10. Ceza Dairesi 2023/13496 E. , 2024/25240 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi 2. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi. HÜKÜMLÜ : ... SUÇLAR : 1. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma 2. Değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile …
**10. Ceza Dairesi 2023/13496 E. , 2024/25240 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi 2. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi. HÜKÜMLÜ : ... SUÇLAR : 1. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma 2. Değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçmeksizin 12.09.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçmeksizin 01.07.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/19896 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63690 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63690 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/07/2017 tarihli ve 2016/1158 esas, 2017/503 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Asıl kararın bozulması halinde ertelenen cezanın aynen infazına ilişkin Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2019 tarihli ve 2016/1158 esas, 2017/503 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/12/2019 tarihli ve 2019/2807 değişik iş sayılı kararının yok hükmünde olacağı gözetilerek yapılan değerlendirmede, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Somut olayda, sanığın atılı suçu içeren 24/02/2016 tarihli eylemi nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/04/2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince şüphelinin Avcılar/İstanbul" adresine tebliğ edilerek anılan kararın kesinleştirildiği ve şüphelinin tekrar 03/06/2016 tarihinde aynı suçu işlediğinden bahisle hakkında açılan kamu davası üzerine, yapılan yargılama sonucunda sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, dosya kapsamında sanığın bilinen son adresine daha önce usulüne uygun olarak yapılmadan mernis adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, bu durumda 5 yıl erteleme süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği cihetle, usulüne uygun bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulunun gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2018 tarihli ve 2018/202 esas, 2018/253 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Asıl kararın bozulması halinde ertelenen cezanın aynen infazına ilişkin Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/09/2020 tarihli ve 2018/202 esas, 2018/253 sayılı ek kararının yok hükmünde olacağı gözetilerek yapılan değerlendirmede, Sanık hakkında Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2017 tarihli kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, sanığın yokluğunda verilen bu kararın 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, dosya kapsamında sanığın bilinen son adresine daha önce usulüne uygun olarak yapılmadan doğrudan mernis adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesindeki şartlar oluşmamasına karşın, sanık hakkında hükümlerinin açıklanmasına karar verilmesinde, 3-Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/07/2017 tarihli ve 2016/1158 esas, 2017/503 sayılı ve Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2018 tarihli ve 2018/202 esas, 2018/253 sayılı kararları yönünden; Yargılamalara konu somut olayda, Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2017 tarihli ve 2016/217 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 21/11/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 20/04/2016 olduğu, Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/07/2017 tarihli ve 2016/1158 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 24/02/2016, iddianame düzenleme tarihinin 18/11/2016 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/1158 Esas, 2017/503 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında 24.02.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2016 tarihli ve 2016/9008 Soruşturma, 2016/246 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 22.04.2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, 2. Denetim süresi içinde 03.06.2016 tarihinde tekrar aynı nev'iden suçu işlemesi sebebiyle erteleme kararının kaldırılarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2016 tarihli ve 2016/9008 Soruşturma, 2016/12558 Esas, 2016/11559 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2017 tarihli ve 2016/1158 Esas, 2017/503 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 12.09.2017 tarihinde kesinleştiği, 4. Sanığın denetim süresi içerisinde 23.10.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli ve 2016/1158 Esas, 2017/503 Karar sayılı ek kararı ile, erteli hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, anılan ek kararın itirazın reddine ilişkin Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/2807 değişik iş sayılı kararı ile kesinleştiği Anlaşılmıştır. 5. Ertelenen cezanın aynen infazına ilişkin Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2019 tarihli ek kararı ile Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/2807 değişik iş sayılı kararının; Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2017 tarihli kararının kanun yararına bozulması halinde infaz kabiliyetinin bulunmayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." ve 191/4. maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde düzenlemelere yer verildiği ve 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddeleri ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, Sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılması ve 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre yapılması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle erteleme kararının kesinleşmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde tebliği ile kesinleşmesini takiben denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması ve infazın sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. B. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/202 Esas, 2018/253 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 21.11.2015 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2016 tarihli ve 2016/37879 Soruşturma, 2016/14411 Esas, 2016/1707 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2017 tarihli ve 2016/217 Esas, 2017/78 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, 3. Sanığın denetim yükümlülüklerine uymadığının mahkemesine bildirilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2018 tarihli ve 2018/202 Esas, 2018/253 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki hüküm açıklanarak sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, 4. Sanığın denetim süresi içerisinde 23.10.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ve 2018/202 Esas, 2018/253 Karar sayılı ek kararı ile, erteli hapis cezasının aynen infazına karar verildiği Anlaşılmıştır. 5. Sanığın 24.02.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2016 tarihli ve 2016/9008 Soruşturma, 2016/246 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, inceleme konusu dosyadaki suç tarihinin 21.11.2015 olup 11.04.2016 tarihli erteleme kararından önce olduğu dikkate alındığında, bu durumda 21.11.2015 tarihli eylemin 11.04.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içinde eriyeceği, erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edilmesi gerektiği, 21.11.2015 tarihli eylemin, ileride ihlal nedeniyle erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açılması halinde mahkemesince, cezanın belirlenmesinde alt sınırdan ayrılma hususunda takdir hakkının kullanılması ile teşdit sebebi yapılabileceği anlaşıldığından, kovuşturma şartının geçekleşmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilerek Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2017 tarihli ve 2016/217 Esas, 2017/78 Karar sayılı kararının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılması ve 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre yapılması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle anılan kararın kesinleşmediği, buna bağlı olarak Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı ve haliyle Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2018 tarihli ve 2018/202 Esas, 2018/253 Karar sayılı kararı ile cezanın aynen infazına ilişkin Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ek kararının yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, sanığın 17.08.2022 tarihli kanun yararına bozma talepli dilekçesinin Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2017 tarihli ve 2016/217 Esas, 2017/78 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararına yönelik itiraz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 27.10.2009 tarihli ve 2009/206 Esas, 2009/250 Karar sayılı kararında; "...Hukuken geçerli olmayan karar ve hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması olanaklı olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu nedenlerle kabulü ile Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin bu nedenlerle reddine karar verilmesi" gerektiği kabul edilmiştir. Hukuken geçerli olmayan, yok hükmünde olan inceleme konusu kararın kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2018 tarihli ve 2018/202 Esas, 2018/253 Karar sayılı kararına ilişkin kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2017 tarihli ve 2016/1158 Esas, 2017/503 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Dava dosyasının, mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde karar verildi.