3. Hukuk Dairesi 2024/2100 E. , 2025/1323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1888 E., 2024/60 K. DAVA TARİHİ : 29.12.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/756 E., 2022/190 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi
**3. Hukuk Dairesi 2024/2100 E. , 2025/1323 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1888 E., 2024/60 K. DAVA TARİHİ : 29.12.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/756 E., 2022/190 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı Hastanede kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yapan davalı doktora muayene olduğunu, rahim bölgesinden parça alınarak patolojiye gönderildiğini, tetkik neticesinde davalı doktor tarafından kendisine rahim ağzı kanseri olduğunun bildirildiğini, bu nedenle ameliyat olduğunu, patoloji sonuçlarının kötü olması nedeniyle rahmin tamamen alınmak üzere ikinci kez ameliyata alındığını, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, sonrasında ağrılarının oluştuğunu, ameliyat sırasında meydana gelen kesiklerden dolayı mesanenin içinde çürüme ve delinmelerin meydana geldiğini, aslında kanser olmadığının bildirildiğini, yanlış tanı ve tedavi nedeniyle rahim, yumurtalıklar ve lenf bezlerini kaybettiğini, hatalı tıbbi uygulama nedeniyle şimdilik 2.500,00 TL maddi ve 750.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Antalya Yaşam Hastaneleri A.Ş. vekili; davacının davalı doktora muayene olduğunu, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini, patoloji sonucuna göre davacıda kanser bulgusuna rastlandığını, davacının en ufak yayılma riskini göze alamayacağını vurgulayarak rahim, yumurtalık ve lenf alınması yolu ile cerrahi uygulanması kararını teyit ettiğini, yapılan operasyonun başarı ile gerçekleştiğini, tüm tıbbi önlemlerin alındığını, davacının kanser olmamasının sebebinin yapılan cerrahi ve tedavi sayesinde kanserli dokulardan arınmış olmasının olduğunu, kusuru bulunmadığını, zamanaşımı itirazının bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; müvekkili davacıya gösterdiği ilgi ve alaka neticesinde kısa zamanda hastaya kanser teşhisi konularak gerekli tedavilerin uygulandığını, hatalı teşhis konulmadığını, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunu, ameliyat sonrası gerçekleşen durumların komplikasyon olduğunu, tarafına kusur atfedilemeyeceğinden davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının tüm tıbbi belgeleri toplandıktan sonra Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinden alınan 29.04.2020 tarih ve 1963 nolu rapor içeriği ve sonucu ile uzman bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08.12.2020 tarihli heyet raporuna göre, davacının 11.04.2016 tarihinde davalı Hastanede yapılan tahlillerde yüksek dereceli lezyon saptandığı, 20.05.2016 tarihinde yapılan konizasyon ameliyatı sonucunda evre 1A2 kanser tespit edilmesi nedeniyle 08.06.2016 tarihinde davalı doktor tarafından ameliyat edildiği, yapılan konizasyon işlemi sırasında tümör dokusunun lokal çıkarılması nedeniyle sonrasında yapılan histerektomi materyalinde tümör hücresinin görülemeyebileceği, yapılan cerrahi girişimler arasında söz konusu ameliyat şeklinin uygulanan yöntemlerden biri olduğu, bu tür ameliyatlardan sonra söz konusu klinik şikayetlere neden olan bulgularda tam düzelme olamayabileceği, bunun yanı sıra ameliyat sonrasında ortaya çıkan üreter yaralanmasının bu tür ameliyatlardan sonra ortaya çıkabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, söz konusu komplikasyonları gidermeye yönelik operasyonların yapılabileceği, davalıların yapılması gereken tıbbi müdahale ve tedavileri zamanında ve tıbbın gerek ve kurallarına göre yaptıkları, operasyon sonrasında gelişen durumun, önlenemeyecek tıbbi bir komplikasyon olduğu, bir tıbbi ihmal veya tıbbi hata olmadığı, dolayısıyla hastada işlemi gerçekleştiren doktor ve hastanenin ortaya çıkan sonuçtan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle davalıların eylemleri ile gelişen durum arasında bir illiyet bağı bulunmadığı, operasyonu yapan doktor ve operasyonun yapıldığı davalı Hastanenin mesleki eylem ve davranışlarında herhangi bir kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporları ve bütün dosya kapsamına göre davacının cerrahi işlemlere ilişkin onam verdiği, bahse konu işlemlerin operasyon sonrasında gelişebilen komplikasyonlardan olduğu, dosya kapsamında tıbbi bir ihmal ve hatanın tespit edilemediği, bu nedenle gerek operasyonu yapan doktor gerekse operasyonun yapıldığı hastane yönünden yapılan işlemler bakımından davalıların herhangi bir kusuru bulunmadığı dikkate alındığında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkiline yanlış teşhisi konularak sözde kanser ameliyatı yapıldığını, mahkemece eksik incelemeyle karar verildiğini, kusurlu ve ihmali olarak gerçekleştirilen ikinci ameliyat neticesinde davacının mesanesine ve sağ üretraya kesik atıldığını, sağ kasıktaki lenf temizliği yapılırken de sağ bacak, iç dış ve arka sinirlerinin zarar gördüğünü, daha önceki ameliyat sırasında meydana gelen kesiklerden dolayı mesanenin içinde çürüme ve delinmelerin meydana gelmesinden dolayı yine başarısız bir ameliyat gerçekleştirildiğini, idrar kanalında uyarı hissinin kaybolduğunu, idrar birikmesi meydana geldiğini, akabinde idrar birikmesi de böbreklerde sızıntıya neden olarak böbreklerde büyümeye sebebiyet verdiğini, bilgisi ve rızası olmadığı halde açık ameliyat kararı alındığını, kalıcı sağlık sorunlarının tamamının sebebinin davalı doktorun yanlış teşhisi sebebi ile yaptığı bir dizi ameliyatlar olduğunu, alınan Adli Tıp raporlarının eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yapılan ameliyatlar ve ilgili tedavilerle ilgili gerekli aydınlatma yapılmadığını, doğabilecek komplikasyonlarla ilgili onamının alınmadığını, davada davalılar aleyhine açılan davanın red sebebi ortak olduğundan, her bir davalı vekiline ayrı ayrı vekalet ücretine takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, karar başlığında davalı Antalya Yaşam Hastaneleri Özel Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin (ticari şirket adının) açıkça yazılmamış olmasının maddi hataya müstenit olup mahallinde her zaman düzeltilebileceğine ve özellikle hasta onam formlarının usulüne uygun olmasına, Mahkemece alınan bilirkişi raporları ile davalılara izafe edilebilecek kusur bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi