Başvuru, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla (HAGB) sonuçlanan davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla (HAGB) sonuçlanan davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/12/2013 tarihinde Antalya Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 16/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 19/11/2015 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 19/1/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 2/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 15/2/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Bir hastanede doktor olan başvurucu ile ambulans şoförü S.G. yaşadıkları bir tartışmanın ardından birbirlerinden şikâyetçi olmuşlardır. S.G. 27/6/2012 tarihli polis ifadesinde başvurucunun kendisine yönelik “sen bir şoför parçasısın” ve “senin ağzına sı.arım, defol git buradan” dediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ise “ş[o]för olarak bana nasıl müdahale edersin” dediğini, S.G.nin kendisine hakaret ettiğini ve bağırdığını belirtmiştir. Olayla ilgili ifadeleri alınan tanıklardan E.E. ve Ö., başvurucunun S.G.ye “sen bir şoförsün, benim dengim değilsin, bana cevap veremezsin, karşılık veremezsin” şeklinde ifadeler kullandığını beyan etmişlerdir. Diğer bir tanık A. ise başvurucunun “sen ş[o]försün karışma” dediğini söylemiştir. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 12/12/2012 tarihinde başvurucu hakkında hakaret, S.G. hakkında ise hakaret ve tehdit suçlarından dava açmıştır. Antalya Sulh Ceza Mahkemesinde görülen davanın 29/5/2013 tarihinde yapılan ilk duruşmasında başvurucu ve S.G. şikâyetlerinden vazgeçmişler ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına muvafakat ettiklerini belirtmişlerdir. Mahkeme önünde görülen 18/9/2013 tarihli ikinci duruşmaya başvurucu katılmamıştır. Duruşmada tanıklar Ö. ve A. önceki ifadelerini tekrar etmişler, bulunamayan tanık E.E.nin dinlenilmesinden ise vazgeçilmiştir. Antalya Sulh Ceza Mahkemesi 18/9/2013 tarihli ve E.2012/1106, K.2013/557 sayılı kararıyla tarafların ve tanıkların beyanlarını ve dosyadaki diğer belgeleri dikkate alarak başvurucunun kamu görevlisi olan S.G.ye karşı hakaret suçunu işlediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, başvurucunun 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Diğer sanık S.G. hakkında tehdit suçundan açılan dava, şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşürülmüş; karşılıklı olması nedeniyle hakaret eylemi için ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Başvurucu bu karara HAGB talebi olup olmadığının yargılamanın başında değil, mahkûmiyet sonucuna ulaşılmasının ardından sorulması gerektiği; davanın başında HAGB’ye muvafakat edilmesinin, başvurucunun suçu işlediği hususunda hâkimi etki altında bıraktığı, müşteki ve tanık ifadeleri arasındaki farklılığın bu etkiyi gösterdiği gerekçesiyle itiraz etmiştir. Antalya Asliye Ceza Mahkemesi 18/11/2013 tarihli ve E.2012/1106, K.2013/557 sayılı kararı ile sonuç ceza miktarına, başvurucunun muvafakatinin bulunmasına, sabıkasız oluşuna ve verilen cezaya konu suçun niteliğine göre zarar kavramının incelenerek usul ve yasaya uygun bir karar verildiği gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Nihai karar, başvurucuya 28/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:“…(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;…c) … Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.…(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. ... Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; …..karar verilebilir. ….(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. …(12) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.”