11. Hukuk Dairesi 2016/3291 E. , 2017/5344 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2013/359-2015/783 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belg
**11. Hukuk Dairesi 2016/3291 E. , 2017/5344 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2013/359-2015/783 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 1/3 oranında payının bulunduğunu, davalılar ... ve ...'un şirketin diğer ortakları olduğunu, şirket sermayesinin 30.000 TL'den 900.000 TL'ye çıkarıldığını, serbest muhasebeci tarafından düzenlenen rapordan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin ortaklar cari hesabında görünen alacağından karşılanmak üzere diğer ortakların da sermaye borçlarının müvekkili tarafından karşılandığını, böylece şirketin tüm sermayesinin ödenmiş olduğunu, bu durumda davalı ortakların müvekkiline ayrı ayrı 290.000'er TL borçlarının bulunduğunu ileri sürerek diğer iki ortağın toplamda 580.000 TL tutan sermaye borçlarının davalılar adına müvekkili tarafından ödendiğinin ve bu miktarda müvekkilinin davalılardan alacaklı olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, dava dilekçesinde sözü edilen raporun davacı ile birlikte zimmet suçundan şüpheli kişi tarafından düzenlendiğini, hukuken hiç bir resmi yetkiye sahip olmayan bir muhasebecinin beyanlarının şirketi ve diğer ortakları bağlamayacağını, şirkete ait bilanço ve kesin mizan kayıtlarından da görüleceği üzere müvekkillerinin bir sermaye borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ortaklarının 580.000 TL tutarındaki sermaye borcunun davacı ortak tarafından yerine getirildiğinin hemen tespit edilmemesi halinde davacının hukuki durumunun halihazırda bir tehlike ve tehdit altında olmadığı, davacının, diğer ortaklar adına yapmış olduğu sermaye ödemesi için her zaman eda davası açabileceği bu nedenlerle davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddini karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.