Başvurucu 1997 yılında açtığı hukuk davasının yaklaşık on altı yıl sonra hükme bağlandığını ve verilen kararda tapu kayıtlarının nazara alınmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 10. , 35. , 36. , 138. ve 14 maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu 1997 yılında açtığı hukuk davasının yaklaşık on altı yıl sonra hükme bağlandığını ve verilen kararda tapu kayıtlarının nazara alınmadığını, bu nedenle Anayasa’nın , , , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 15/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 11/6/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 17/9/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için 23/9/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 25/11/2013 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içerisinde 10/12/2013 tarihinde ibraz etmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Ankara ili Gölbaşı ilçesi İncek köyü 534 parsel sayılı taşınmaz Ankara Tapulama Mahkemesinin E.1961/256 sayılı dava dosyasında yargılama konusu olmuş, ancak mahkeme tarafından keşif sonrası bilirkişi tarafından çizilen krokide (a) harfi ile gösterilen bu taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Bu durum üzerine aynı mahkeme tarafından 6/12/1975 tarih ve E.1961/256, K.1975/23 müteferrik sayılı karar ile taşınmazın tavzih yolu ile tapuya tesciline karar verilmiş, taşınmaz 27/11/1987 tarihinde 3366 yevmiye numarası ile 534 parsel numarası altında tapu kütüğüne tescil edilmiştir. Mahkeme tarafından verilen bu tavzih kararı temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin E.1991/14174, K.1992/10545 sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamı doğrultusunda Gölbaşı Kadastro Mahkemesinin 12/8/1997 tarih ve E.1996/1,K.1997/1 sayılı kararı ile Ankara Tapulama Mahkemesinin tavzih kararının usulsüzlüğüne ve hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Başvurucu tarafından 24/9/1997 tarihinde Ankara ili Gölbaşı ilçesi İncek köyü 534 parsel sayılı bu taşınmaza ilişkin tapu kaydının yolsuz tescil nedeniyle iptali ve tescili için tapu iptal ve tescil davası açılmıştır. Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 3/3/1998 tarih ve E.1997/372, K.1998/183 sayılı kararıyla bir mahkeme kararı ile tapu siciline kaydedilen ayni bir hak için yolsuz tescil iddiasında bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 28/10/1998 tarih ve E.1998/4818, K.1998/11113 sayılı ilamı ile “…Gölbaşı Kadastro Mahkemesinin 1996/1 esas ve 1997/1 sayılı kararı taraflara tebliğ edilip kesinleşmemiştir. Bu nedenle temyize konu iş bu davada Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin kadastro mahkemesinin kararının kesinleşmesini beklemesi gerekmektedir…” şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtayın bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam eden Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi, 11/3/2008 tarih ve E.1999/38, K.2008/142 sayılı kararı ile Tapulama Mahkemesi dosyasında 535 parsel sayılı taşınmaz yönünden hükmen oluşturulan sicildeki hak sahibi kişi ve payların dava konusu 534 parsel sayılı taşınmaz için de geçerli olduğu ve davacıların davayı açmakta haklı oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir. Belirtilen hüküm temyiz edilmekle Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/10/2008 tarih ve E.2008/3012, K.2008/4626 sayılı ilamı ile “… davacıların dava konusu taşınmazı edinip edinmediklerinin belirlenmesi, bu konuda kendilerine delillerini sunmak üzere süre ve imkan tanınması, mülkiyet hakkının doğduğu belirlendikten sora davalıların kazanımlarında kötü niyetli olup olmadığı hususunda davacıların delillerinin sorulması, davalılar karşı delil gösterdikleri takdirde onların da toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir…” şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur. Bozma kararı sonrası Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2009/480 sırasına kaydı yapılan davanın yürütülen yargılaması neticesinde Mahkemenin 24/3/2011 tarih ve E.2009/480, K.2011/216 sayılı kararı ile davacı tarafın mülkiyet hakkının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. Tarafların temyizi üzerine bu karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/5/2012 tarih ve E.2012/1967, K.2012/4684 sayılı ilamı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 14/3/2013 tarih ve E.2012/11319, K.2013/3551 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Bu karar başvurucu vekiline 12/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından bu karar aleyhine 15/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” 4721 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.”