T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1952 KARAR NO:2025/1953 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:10/06/2025 NUMARASI:2025/281 Esas - 2025/404 Karar DAVA:Şirketin tüzel kişiliğinin ihyası Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden red…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1952 KARAR NO:2025/1953 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:10/06/2025 NUMARASI:2025/281 Esas - 2025/404 Karar DAVA:Şirketin tüzel kişiliğinin ihyası Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne kayıtlı iken sicilden terkin edildiğini ve şirketin tasfiyesinin tamamlandığının, ancak daha sonra ortaya çıkan hak ve yükümlülükler nedeniyle şirketin ihyasının zaruri hale geldiğini, İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/277 Esas dosyasında davalı şirketin ihyası için süre verildiğini, şirketin 19.06.2023 tarihinde tasfiyeye girdiğini ve 02.11.2023 tarihinde tasfiyesinin tamamlandığını, müvekkilinin terdik edilen şirket ile olan davasının sonuçlandırılması için şirketin ihyası gerektiğini ileri sürerek, davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usuli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti ise aynı Kanun'un 51. maddesindeki medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. Fiil ehiyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usul işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf sıfatı (aktif veya pasif dava ehliyeti) ise dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Somut olayda, davalı şirket sicilden terkin edildiğinden tüzel kişiliği son bulmuş ve davalı olarak davada taraf olma ehliyeti bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın HMK'nnı 114/1-d ve 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece gerekçesiz şekilde adli yardım talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kanun yolunda da yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesi gerektiğini, talebin esasında terkin edilen bir şirketin ihyası olması nedeniyle TTK'nın 529 ve devamı maddeleri uyarınca, tasfiyeden sonra ortaya çıkan hak ve borçlar nedeniyle şirketin yeniden faaliyete geçirilmesinin mümkün olduğunu, tasfiyesi tamamlanıp sicilden terkin edilen şirketler hakkında ihya davası açılabileceği ve bu şirketlere husumet yöneltilebileceğini, esasında İstanbul 11. AHM'nin 2022/277 Esas sayılı dosyasında da şirkete karşı ihya davası açılması için süre verildiğini, müvekkilinin askerlik hizmeti ve ekonomik yetersizliği dikkate alınmadan, yalnızca eksik belge gerekçesiyle adli yardım talebinin reddedilmesinin usulsüz olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 547. maddesi gereğince, tasfiye sonucu sicil kaydı terkin edilen şirketin sicil kaydının, ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için ihyası talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547. maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. Bu durumda davanın şirketin tasfiye memuru ile zorunlu davalı olarak sicil memurluğuna yöneltilmesi gerekmektedir. Bunun dışında, terkin ile tüzel kişiliği sona ermiş şirketin davalı olarak gösterilmesi mümkün değildir. İhyası istenilen şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi ile şirketin hak ve fiil ehliyetinin sona ermiş olması nedeniyle ihyası gerektiğinden, ihyası istenen bu şirkete yönelik bir dava açılarak şirketin ihyasının istenilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davada taraf ehliyeti olmayan şirkete yönelik davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir.Şirketin başka bir mahkemedeki davada temsili için ihyası gerektiğini ve bu mahkemece şirkete karşı dava açılmasının istendiği belirtilmiş ise de burada amaçlanan hususun şirketin ihyası olduğu, terkin ile tüzel kişiliği sona eren bir şirketin ihya davasında davalı olarak gösterilebileceğine ilişkin başka bir mahkemenin ara kararı bulunsa dahi taraf sıfatının yukarıdaki gibi belirlenmesi gerektiği, başka bir mahkemenin ara kararı ile terkin edilen şirketin bu davada davalı sıfatını kazanamayacağı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararı yerindedir.Davacı vekili, müvekkilinin adli yardım talebinin haksız şekilde reddedildiğini ileri sürmektedir. HMK'nın 336/2. maddesine göre talepte bulunan kişinin iddiasını dayandırdığı belgeleri ile yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığına ilişkin belgeleri de talebine eklemesi gerektiği belirlenmiştir. Bunun yanında davacının talebinin, açıkça dayanaktan yoksun olmaması gerekir. Davanın taraf ehliyeti olmayan terkin edilmiş şirkete yöneltilmiş olması karşısında, mahkemece adli yardım talebinin kabul edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı tarafından yukarıda belirlen hasımlara karşı usulüne uygun bir dava açılması hâlinde yetkili olan mahkemelerce ihya davasının şartlarının değerlendirilerek bir karar verilebileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme soncu, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.