T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/404 - 2026/603 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/404 KARAR NO : 2026/603 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2023 NUMARASI : 2023/74 E. - 2023/551 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/404 - 2026/603 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/404 KARAR NO : 2026/603 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2023 NUMARASI : 2023/74 E. - 2023/551 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2023 tarih ve 2023/74 Esas - 2023/551 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." markasını 32 seneyi aşkın aralıksız olarak kulandığını, ilgili ibare altında pek çok farklı ürün ürettiğini, müvekkilinin "..." markasını taşıyan ürünlerin tüketiciler tarafından en çok tercih edilen gıda ürünlerinden biri haline geldiğini, müvekkili Şirketin "..." esas unsurlu markasının davalı Kurum nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, davalı gerçek kişinin 2021/085519 sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında ayniyet derecesinde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkiline ait "..." markasını doğrudan ayrı ve bağımsız bir kelime olarak içerdiğini, davalı tarafından markasının başına eklenen "..." ekinin marka başvurusuna hiçbir ayırt edicilik kazandırmadığını, ... kelimesinden sonra yine çeşitli emtia sınıflarında yer alan markalar tarafından kullanılan ayırt ediciliği zayıf "..." ibaresinin eklenmesinin de iltibas tehlikesini ortadan kaldırmadığını, bu sebeple tüketicilerin dikkatinin doğrudan "..." ibaresi üzerinde yoğunlaşacağını, tüketicilerin davalı markasını, müvekkili markası ile karıştırmasının ya da müvekkilinin seri markaları ile ilişkilendirmesinin ve yeni bir alt marka/seri marka zannetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı malların, müvekkili markalarının kapsadığı mallar ile bire bir aynı/benzer ve doğrudan bağlantılı bulunduğunu, davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-17829 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, markaların karıştırılmayacağını, müvekkilinin yıllardır üretici olarak ticari itibar kazandığını, davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan işbu davadan dolayı müvekkilinin itibarının zedelendiğini ve müşteri kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, görsel, işitsel ve kavramsal olarak taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, davaya konu markanın esaslı unsurunu "..." ibaresinin oluşturmadığı, söz konusu sözcüğün "diyet gıda, yağsız ürün vb" çağrışım gücü nedeniyle gıda sektörü açısından ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun genel görünümü dikkate alındığında, ayırt ediciliğini vurgulayan unsurun "..." sözcüğü olduğu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının "... ..." markasının ülkemizde "bisküvi, kraker" ürünleri bakımından tanınmış marka statüsünde olduğu, ancak somut olayda taraf markaları benzer olmadığından ve "..." ibaresi çekişme konusu "diyetetik ürünler" bakımından telmih gücü yüksek, zayıf marka olduğundan dava konusu "... ... ..." markasının tescilinin davalıya haksız bir yarar sağlaması, davacı markasının itibarına zarar vermesi veya ayırt edici karakterini zedelemesi ihtimallerinin bulunmadığı, açıklanan nedenlerle SMK’nın 6/4 veya 6/5 maddesi anlamında bir tescil engeli olmadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, aksi yöndeki mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu markaların birebir aynı mal ve hizmetleri kapsadığı tespit edilmişse de bu hususun, markaların karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde dikkate alınmadığını, müvekkili Şirket markalarının ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönündeki tespitlerin de hukuka aykırı olduğunu ve kabulünün mümkün bulunmadığını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında da başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, buna göre davacının "..." esas unsurlu markalarıyla davalının "... ... ..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, bu nedenle ayırt ediciliği düşük "..." ibaresinin dava konusu başvuruda yer almasının iltibasa sebebiyet verecek mahiyette olmadığı, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından, davacının mesnet markalarının tanınmışlığının da somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.