene edilmek üzere Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesine sevk edilmiştir. Anılan hastane tarafından hazırlanan 2/12/2015 tarihli rapor, Mahkemeye sunulmuştur. Bunun üzerine dosya ATK'ya tekrar iletilmiştir. Aralarında plastik ve rekonstrüktif cerrahi dalında uzmanlığını yapmış profesörün de bulunduğu ATK'nın 6/5/2016 tarihli raporunun sonuç kısmında ilgili sağlık personellerine atfı kabil bir kusur tespit edilmediği belirtilmiştir. On dört sayfalık raporun sonuç kısmı şu şekildedir:"Özefagus atrezisi nedeni ile opere edildiği, total parenteral nutrisyonun (TPN) [damardan verilen besin desteği] damar dışına sızması neticesinde deride nekroz [doku ölümünün] geliştiği, pansuman yapıldığı, debridman [yara yüzeyinden ölü veya enfekte dokuyu kesip çıkarma] ve greft uygulandığı, sağ elde kontraktür [kasların anormal olarak kısalması] geliştiği, hatalı uygulama neticesinde elin sakat kaldığının iddia edildiği bildirilen 2012doğumlu Bilal Güvendi'ye ait adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde;Özefagus atrezisi nedeniyle ağızdan beslenmenin yapılamayacağından küçüğe TPN başlanmasının tıbben doğru olduğu, verilen beslenme sıvısının damar dışına kaçması neticesinde meydana gelen cilt nekrozunun her türlü özene rağmen oluşabilen, herhangi bir tıbbi ihmal ve kusura izafe edilemeyen komplikasyon olarak değerlendirildiği, komplikasyon yönetiminin tıp kurallarına uygun yapıldığı, yapılan cerrahi müdahalenin tıbben doğru olduğu, küçükte elde meydana gelen kontraktürün küçüğe fizik tedavi uygulansa bile büyüyen organ neticesinde beklenen bir durum olduğu cihetle, ilgili sağlık personellerine atfı kabil bir kusur tespit edilmediği oy birliği ile mütalaa olunur." Başvurucuların vekili 11/7/2016 tarihinde bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve tekrar bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Aynı yöndeki istem 30/11/2016 tarihinde tekrar edilmiştir. Mahkeme 27/4/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Gerekçeli kararda, somut olaya ilişkin olarak ATK raporunun sonuç kısmı aynen aktarılmış; bilirkişi raporunun bilimsel verilere uygun olarak hazırlandığı ve rapora yapılan itirazın yerinde görülmediği belirtilmiştir. Bu doğrultuda gerekçenin son kısmında tazminat hukukunda idarelerin tazminata mahkûm edilebilmesi için ortada bir kusurun, tazminat talep edenin ise bir zararının bulunması gerektiği, sağlık hizmetlerinin bünyesinde risk taşıyan hizmetler olduğu ve sağlık hizmetlerinden dolayı idarelerin tazminata mahkûm edilebilmesi için ağır kusurunun bulunması gerektiği ifade edilmiştir. Bu açıdan değerlendirme yapılmak suretiyle sağlık personeline atfı kabil bir kusur tespit edilmediğine dair ATK raporuna vurgu yapılmıştır. Anılan karara karşı başvurucular, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf başvuru dilekçesinde başvurucular, birinci başvurucunun tedavi sırasında ve ameliyat sonrasındaki yaşamında başına gelenleri anlatmış; ATK raporunun hatalı ve eksik değerlendirme içerdiğini, olayın komplikasyon olmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca birinci başvurucunun yaşadığı olaylar nedeniyle yaşıtlarından geri kaldığını, ileride iş hayatında da zorluk yaşama ihtimalinin bulunduğunu belirterek en azından manevi olarak ailenin bir nebze rahata ermesi için dosyanın tekrar incelenmesini ve davalı idarece sorumluluğu çerçevesinde zararlarının tazmin edilmesini talep etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire) 25/10/2017 tarihinde istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vermiştir. Bu kapsamda manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmın kaldırılmasına, takdiren 000 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine, kararın maddi tazminat ile manevi tazminatın kalan kısmının reddine ilişkin yapılan istinaf başvurusunun reddine ve kararın bu kısmının onanmasına kesin olarak karar vermiştir. Bu kapsamda Daire, ilk derece mahkemesinin 250 TL maddi tazminat ile 000 TL manevi tazminatın reddine ilişkin hükmünde hukuka ve usule aykırı bir yön bulunmadığını belirtmiş; istinaf başvurusu nedenlerini kararın bu kısmını kaldıracak nitelikte görmemiştir. Daire, kararında daha sonra manevi tazminatın amacından ve işlevinden bahsetmiş; davalı idarece beslenme sıvısının damardan verilmesi sırasında gerekli tedbirler alınmadığından olay nedeniyle oluşan zararın karşılanması gerektiğini belirtmiştir. Bu kapsamda birinci başvurucunun elinde doku kaybı başladığı ve tedavi sürecinin devam etmesi nedeniyle duyulan acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntılarının kısmen de olsa dindirilmesi için takdiren 000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Nihai karar 21/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. B. Bireysel Başvuru Sonrası Gelişen Olaylar Kişisel bir müracaat sonucunda Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi, birinci başvurucu hakkında heyet raporu düzenlemiştir. 8/3/2018 tarihli heyet raporuna göre birinci başvurucuya eklem kontraktürü teşhisi konulmuştur. Bu kapsamda birinci başvurucunun %51 oranında engelli olduğu tespit edilmiştir. Bu rapor üç yıl süreyle geçerlidir. Bunun üzerine birinci başvurucu adına 000 TL maddi, 000 TL manevi, birinci başvurucunun annesi ve babası için ise ayrı ayrı 000 TL olmak üzere toplam 000 TL tazminat Sağlık Bakanlığından 20/4/2018 tarihinde talep edilmiştir. Talebin zımnen reddi üzerine sadece birinci başvurucu adına açılan tam yargı davasında, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 500 TL maddi ve 000 TL manevi tazminatın 9/8/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminde bulunulmuştur. Ankara İdare Mahkemesi, kesin hüküm nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Bu kapsamda ilk olarak daha önceki yargılamadan bahsetmiş ve kesinleşen karara dair gerekçeye aynen yer vermiştir. Daha sonra yapılan değerlendirme ise şu şekildedir:"...karar verilerek kesinleştiği anlaşıldığından, dava dilekçesinde de "Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesinden alınan 2018 tarih ve 533 nolu raporda da durumunun tescillendiği"ni belirttikleri üzere Adli Tıp Kurumunda tespiti yapılmış olan eldeki rahatsızlığın yeni tarihli alınan raporla tescilinden ibaret olan yeni bir hizmet kusuru ya da yeni ortaya çıkan bir zarar ileri sürmeden aynı hizmet kusuru sonucu daha önceden oluşan ve tespiti yapılan zarara dayanılarak açılan davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmesine olanak bulunmamaktadır." Daire, istinaf başvurusunu 16/1/2019 tarihinde reddetmiştir. Nihai karar 19/2/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Sadece davacı birinci başvurucu adına 21/3/2019 tarihinde bir kez daha bireysel başvuru yapılmıştır. 2019/8817 numara ile kaydedilen söz konusu bireysel başvuru hakkında henüz bir karar verilmemiştir. Anılan başvuru dosyasına sunulan belgelerden Sağlık Bakanlığı Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ve geçerlilik süresi üç yıl olan 15/10/2021 tarihli raporda birinci başvurucunun orta düzeyde özel gereksiniminin olduğu ifade edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-